Av. Mehmet Bacaksız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Türkçe Yüzyıllardır İhmal Ediliyor

Türkçe Yüzyıllardır İhmal Ediliyor

featured

Yazar Mehmet Bacaksız, Türk dilinin tarih boyunca maruz kaldığı ihmal ve yozlaşma sürecini eleştirel bir perspektifle ele almaktadır. İslamiyet’in kabulüyle başlayan Arap ve Fars etkisi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Türkçenin saray çevresinden dışlanmasına ve suni bir dil yapısının oluşmasına yol açmıştır. Atatürk dönemi ile Türkçenin hak ettiği değeri gördüğü kısa bir altın çağ yaşansa da, sonrasında başlayan İngilizce hayranlığı dilimiz üzerinde yeni bir tehdit oluşturmuştur. Günümüzde yabancı dil odaklı eğitim sisteminin Türk çocuklarının ana dili becerilerini zayıflattığı ve bilişsel gelişimlerini olumsuz etkilediği vurgulanmaktadır. Metin, Türkçeye sahip çıkmanın hem milli bir görev hem de düşünsel bağımsızlığın temel şartı olduğunu savunarak son bulmaktadır.

 

Türklerin İslamlaşma süreci 7. yüzyılda başlamış, 14. yüzyıla kadar devam etmiştir. En yoğun İslamlaşma 10. ve 11. yüzyıllarda yaşanmıştır. Karahanlılar 10. yüzyılda hükümdarları Satuk Buğra Han’ın önderlik etmesiyle toplu olarak Müslüman olmuşlardır.

Türkler, başından beri İslamlaşma ile Araplaşmayı maalesef karıştırmışlardır. Bu karışıklık hâlen devam etmektedir. Türkler, 9. yüzyılda Türk alfabesini terk ederek Arap alfabesini kabul etmişlerdir. Bununla birlikte Müslüman olduktan sonra Türkçe olan adlarını da değiştirmişler, Arapça adlar almışlardır. Bunda o kadar ileri gitmişlerdir ki Peygamberin en büyük düşmanlarından olan Ebu Cehil’in gerçek adı olan Hişam’ı çocuklarına ad olarak veren Türk aileler görülmüştür.

Türklerdeki bu olumsuz değişim sadece Araplaşma ile kalmamış, Farslaşma da görülmüştür. Araplaşmanın ve Farslaşmanın etkisiyle Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nda saray ve kültür çevresinde din ve bilim dili olarak Arapça, edebiyat ve resmi dil olarak da Farsça kullanılmıştır. Aynı uygulama Anadolu Selçuklu Devleti’nde devam etmiştir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Anadolu Selçuklu Devleti dönemlerinde Türkçe, bizzat saray ve çevresi tarafından bilerek, isteyerek ihmal edilmiştir. Türkçe, sadece orduda ve halk arasında konuşulur olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde kural olarak resmi dil ve edebiyat dili olmakla birlikte, Arapça ve Farsçadan çok sayıda kelime ve tamlama alınması sebebiyle Osmanlıca diye tabir edilen suni bir dil ortaya çıkmıştır. Saray ve çevresi günlük hayatlarında Türkçe konuşmalarına rağmen resmi dil ve edebiyat dili Osmanlıca olmuştur. Halk, Arapça-Farsça kelime ve tamlamalarla dolu Osmanlıcayı anlayamadığı için saray ve çevresi ile halk arasında çok derin kültürel uçurumlar oluşmuştur. Bu dönemde de Türkçe ağır biçimde ihmal edilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde, yani 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren saray ve çevresinde Osmanlıcaya ilaveten Fransızca hayranlığı ortaya çıkmıştır. Fransızca bilmek bir üstünlük, ayrıcalık olarak kabul edilmiştir. Fransızca hayranlığı aydınlar arasında İkinci Dünya Savaşı’na kadar devam etmiştir. Fransızca hayranlığının etkisiyle çok sayıda Fransızca kelime dilimize girmiştir.

Atatürk Dönemi’nde Türkçe altın çağını yaşamıştır. Atatürk, Türkçeye hak ettiği değeri vererek Türk Dil Kurumu’nu kurmuştur. Yine Atatürk Dönemi’nde, Türkçeyi okuyup yazmaya hiç uygun olmayan Arap alfabesi kaldırılmış; bugün kullandığımız, 29 harften oluşan alfabe kabul edilmiştir.

Atatürk’ün vefatından sonra Türkçe gene ihmal edilmeye başlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’nin NATO’ya girmesi ve bu nedenle ABD’nin etkisinde kalması sebebiyle İngilizce hayranlığı başlamıştır. İngilizce hayranlığı o derece ileri varmıştır ki bazı devlet üniversiteleri ile bazı vakıf üniversitelerinde eğitim dili tamamen İngilizce yapılır olmuştur. Yine, bazı özel kolejlerde eğitim dili İngilizcedir.

İngilizce hayranlığı nedeniyle pek çok aile, imkânı varsa çocuklarını İngilizce eğitim yapan özel okullara, imkânı olmayanlar ise özel İngilizce kurslarına göndermektedirler. İngilizce hayranlığı; medeni olmak, Batılı olmak, çağdaş olmakla eş anlamlı hâle gelmiştir. Tabii ki bu çok büyük bir yanılgıdır. Günümüzde Hindistan ve Pakistan’ın resmi dili İngilizcedir. Buna rağmen her iki ülke de Türkiye’den çok daha geri durumdadır.

Üzülerek belirtmeliyim ki İngilizce hayranlığı Milli Eğitim Bakanlığı’nı da etkilemiştir. Bu etkileme nedeniyle ana sınıflarına kadar İngilizce dersi koyma çabaları yoğunlaşmıştır. İngilizceye bu kadar önem ve değer verilirken maalesef Türkçe ihmal edilmektedir. Türkçeye okullarda gereken önem ve değer verilmemekte, Türkçe olması gerektiği gibi okutulmamaktadır. Türkçenin ihmal edilmesi nedeniyle çocuklarımız ana dillerini yeteri kadar öğrenememekte, okuyamamakta ve konuşamamaktadırlar. Öğrencilerin LGS ve üniversiteye giriş sınavlarındaki başarısızlıklarının temelinde, Türkçeyi iyi öğrenememelerinden ötürü okuduklarını tam olarak anlayamamaları yatmaktadır.

Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre insanlar, bir veya birkaç yabancı dili çok iyi bilseler dahi rüyalarını ana dilleriyle görürler ve düşünürken ana dilleriyle düşünürler. İşte bu sebeple, ana dili insanlar için çok önemli ve değerlidir. Ana dilinin önemi ve değerinden dolayı Güzel Türkçemize sahip çıkmak durumundayız. BU, AYNI ZAMANDA MİLLİYETÇİ, ATATÜRKÇÜ, VATANSEVER OLMANIN BİR GEREĞİDİR.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!