Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Muhalefeti Yok Etmek Değil, Yönetmek (I)

Muhalefeti Yok Etmek Değil, Yönetmek (I)

featured

Atsız Burucu’nun kaleme aldığı bu metin, modern otoriter sistemlerin demokrasi görüntüsü altında muhalefeti nasıl kontrol ettiğini ve dönüştürdüğünü ele almaktadır. Yazar, Rusya örneği üzerinden “yönetilen demokrasi” kavramını açıklayarak, iktidarların muhalif sesleri tamamen yok etmek yerine onları sistem içinde etkisizleştirerek varlıklarını sürdürdüğünü savunur. Bu modelde seçimler ve siyasi partiler varlığını korusa da, tüm yapı gerçek bir iktidar değişimini engelleyecek şekilde kurgulanmaktadır. Kontrollü bir muhalefetin, toplumsal öfkeyi yeraltına itmekten daha işlevsel olduğu belirtilerek siyasi algı yönetiminin önemi vurgulanmaktadır. Metin, okuyucuyu günümüzdeki demokratik yarışların gerçek bir rekabet mi yoksa bir illüzyon mu olduğunu sorgulamaya davet eder.

 

Demokrasi denildiğinde çoğu insanın aklına seçimler gelir. Sandık kurulur, partiler yarışır, halk oy verir ve iktidar değişebilir. En azından teoride böyledir. Ancak son otuz yılda ortaya çıkan bazı siyasal modeller, demokrasinin yalnızca görünüşünü koruyup özünü dönüştürmenin mümkün olduğunu gösterdi.

Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri Rusya’da yaşandı.

1990’ların kaotik yıllarından sonra Rusya’da iktidar çevreleri yeni bir yönetim modeli geliştirmeye başladı. Bu modelin en önemli teorisyenlerinden biri Vladislav Surkov oldu. Surkov’un ortaya koyduğu ve zamanla “Egemen Demokrasi” olarak anılan anlayışın temel mantığı oldukça basitti:

Muhalefeti tamamen yok etmeye çalışma.

Çünkü muhalefet ortadan kaldırıldığında toplumdaki öfke yeraltına iner. Yeraltına inen öfke ise bir gün kontrol edilemeyecek şekilde patlayabilir.

Bunun yerine muhalefeti görünür bırak.

Seçimler yapılsın.

Partiler faaliyet göstersin.

Televizyonlarda tartışmalar olsun.

Hatta zaman zaman sert eleştiriler bile duyulsun.

Ancak bütün bunlar gerçek bir iktidar alternatifi oluşturamayacak şekilde tasarlansın.

Rusya’da yıllardır bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Gennady Zyuganov oldu. Komünist Parti’nin başında onlarca yıl kalan Zyuganov defalarca seçim kaybetti. Buna rağmen sistem içinde varlığını sürdürdü.

Daha da önemlisi, Kremlin açısından kritik görülen birçok konuda Vladimir Putin yönetimiyle doğrudan çatışmaya girmedi.

Sonuçta ortaya ilginç bir tablo çıktı:

Muhalefet vardı.

Seçimler vardı.

Partiler vardı.

Fakat iktidarın değişme ihtimali giderek azalıyordu.

Bu nedenle bazı siyaset bilimciler Rusya’yı klasik diktatörlük olarak değil, “yönetilen demokrasi” veya “rekabetçi otoriterlik” olarak tanımlamaya başladı.

Burada önemli olan nokta şudur:

Modern iktidarlar artık tanklarla, darbelerle veya açık yasaklarla yönetilmiyor.

Bunun yerine algılar yönetiliyor.

Sistem kendisini eleştiren seslere tamamen kapıyı kapatmıyor.

Tam tersine, onları belirli sınırlar içinde yaşatıyor.

Çünkü kontrollü muhalefet, muhalefetsizlikten daha kullanışlı hale geliyor.

İşte günümüzde birçok ülkedeki siyasal tartışmaların merkezinde de bu soru bulunuyor:

Karşımızda gerçek bir demokratik rekabet mi var, yoksa yalnızca rekabet görüntüsü mü?

 

Bu yazı dizisi devam edecek…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!