Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kadıyı Satın Aldığı Gün

Kadıyı Satın Aldığı Gün

featured
0
Paylaş

Yazar Nazım Peker’in bu yazısı, adalet mekanizmasının yozlaşmasını ve kişisel menfaatlerin hukuk üzerindeki yıkıcı etkisini çarpıcı bir hikaye üzerinden ele almaktadır. Köpeğini mezarlığa gömen bir adamın, yargıca rüşvet vererek suçunu bir anda meşrulaştırması, sistemdeki ahlaki çöküşü simgeleyen temel bir ibret vesikasıdır. Metin boyunca, hukukun tarafsızlığına vurgu yapılarak adalet duygusunun maddiyatla kirletilmesinin hem toplumu hem de devlet yapısını temelinden sarstığı hatırlatılmaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in sözlerine de atıfta bulunan yazar, yargı mensuplarının vicdanı ile siyaset arasında kalmaması gerektiğini savunarak toplumsal bir uyarıda bulunmaktadır. Sonuç olarak bu kaynak, adaletin ölümüyle devletin de yok olacağı gerçeğini güçlü bir dille vurgulayan bir manifesto niteliğindedir.

 

Sevgili okurlarım, değerli takipçilerim!

Biz Türkler, ta Orta Asya’dan beri adalete önem ve değer vermiş bir milletiz. Adaletin terazisini adil tutmaya, adil davranmaya ve adaletle hükmetmeye çalışmış ve alışmış ender milletlerden biriyiz.

Adalet nasıl ölür ya da adalet neden tartışılır? Bunu bir hikâye ile anlatmaya çalışacağım:

Vakti zamanında adamın birisi, çok sevdiği ölen köpeğini götürüp Müslüman mezarlığına gömer. Millet durur mu, “Bu ne yaman iştir?” diye olayı şehrin kadısına şikâyet ederler.

Kadı öfkelidir: — Çağırın şu melun hadsizi, bu nasıl bir edepsizliktir! diye adamı huzura çağırtır. Kükreyerek, “Be Müslüman, sen ne yaptın böyle densiz?” der de adam: — Evet doğrudur, öyle yaptım. Çünkü köpeğimin dileği böyleydi, onun vasiyetini yerine getirdim, der.

Kadı külahını arkaya iter, sakalını okşar ve: — Bire densiz, sen bizlerin aklıyla alay mı ediyorsun efendi? diye hiddetlenir.

Adam, “Beni bir dinleyiniz kadı hazretleri,” der.

Kadı, “Bunun neresi dinlenecek efendi?” der.

Adam, “Fakat kadı efendi, köpeğim ölmeden önce size de 5.000 dirhem vermemi de vasiyet etti,” der.

Bunu duyan kadı hemen gevşer, öfkesi iner ve birden: — Rahmetli köpeğin ölmesi bizleri ziyadesiyle üzdü, der.

Huzurda bulunanlar, bu ani değişiklik karşısında hayrete düşerler ve bir anlam veremezler.

Durumu kavrayan kadı: — Bu durum sizleri hayrete düşürmesin. Bu köpeğin geçmişini araştırdım, Tarsus’taki Ashab-ı Kehf’in köpeği Kıtmir’in soyundan geldiğini keşfettim, der.

Durum bu sevgili okurlarım.

Rahmetli Fatih Sultan Mehmet Han ne demişti: “Kadıyı satın aldığın gün, ADALET ölür. Adaleti öldürdüğün gün; devlet de ölür.”

Ne dediniz? Yanlış mı düşünüyor, yanlış mı yazıyorum?

Hani hepiniz görürsünüz, gözleri bağlı bir adalet sembolü kız var ya; Adalet ve Düzen Tanrıçası Themis heykeli, gözleri bağlı o güzel kız. Ve güzel bir söz: “ADALETİN GÖZLERİ, ADİL OLSUN DİYE BAĞLIDIR. Cümle namussuzlara göz yumsun diye değil.”

Duruşma salonlarında, değerli hâkim ve savcılarımızın hemen arkasında asılı olan o söz: “El adlü esasül mülk – Adalet mülkün temelidir.”

Ne olur adaleti bozmayalım; değerli hâkim ve savcılarımızı, siyaset ile vicdan arasına sıkıştırmayalım ki önce adalet sonra da devlet ölmesin.

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!