A. Yağmur Tunalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yanlışı görmenin ve yanlıştan dönmenin erdemini arıyoruz

Yanlışı görmenin ve yanlıştan dönmenin erdemini arıyoruz

featured
0
Paylaş

Yağmur Tunalı tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye’deki mevcut yönetim sisteminin demokratik denetim mekanizmalarından yoksun oluşunu ve beraberinde getirdiği kurumsal bozulmayı eleştirmektedir. Yazar, dünyadaki başarılı başkanlık ve meşrutiyet örneklerini hatırlatarak, gerçek bir sistemin hukukun üstünlüğü ve şeffaflık üzerine kurulması gerektiğini vurgulamaktadır. Türkiye’deki “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin anayasal tarafsızlık ilkesini zedelediği ve devlet başkanına denetimsiz bir güç sunduğu savunulmaktadır. Batı demokrasilerinden verilen örneklerle, yargı bağımsızlığının ve hesap verebilirliğin devletin bekası için ne denli hayati olduğu üzerinde durulmaktadır. Metin nihayetinde, keyfi uygulamaların yarattığı güvensizlik ortamından kurtulmak için sistemsel bir özeleştiri yapılması çağrısında bulunur.

 

Başkanlık sistemi sistemsizlik değildir. Kontrolsüzlük değildir. Sorumsuzluk hiç değildir. Demokratik bir ülkede sistemin adı ne olursa olsun denge denetim mekanizmaları işler.

Rejimin Cumhuriyet veya Meşrutiyet olmasıyla da alakası yoktur, işler.

Bizdeki abartılara bakmayınız, rejimler araçtır. Hiçbir sisteme kutsallık izafe edilemez. Avrupa’nın yarısı meşruti krallık, yarısı Cumhuriyet’tir.

Demokratik idarelerdir ve krallarının yönetim yetkisi yoktur. Krallar ve hanedanları yüksek saygıyla kabul edilir. Gerekmedikçe görünmezler.

İngiltere hanedanının meşruti demokrasiler içinde durumu özeldir ve dünyaca bilinir.

Osmanlı Türkiyesi’nde Meşrutiyet’e geçişle padişahların icra yetkisi büyük ölçüde hükümetlere devredilmişti.

Cumhuriyet’te, özellikle çok partili dönemden itibaren Cumhurbaşkanlarımız benzer şekilde sembolik ve temsilî değerde konumlandırıldı.

1982 Anayasasıyla yetkileri artan bir Cumhurbaşkanı bunun için yadırganmıştır.

 

PADİŞAHTAN YETKİLİ

Her anayasa değişikliği gündeme geldiğinde cumhurbaşkanı yetkilerinin tırpanlanması konuşuldu. AK Parti, “darbe ürünü” diyerek nefrete yakın bir dille en çok eleştirendi.

2014’te Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca iş değişti. Makama o oturunca ihtilalcilerin verdiği yetkiler de yetmedi ve Anayasa’nın “tarafsız” hükmüne rağmen “partili” davranmayı seçti.

Cumhurbaşkanlarının Anayasa’ya uymayacağı öngörülemez bir işti. Uyarılar fayda etmedi ve ne yapılacağı da bilinemedi.

Devlet Bahçeli’nin “fiili durum”u meşrulaştıralım demesiyle 2017 referandumunu yaparak partili cumhurbaşkanlığına adım attık. “Fiili durumlar” yine bitmedi.

Normal rejimlerde rastlanmayacak işlerden sonra bu sefer “fiili durum”ları normalleştirdik.

Burada kalmazdı, kalmadı. Düzen iyice bozuldu. Şimdiki partili Cumhurbaşkanı, Anayasa’da makamı yüksek derecede korunan, devleti temsil gücü yukarıda kabul edilerek tarif edilen tarafsız cumhurbaşkanı profilinde değildir.

O korunaklı alanı da terk etmeyen hem taraflı hem de dokunulmaz bir figürdür.

DENGE BURADAN BOZULUYOR

Dikkat buyurun, Anayasa’nın bir maddesine göre Cumhurbaşkanımız partili, diğer ilgili maddelerine göre, yemini de dahil **”tarafsız”**dır.

Yemin metnini değiştirmediğimize göre partili olsa bile tarafsız kalması beklenirdi. Tam tersi oldu. Diğer uygunlaştırmalara da girişmedik.

Ortaya krallıklarda bile bulunmayan yetkilerle donatılmış bir yönetim figürü çıktı.

Bizde pek bilinmez, Meşrutiyet padişahları Mehmed Reşad ve Vahideddin’in yönetim yetkisi, 1982’den 2018’e kadar gelen Cumhurbaşkanlarından daha azdı.

2018’den sonra gelen, her kararı bir kişiye bağlamaya varan uygulamalar tarihimizde aransa zor bulunur.

Sonuç ortada: Hayatımıza belirsizlik ve güvensizlik hakim. Kurumlar ve kurallar isteğe göre işliyor. Krizlerden krizlere giriyoruz.

Türkiye “öngörülemez” ülkeler arasında sayılıyor. Önümüzü göremez hale geliyoruz. Belli ki buradan darbe yiyoruz.

 

SİSTEM DERKEN SİSTEMSİZLİK

Bilelim ki başkanlık böyle bir idare şekli değildir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sistemle alakasının bulunmadığını yıllardır yaşıyoruz.

Memleketin dengesi bu belirsizlik ortamında bozuldu.

Kamplaşma ve kimlikler üzerinden siyasetin yarattığı kargaşanın kısa vadenin sonunda zararı hepimize, başta yönetenlere olacak.

Devlet hayatında süremez ve sürdürülemez durumdur. Gerginlikte ip kopar. Eşitsizlik kadar bozucu bir toplum durumu yoktur.

Adalete güven olmayan yerde örülen duvarlar da çatlar.

Akın Gürlek gibi güvenilirliği tartışılan bir figürün Adalet Bakanlığı’na getirildiği memleket bunları yeni baştan düşünmek zorundadır.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİ SORUMSUZLUK DEĞİLDİR

Dünyaya bakmak yol gösterici olabilir. Batı’da kuralları kendine göre esnetme eğiliminde Trump gibiler çıkar. Yapabilecekleri sınırlıdır.

O başkanlık sisteminde yetkiler ve sorumluluklar tarif edilmiştir. Denge denetim işler.

Buna rağmen kuralları zorluyor ve çerçeve dışına çıkıyorsa adalet sistemi devreye girer. Bir savcı çıkar Amerikan devlet başkanını bile sorgulatır.

Yaşı yetenler hatırlayacaktır: 1995’te Beyaz Saray’da staj yapan Monika Lewinski, Clinton’a Oval Ofis’te –affedersiniz– oral muamele çektiğini iddia etmişti. Başkan reddetmişti.

Sonra kızın elbisesindeki leke analizinden doğru olduğu anlaşıldı. Başkanlık koltuğundaki Clinton’ın bir kadınla karşılıklı rızaya dayanan ilişkisinin elbette siyaseten karşılığı olurdu ama suç değildi.

Ancak Amerikan Cumhurbaşkanı halkına yalan söyleyemezdi. Yalandan yargıladılar ve biz o davayı saatlerce canlı seyrettik. Sisteme bakar mısınız?

Amerika yine aynıdır. Yüksek Mahkeme, Trump’ın gümrük vergisini artırma kararını, yetkisini aştığı gerekçesiyle 6’ya 3 oy hesabıyla bozdu.

Otoriter başkana büyük bir darbe vuruldu. Göreceksiniz, böyle devam ederse “azil davası” da açarlar ve indirirler.

Orası Amerika’dır ve başkanlık sistemi var. Amerika’da kurallar işler. Amerika’da hakimler var. Türkiye’de de hakimler var.

Yalnız güven kayboldu ve hakimler için güvence yok. Düzgün insanların işini düzgün yapması zorlaştı. Bozulma yüksek risk sınırlarında.

“Neyi değiştirirsek düzeliriz?” sorusuna bir de buradan bakalım.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!