Bu yazı, mantık ve usul bilimlerinin doğru düşünme ve bilgiye ulaşma süreçlerindeki hayati rolünü ele almaktadır. Yazara göre bu disiplinler, bireyleri bilgi kirliliğinden koruyan ve düşünceleri disipline eden en temel araçlardır. Günümüzdeki toplumsal ve siyasi tartışmalarda görülen yöntem eksikliğine dikkat çekilerek, bu durumun yanıltıcı sonuçlar doğurabileceği vurgulanmaktadır. Metin, devlet aklının ve milletin ferasetinin dışarıdan gelen manipülasyonlara karşı en büyük güvence olduğunu savunur. Sonuç olarak, stratejik analizlerde akıl yürütme yetisinin geliştirilmesinin milli bekâ ve doğruluktan ayrılmamak için elzem olduğu ifade edilmektedir.
Mantık; doğru düşünmenin kurallarını, yöntemlerini ve geçerli çıkarım biçimlerini inceleyen bilim dalıdır. Akıl yürütme, tutarlı ve doğru bilgiye ulaşmak, düşünce hatalarından korunmak için doğru düşünme sanatıdır. Düşünceleri disipline etmeye yarar.
Usul; (metodoloji) bilimidir. Bilginin sınıflandırılmasına, eldeki verilerden sağlıklı ve doğru bilgi edinilmesine yarayan bilim dalıdır. Özellikle dini verilerin işlenmesinde kullanılmakla birlikte, diğer bilim dallarının vazgeçilmezlerindendir.
Eski bilim adamları; “Usul ve mantık bilmeyenin bilgisine itibar edilmez; velev ki doğru olsa bile” demişler; bu deyiş genel kabul görmüştür. Günümüz kargaşasında, bilgi kirliliğinin yoğun olduğu dönemde, analistlerin usul ve mantık bilimine olan ihtiyaçları çok fazladır.
Televizyonlardaki yorumcuların çoğunda usul ve mantık bilgisinin çok zayıf olduğu konuşmalardan anlaşılmaktadır. Konuşmacıların meleke (yeti) kazanamadıklarını anlamak işten bile değildir.

Ulusumuzun özdeyişlerinden birinde şöyle denir: “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder.” Günümüz şartlarında; “Yetersiz analistler adamı doğrudan ayırır, yoldan çıkarır, düşmana askerlik yaptırır” sözcüğünü eklemeyi ne kadar isterdim.
Hele bazılarının maskeli olarak huzura çıktıklarını varsaymak ne kadar acı, anlatamam. Piyasada dolanan bilgilerin değişik filtrelerden geçirilip işlendikten sonra sürüldüklerini, belli amaca ulaşmak için arz yöntemlerinin belirlendiğini iddia etmek hiç de zor değil.
Devlet aklımızın bu türden saldırılara karşı koyacak yeterli sayıda yetenekli görevlilerinin olduğunu, bunların çalıştıklarını görmekten mutluyum; hem de çok mutlu! Bazı art niyetli yorumcuların zora düşmelerinden memnuniyet duyuyorum.
Yetkililerin zaman ayarlı açıklamalarının büyük desteği oluyor. Yüce Türk ulusu ariftir. Tehlikeyi çok önceden hisseder. Ulusumun filtreleri sağlıklı çalışır, yanılmaz; doğruyu yanlıştan ayırır. Onun için 80 yıldır düşman bölmeyi başaramadı, başaramıyor, başaramayacak!
Usul ve mantık bilenlerin, yeterince meleke sahibi olanların sayılarının artması dileğiyle, ellerimizi Çalap’ımıza açmanın tam vaktidir. Ne kadar şükredersek o kadar iyidir.
İç ve dış kaynaklara baktığımızda, düşman faaliyetlerinin sonuçsuz kaldığını görüyoruz. Devletimizin her türden düşmanca girişimlere karşı koyarken hiç zorlanmadığını görüyoruz. Yaşanan tüm gelişmelerin çoğunluğu ülkemizin yararına oluyor. Çünkü gelişen süreçleri ve olayları çok önceden tespit eden, tanı koyan güçlü bir devlete sahibiz.
Görklü Çalap’ımızın yardımları ve yetkili organların çalışması ile şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm düşman girişimlerinin sonuçsuz kalacağından şüphe etmemek gerek.
Düşman girişimlerinin sonuçsuz kalacağından, Kızıl Elma’ya yürüyüşümüzün sağlıklı ve devamlı olacağından eminim; rahatım.
Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; yetkili yetkisiz, düşmanlarımızın hilelerine ve saldırılarına karşı koyma uğraşı verenlerin üzerine olsun. Vesselam.