Yusuf Dülger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Üç Din Dört Devlet (3)

Üç Din Dört Devlet (3)

featured
0
Paylaş

Bu köşe yazısı, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’nin tarihsel süreçlerini, toplumsal yapılarını ve güncel siyasi yönelimlerini eleştirel bir bakış açısıyla karşılaştırmaktadır. Yazar, Amerika’yı teknolojik gücü ve Yahudi sermayesinin etkisiyle dünyada huzursuzluk çıkaran sömürgeci bir güç olarak tanımlarken, Türkiye’nin ise köklü tarihine ve demokratik değerlerine vurgu yapmaktadır. Metinde, Türklerin geçmişteki bağımsızlık ruhundan uzaklaşarak günümüzde emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet eden bir yönetim anlayışına savrulduğu savunulmaktadır. Özellikle medya ve siyaset dünyasındaki bazı isimlerin dış güçlerin güdümünde hareket ederek bölge barışını tehdit ettiği ve Türkiye’nin öz kimliğini zayıflattığı öne sürülmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’nin kendi millî birikimlerine sahip çıkarak küresel güçlerin oyunlarına karşı durması gerektiği çağrısı yapılmaktadır.

 

AMERİKA VE TÜRKİYE

AMERİKA:

Geçmişte Kızılderililerin yaşadığı Amerika, 1492’de Kristof Kolomb tarafından keşfedildi. Sonra önemi arttı ve Avrupa’dan göç aldı.

Amerikalılar, İngilizlerle yaptıkları savaşı kazandıktan sonra 1776’da bağımsızlıklarını kazandılar.

Amerika Birleşik Devletleri I. Dünya Savaşı’na kadar kendini toparladı, II. Dünya Savaşı’na kadar ise dünyanın büyük devletleri arasına girdi.

Bugünkü Amerika; dış ülkelerde ihtilaller yaptıran, ülkeleri bölen, sömürgecilik yapan bir devlettir. 335 milyon nüfusu vardır.

Bunun %60’ı beyaz, %18’i Latin, geri kalanı Yahudi ve değişik ırklardan; halkının %70’i Hristiyan, geri kalanı ise başka dinlerdendir.

Amerika’yı dünyanın baş belası yapan etkenler nelerdir? İcat, bilim ve teknoloji ve bir de Amerika’daki Yahudilerin sermaye ve yönetimdeki ağırlıklarıdır.

Amerika’daki Yahudiler kendi aralarında çok milliyetçi, başka uluslara karşı ise ideolojiktir. Dünyayı bu kesim huzursuz ediyor.

Bir ulusun mutlu olması için tok ve bağımsız olması yetmez; kültürlü, insani özellikleri üstün, barışçı ve özgür yapılı kişileri yönetici yapması da gerekir. Yoksa o ulus geleceğini karartır.

Trump’lı Amerika’nın durumu böyledir. Bu hatayı sırf Amerika halkı yapmıyor; Trump-Netanyahu gibi serseri, gaddar, kaprisli ve korkak kişileri başına getiren uluslar da yapıyor.

Böyle olmasa İslam dünyası ve dünya bu kadar sürünmezdi.

TÜRKİYE:

Türkler dünyanın en eski uluslarındandır. Çin kaynakları M.Ö. 2000-1000 yılları arasında yaşamış Türk hükümdarlarından söz eder.

Kaynaklara göre Türklerin en az 4000-5000 yıllık bir tarihi var.

Bugün Çin’den Avrupa’nın içlerine, Rusya’dan Mısır’a kadar her yerde Türkler yaşıyor.

Türkler birçok devlet kuran, insanlık ve uygarlığa katkı sağlayan bir ulustur. “Türk” sözü; güçlü, yok olmayan, çoğalan ve düzenli demekmiş.

Genelde Türkler bunu esas alarak güçlü olmuşlar, çoğalmışlar, koydukları kurallara (kanun, tüzük) uymuşlar ve düzenli yaşamışlar.

Türkler yazıya “Bengü” (ebedi, ölümsüz) demişler, yazıyı icat etmişler, Uygur-Göktürk yazıtlarını dikmişler ve okuryazarlığa önem vermişler. Yönetimde despot ve bireysel davranmamışlar; seçtikleri hükümdarlar “Toy”un (Meclis) kararıyla ülkeyi yönetmiş, toy toplantılarına kadınları da katmışlardır.

Eski Türk yazıtları, Türklerin kendi törelerine (kimliklerine) sahiplenmelerini, aksi halde büyük acılar yaşanacağını yazar. Zamanla bunlar yaşanmış.

Türkler başkalarına özenince birçok sıkıntı yaşamışlar ve hâlâ yaşıyorlar.

Bunu birkaç örnekle hatırlayalım: Çinlilerin tenceresinde kaynayarak işkence çeken Türkler o acılardan ders almadılar ki, sonra Arapların tenceresinde kaynadılar, daha büyük işkenceler çektiler ve hâlâ da çekiyorlar.

Bu yetmemiş gibi, şimdi milyonları bulan yeni sayılarıyla; omurgasız, çıkarcı ve eleman yönetici, bürokrat, aydın-gazeteci takımıyla başta Amerika ve İngiltere gibi ülkelere taşeronluk yapıyorlar.

Ve tabii ki acıları artıyor. Bakın:

Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra Türkiye’de tam bağımsız, millî, demokratik, uygar ve laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra ad, kimlik ve kültürümüzü kazanmaya başladık. Ama gelinen noktada kimi yöneticilerimiz dışarıdaki emperyalistlere, halkımızın bir yarısı ise içerideki yobaz ve güdümlülere bağlanır oldular.

Bu bağımlılık; yeni işgalleri, çeşit çeşit yoksulluk ve katliamları yaşatmaya başladı.

Bu gidişle Türkiye; komşu ülkeleri bölen, Müslüman halkların çökertilmesinde önemli bir aktör olan devlet olarak tarihe geçecek.

Bu yoldan dönmezsek, imar ettiğimiz tüm insani, millî ve manevi birikimleri kendi ellerimizle yıkacağız.

Yüzyılımızın son çeyreğinde görüyoruz ki içimizden; “yönetici, gazeteci, alim, hoca, milliyetçi, mukaddesatçı, dindar, Atatürkçü, çağdaş” etiketli birçok kişi Amerika ve İsrail’in ırgatı olarak görev yapıyor.

Örneğin:

  • Bugünkü Türkiye; İncirlik, Kürecik gibi yerlere NATO’nun radar istasyonlarını açtı. Amerika ve İsrail buralardan edindiği bilgilerle İran ve diğer ülkelerdeki suçsuz Müslümanları ve insanları öldürüyor.
  • Türkiye, F-35 uçaklarını almak için Amerika’ya parasını verdiği halde Amerika o uçakları vermedi; Rusya’dan aldığımız füzeleri bize kurdurtmadı.
  • Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: “Amerika iyi niyetli. İran Hürmüz Boğazı’nı açmalı” diyor. Sizce haklı mı? Hakan Fidan kimin fidanı?
  • F.M. ve F.K. adındaki adamlar: “İran’daki molla rejimi yıkılmalı. İran; Suriye ve Türkiye’yi rakip olarak görmemeli, İran rejimi eskisi gibi kalmamalı. Savaşın sorumlularından biri İran’dır” diyorlar; Trump gibi konuşuyorlar. (Haber Türk, 8 Nisan 2026) .
  • C.B. tv100, saat 03.40, 8 Nisan 2026 günü: “İran’da; İran, İsrail ve Amerika tarafından savaşı sürdüren paralel bir yapı var” diyor; sanki bir Amerikan beslemesi.
  • Bir hoca, “Ezber Bozan” adlı bir TV konuşmasında (9.4.2026): “İran aklını başına almazsa Araplar birleşip İran’a haddini bildirir” diyor, mezhepçilik yapıyor.
  • Tarih 9.4.2026, CNN’de M.Y. denen bilinçsiz şunları söylüyor: “İran’ın nefesi bundan sonra yetmez. Amerika ile anlaşmalı: Be İran, sana ne Lübnan’dan?”

Televizyonlarda “terör uzmanı, analist, araştırmacı” vb. adlarla boy gösteren bir bölük gayriciddi adam var.

Bizi cahil, kendilerini her şeyi bilen seçkin sanıyorlar; Türkiye’yi tümden Amerika’nın güdümüne sokmak için bağrışıyorlar.

Bunlara inanmak, böylesi kara propagandaya kapılmak tehlikelidir.

Sonuç olarak; İsrail ırkçı, Amerika dünkü; Türkiye ve İran dünyanın en uygar ve en eski birer devletidir.

Türk milleti ve T.C. olarak tarihin doğru yerinde duracağız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!