Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İran- ABD+İsrail Savaşı’nın düşündürdükleri

İran- ABD+İsrail Savaşı’nın düşündürdükleri

featured
0
Paylaş

Nazım Peker’in yazısı, İran ile ABD-İsrail ittifakı arasındaki gerilimi jeopolitik güç dengeleri ve bölgesel ittifaklar üzerinden analiz etmektedir. Yazara göre İran’ın sergilediği direncin temelinde, baskıcı rejimine rağmen bilime verdiği önem ve nüfusunun önemli bir kısmını oluşturan Türk kimliği yatmaktadır. Sahadaki dengelerin, Çin ve Rusya’dan gelen askeri destekler sayesinde İran lehine değiştiği ve Batılı güçlerin bölgedeki otoritesinin sarsıldığı savunulmaktadır. Metin, bu çatışmanın sonunda ABD’nin küresel hegemonyasının zayıflayacağını ve Orta Doğu’daki sömürgeci düzenin sona ereceğini öngörmektedir. Son olarak Türkiye’ye, gelecekteki olası mezhepsel risklere karşı akılcı ve çağdaş politikalar benimsemesi yönünde bir çağrıda bulunulmaktadır.

 

Hepimiz merak edip durduk; yıllardır uluslararası ambargoyla uğraşan, kapalı bir rejim uygulayan mollaların İran’ı, nasıl bu kadar direnç gösteriyor diye.

Öncelikle şunu tespit ve teslim etmek gerekiyor. İran, insan haklarını göz ardı eden, bir dini otoriter rejim uygulamış olsa da bilime ve akla da oldukça önem vermiş ve geliştirmiş.

ABD+İsrail cani ikilisinin hesap edemediği bir nokta ve başarısız olduklarının ardındaki asıl gerçek ise İran’ın % 45’inin Türk nüfustan olmasıydı.

Pezeşkiyan ne diyor, “Ben Türküm, anam atam da Türk’tür.”

Bu savaşın asıl nedeni, yükselen Çin’in, ABD’nin saltanatını sarsıyor olmasıdır.

Çin, uzmanlara göre 1930’lu yıllarda dünyanın en gelişmiş ülkesi olacak olmasıdır. Yükselen güç, mevcut güce yaklaştıkça; çatışma kaçınılmaz olur.

ABD+İsrail ortak yapımı, İran’ı 40 gündür zorlamasına karşın, bir arpa boyu yol alamamış olmalarıdır.

Oysa evdeki hesap, birkaç gün de işi bitirecek olma hesabıydı. Tutmadı, yanından bile geçmedi.

Neden?

Kendileri için tehlikeli buldukları ABD’nin, İran’ı yemesine izin vermeyen Çin+Rus yardımları.

Rusya, yardım ettiğine dair henüz bir açıklama yapmadı. Onlar Slav politikası uyguluyor.

Ama Çin, yardım ettiğini saklamıyor. Fakat yardımlarının savunma amaçlı olduğunu da özellikle belirtiyor.

Yani ben meydanda yokum, cephede değilim ama yardımları İran’ın savunma amaçları için yapıyorum demekte.

Bu şunu gösteriyor:

Bu ateşkes molasında Çin, İran’ın gereksinimi olan hava savunma sistemini güçlendirmekte. Alınan bilgilere göre, her iki ülkeden de İran’a uçan kargo uçaklarının sayısı belirsizmiş.

Ama İran’a takviye son hızla devam ediyor.

Bunun askeri ve siyasi anlamı nedir bilir misiniz?

Öyle sanıyorum ki artık ABD ve İsrail jetleri, İran hava sahasında babalarının çiftliği gibi uçamayacaklar.

Gerek ABD, gerekse İsrail, bu savaşla hedeflerine asla ulaşamayacaklar.

ABD’nin öncelikle Ortadoğu ve körfez ülkelerindeki saygınlığı ve otoritesi büyük yara alacak ve hatta sonlanacak.

Bu bölgedeki ABD üslerinin kapılarına kilit bile vurulabilecektir.

Bu savaş sonucu İran, güçlenecek.

ABD ve İsrail’in, İsrail’i koruma ve yayılma politikası BOP, kısmen ya da tamamen sona erecek.

Öyle ki İsrail, İran’ın korkusundan bölgede bırakın adam öldürmeyi, sinek bile öldürmekten korkar hale gelecektir.

İran’ın bu sağlam direnişi, Ortadoğu’daki ABD’nin modern sömürgesi konumundaki ülkelerin de bağımsızlık elde etmesine vesile olacaktır.

En büyük zararı da ABD görecek; dünyada hüküm süren Petro/Dolar sistemini ortadan kaldıracaktır.

Gelecekteki sıkıntı ise İran’ın, bölgede mezhep yayma sorunu problem olacaktır.

Türkiye acilen tarikatçı- cemaatçi yaklaşımdan sıyrılarak, çağa ve geleceğe uygun akılcı politikalar üreterek; yarınlarını garanti altına almaya çalışmalıdır.

Esen Kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!