Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Savaşın Asıl Gerekçesi Başka 1

Savaşın Asıl Gerekçesi Başka 1

featured
0
Paylaş

Nazım Peker tarafından kaleme alınan bu metin, küresel çatışmaların insani gerekçelerden ziyade ABD ve Çin arasındaki hegemonya mücadelesine dayandığını savunmaktadır. Yazara göre Amerika, Çin’in ekonomik yükselişini durdurmak amacıyla bu ülkenin temel enerji kaynakları olan Venezuela ve İran gibi aktörleri devre dışı bırakmaktadır. Tarihsel süreçteki büyük savaşları yükselen güçlerin bastırılmasına bağlayan metin, güncel hamleleri de enerji arzını kesme ve İpek Yolu projesini sabote etme stratejisi olarak nitelendirmektedir. Bu doğrultuda, Ortadoğu ve Latin Amerika’daki istikrarsızlıkların asıl hedefinin, Çin’in üretim kapasitesini felç ederek Amerikan dolarının ve küresel üstünlüğünün korunması olduğu ileri sürülmektedir. Sonuç olarak yazar, dünyadaki askeri gerilimlerin arka planında yakıt tedarik hatları ve ticaret rotaları üzerindeki hakimiyet arayışının yattığını vurgulamaktadır.

 

Ne Venezuela halkı ne İran’daki mazlum insanlar ne de bölgedeki Kürtler; Amerika’nın zerre kadar umurunda ve şeyinde. Onun derdi başka; yükselen Çin. Yazıma; “Kan kokusu almış köpek balığından daha tehlikeli olan; petrol kokusu almış ABD’dir.” Meşhur sözüyle başlayacağım.

Venezuela’ya baskın yaptı Maduro’yu aldılar, hepimiz sevindik. Diktatör devrildi diye. Kimseler sormadı Venezuela’nın en büyük petrol müşterisi kim diye? Çin. Çin Venezuela’dan günlük 800 bin varil petrol alıyordu. Çin’in bu damarı kesildi.

ABD+İsrail ortaklaşa İran’ı vurdu, Hamaney dahil üst düzey onlarca İranlı yok edildi. Nükleer tehdit yok edildi diye sevinildi. Hiç akıl ettik mi İran’ın en büyük müşterisi kimdi diye: Çin.  İran, günlük 1,5 milyon varil petrolü doğrudan Çin’e satmaktaydı. O hatta kesildi. Bunlara tesadüf diyebilir miyiz?

Uluslararasında bir söz vardır: “ Yükselen güç, var olan güce yaklaştığında çatışma kaçınılmaz.” Bu filmi daha önce birkaç kez görmüştük, şöyle bir hatırlayalım: Almanya yükseldi, İngiltere’yi geçiyordu; Birinci Dünya Savaşı çıkarıldı. Japonya yükseldi ABD’yi geçiyordu; İkinci Dünya Savaşı çıkarıldı. Rusya yükseliyordu uzayda bile ABD’ye meydan okumaya başlamıştı ki; Soğuk Savaş ilan edildi.

Azıcık Çin’e bakalım: Çin, dünya üretiminin % 28’ini tek başına yapıyorve ABD’ye her geçen gün dahada yaklaşıyor. Ekonomistlerin ve analistlerin tahminine göre 2030’da Çin, dünyanın en büyük ekonomisi olacak. Beş büyük bankayı aldı, Dolar’ı rezerv para olmaktan çıkarma sözlerine başladı. Bu, süper güç ABD için tehlikeliydi. Ya şimdi durdurulmalı ya da kıyameti beklemeliydi ABD. Şu an seyrettiğimiz şey, bu yükselişi durdurma hamlesinin bir parçası ve girişimiydi.

Çin tükettiği petrolün %75’ine yakınını ithal ediyor. Çok teknik bir motorunuz var ama içine yakıtını koyamazsanız ne işe yarar? Çin’in bu gelişmesinin zayıf yanı, petrolünün olmaması ve dışa bağlı olması.

Çin, bu açığını dört ülkeden karşılıyor; Venezuela, İran, Rusya ve Suudi Arabistan. Venezuela ve İran hattı resmen kapandı. Rusya yaptırımlarla uğraşıyor Suudi Arabistan savaş nedeniyle üretim düşürdü. Çin motoru çalıştıracak yakıyı bulmakta zorlanıyor. Sadece Venezuela ve İran’dan aldığı günlük 2.300.000 varil petrolden oldu. Bu da tüketiminin neredeyse %25’i. Çin’in günlük petrol gereksinimi 11 milyon varil. Yani ABD, böylece Çin’in %20’lik ihtiyacını iki ayda kesmiş oldu. Bizler hep İran’a baktığımız için işin bu yönünü maalesef görmedik.

Enerji işin sadece bir cephesi. Çin’de duruyor mu? Elbette hayır. Çin Pekin’den başlayıp Avrupa’nın merkezine modern “İpek Yolu” inşa ediyordu. Limanlar, demiryolları, boru hatları filan.

Neden?

Çin, Avrupa ile ticaret yaparsa, dünya ekonomisini kendine göre şekillendirecekti. Görüldü ki Avrupa, Çin’e kayıyordu ABD, devre dışı kalmak üzereydi. Almanya, Fransa, İtalya resmen bu “İpek Yolu” projesine katılmışlardı. Bu da Avrupa’nın, yavaş yavaş Amerika’dan uzaklaşıp Çin ekonomi sistemine yönelmiş olmasıydı. Bu ABD tarafından kabul edilemezdi ve bu gelişmeler ABD için bir varoluş meselesiydi. Avrupa kaybedilirse ABD’nin elinde ne kalırdı, Dolar ve silah tek başına yeter miydi?

Tüm bu gelişmeler olurken ABD, İsrail’in de gazıyla İran’ı vurdu. Çünkü İran, modern İpek Yolu’nun aynı zamanda kilit noktasıydı.

Çin’in Avrupa’ya ulaşmasının en önemli ayağıydı İran. O istikrar böylece vuruldu. ABD, böylece Çin’in hem akaryakıt hem karayolu ticaret yolunu bozdu. Ekonomi yakıtsız, yolda kapandı.

Soru şu: bundan sonra ne olacak, nasıl olacak, hamleler nasıl şekillenecek?

Yazımız devam edecek.

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!