Lütfullah Kaleli

Korkma!

featured
0
Paylaş

Bu köşe yazısı, Türkiye’nin köklü devlet geleneğine ve stratejik hazırlığına duyulan sarsılmaz güveni merkeze alarak, bölgesel tehditlere karşı toplumsal bir direnç çağrısı yapmaktadır. Yazar, Batı’nın yürüttüğü psikolojik savaşın etkisinden kurtulmanın gerekliliğini vurgularken, İran’ın yaşadığı iç karışıklıkları ve savunma zafiyetlerini ibretlik bir örnek olarak sunmaktadır. Türkiye’nin tarihsel birikimi sayesinde gelecekteki tehlikeleri önceden sezdiği belirtilerek, milli birliğin korunması ve vatana sahip çıkılması gerektiği hatırlatılmaktadır. Aydınların korkuya teslim olmaması gerektiğini savunan eser, İstiklal Marşı’nın ruhuyla hareket ederek ayrılıkçılığa karşı durmanın önemini vurgular. Sonuç olarak, devletin savunma ve siyaset alanındaki tedbirli duruşunun vatandaşlara huzur ve güven vermesi gerektiği ifade edilmektedir.

 

Günlerdir televizyonlarda “Savaş başladı – başlayacak” konuşması yapan; İsrail ve ABD’nin yürüttüğü psikolojik savaşa su taşıyan anlı şanlı kişileri dinleye dinleye bir hâl olduk.

ABD uçak gemilerini gösterip, ABD üslerini sayan, ABD askerlerinin çetelesini tutan ve İran’ı küçümseyenlerin sanki ekranlarda esiri olduk!

Sıranın ne zaman Türkiye’ye geleceğini sanıp telaşlananları gördük! Şimdi bir şarkının dizeleriyle söze başlayalım: “Merak etme sen!”

ABD ve müttefiklerinin gücünü görüp özüne güvenemeyenlere, ödleri bir şeylerine karışanlara derim ki: Merak etme sen!

Benim güçlü bir devletim var! Binlerce yıl öncelerine dayanan aklı ile yolumuzu aydınlatan, feleğin çemberinden geçerek süzülüp gelen, sınırsız deneyimlere sahip devletim var!

Devletim; her geçen gün birikimlerine yeni değerler eklemektedir. Bu günleri görüp, çok yıllar öncesinden hazırlıklarını yapmış, yapmaya devam etmektedir.

Devlet demek, zaten bu günleri çok öncelerden görüp önlem alan demek değil midir?

Devletimin kuruluşunda çabaları olan Mehmet Akif Ersoy’dan (İstiklal Marşı yazarımız) dizelerle sözümüze devam edelim:

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez; toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez!”

Toprakları bombalanan, çocukları öldürülen, tesisleri yıkılan, liderleri ve komutanları öldürülen İran’ın yapısına bir bakalım.

Ta Şah döneminden girmiş bir Mossad ve CIA var! İçinde çok sayıda kaynayan bölücü ve siyasal muhalif örgütler kaynaşıyor.

Bölücülerin bile bölündüğü terör örgütlerinden birkaçını sayalım: (Belucistan Kurtuluş Örgütü, Halkın Mücahitleri, İran Ensar Hareketi, İran Krallık Meclisi, İran Komala Partisi, İran Komala Komünist Partisi, Kürdistan Emekçileri Komala, İran Kürdistan Demokrat Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi, PJAK, Ceyşül İslam, Cundullah İran ve benzerleri.)

Bölünme gerçekleştikten sonra birbirlerini yiyeceklerinden kimsenin kuşkusu olmasın. Bizde de benzer bir durum mevcut; ancak devletimiz önlemlerini çoktan almış vaziyette.

İran’ın başına gelenlerden biz yurttaşların da çıkaracakları dersler var!

Özellikle aydınlarımız kendilerini korkunun ve endişenin her türünden kurtarmalıdır. Çünkü İstiklal Marşımız “Korkma, sönmez!” diyerek başlıyor.

Kendini korkudan kurtaramayan aydınlarımız, susarak hizmet edebilirler!

“Sahipsiz vatanın batması haktır; sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” Vatana sahip çıkmanın yollarından bazıları: Yurdunu ve ulusunu özünden (kendinden) çok sevmektir.

Devletinin yanında sıra dağlar gibi durmaktır. İşini en güzel şekilde yapmaktır. Çok çalışmaktır. Birliğini, dirliğini korumaktır. Her türden ayrılığa düşmemektir.

Ve dahaları!

İran devletinin en büyük hatalarından birisi; içeride aşırı güç kullanması, dostunu düşmanını ayıramaması, savunmasını hatalı zemine oturtması, insaf ve merhameti çuvala koyması, zamanı kullanamaması, hatalı ve eski silah sistemleri edinmesi, coğrafyayı kullanamaması ve sıralanacak daha pek çok şey!

İran aklını başına almaz ise sonunu bu bölücüler getirecektir.

Bundan yüz yıl öncesi, bu bölücüler yüzünden Misak-ı Millî sınırlarımıza ulaşamamıştık. Günümüzde Suriye’de Misak-ı Millî sınırlarımız içinde sıkıntı yaşattılar!

Ancak devletimiz konuyu aşmasını bildi!

Şu gerçeği herkes çok iyi anlamalıdır: Devletimiz ileriki zaman içinde gelişebilecek her tür belayı ve engeli çok önceden görmekte, önlemini almakta ve gereğini yapmaktadır.

İran bize kulak verseydi başına bunlar gelmezdi!

Devletimiz; ekonominin silah olarak kullanıldığını, vahşetin her türlüsünün yapıldığını elbet bilmekte. Bugün İran’ın başına gelenlerden çoktan dersler çıkardığını ve yeni önlemlere başvurduğunu bilmekteyiz.

Bu da bizlere güven vermektedir.

Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; görünmeden görenlerin, zarara uğramadan dönenlerin, birliğimizi ve dirliğimizi koruma uğraşı verenlerin, kuvvetin her türlüsünü hazır edenlerin, coğrafyayı ve zamanı çok iyi kullananların üzerine olsun. Vesselam.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!