Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İki Ayaklı Masalar ve Sessiz Küsler

İki Ayaklı Masalar ve Sessiz Küsler

featured
0
Paylaş

Atsız Burucu’nun kaleme aldığı metin, insani ilişkilerin temelini sarsılmaz bir denge üzerine kuran “ADA” prensibini (Ahlak, Dürüstlük, Adalet) ele almaktadır. Saim Kaptan’ın benzetmesiyle, bu üç değerden biri eksik olduğunda masa devrilmeye mahkûmdur; çünkü iki ayaklı bir masa ayakta duramaz. İnsanlar genellikle sevgileriyle bu eksik masaları tutmaya çalışsa da, sonuç kaçınılmaz bir hayal kırıklığıdır. Metin, küsmeyi bir bağın varlığı, susmayı ise kelimelerin tükendiği bir savunma hattı olarak tanımlar. Sonuç olarak, karakteri eksik insanlara kızmak yerine gerçekleri kabullenmek ve erdemlerin bütünlüğüne odaklanmak gerekir.

 

Hayatta bazı cümleler vardır; söylendiği an, insanın zihninde bir kapıyı sessizce kapatır. Ne tartışma çıkarır ne de alkış toplar. Sadece yerini bulur. Kaptanlar kaptanı Saim Kaptan’ın söylediği söz de tam olarak böyle bir söz: “Benim ADA diye bir prensibim var: Ahlak, dürüstlük, adalet. Bunlardan biri yoksa ilişkiyi keserim.” Yetmiyor… Ardından gelen benzetme meseleyi daha da berraklaştırıyor: “İki ayakla masa ayakta durmaz. Üç ayak şart. Biri eksikse, ondan iyi bir insan çıkmaz.”

Bu cümle bir ahlak dersi değil; bir hayat muhasebesi aslında. Çünkü çoğumuz, masanın ayaklarından biri eksik olduğu hâlde o masayı ayakta tutmaya çalışıyoruz. Sevgiyle, hatırla, geçmişle… Sonra masa devriliyor. Ve biz şaşırıyoruz. Asıl yıkıcı olan da burada başlıyor. Eksik ayaklı bir insana yine de sevgi gösterebiliyoruz. Hatta saygıyı bile sürdürebiliyoruz. Ama içten içe bir beklenti taşıyoruz: “Belki tamamlar… belki düzelir…” İşte hayal kırıklığını perişan eden şey tam da bu beklenti. Çünkü kırıldığımız şey, yapılan hatadan çok; olmasını umduğumuz ama olmayan karakter oluyor.

İnsan sevmediğine küsemez. İnsan önemsiz gördüğüne susmaz. Küsmek hâlâ bir bağın varlığıdır. Bir beklentinin, bir inancın kırılmasıdır. Susmak ise kelimelerin tükendiği yerde yapılan bilinçli bir tercihtir. Çoğu zaman karşıdakini incitmemek için seçilir ama en çok da seçeni yaralar. “İnsan sevdiğine darılmış, küsmeyi bulmuş; bir şey diyememiş, susmayı bulmuş. İnsan sevdiğine küser, sevdiğine susar en çok.”

Bu cümlede romantik bir kırılganlık yok; çıplak bir gerçeklik var. Çünkü insan bazen konuşursa her şeyin geri dönülmez biçimde bozulacağını hisseder. O yüzden susar. Suskunluk, bir kaçış değil; son savunma hattıdır.

Ve evet… Bazı küslükler geçicidir. Bazı susmalar ise ebedî. Masanın ayakları eksikse, devrilen masaya kızmak yerine ayakları saymak gerekir. Çünkü ahlak, dürüstlük ve adalet birer erdem değil; birlikte var olmadıkça anlamı olmayan bir bütündür.

Gerisi, sadece sessizliktir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!