Ayhan Bora Kaplan davasının firari sanığı ve gizli tanığı Serdar Sertçelik, Macaristan’dan Türkiye’ye getirilerek tutuklanmıştır. Sertçelik’in ifadelerinin polisler tarafından kurgulandığı iddiası, emniyet ve yargı içinde “darbe” tartışmalarına ve operasyon yapan polislerin tutuklanmasına yol açmıştır. Davada son olarak, Kaplan’ın ifadelerinin sızdırılmasına ilişkin “buluntu bir telefon” ve içindeki WhatsApp yazışmaları gündeme gelmiştir. Ancak mahkemenin teknik detaylarını ve parmak izi incelemesini istediği bu telefonun emniyette kaybolduğu iddia edilmektedir. Çelişkili ifadeler ve kayıp delil iddiaları, davanın emniyet ile yargı camiasındaki etkisini sürdüreceğini göstermektedir.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, önceki sabah 07.58’de yine bir operasyonun haberini verdi.
Yerlikaya, 25 Mayıs 2024’te Macaristan’da yakalanan ve tutuklanan “Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütü yöneticisi Serdar Sertçelik’in Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı ve İnterpol-Europol Daire Başkanlığı görevlileri ile Macar polisi tarafından ülkemize getirildiğini” duyurdu.
Serdar Sertçelik kim, önce bunu hatırlatalım; “Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütü” davasının hem iki numaralı sanığı hem M7 kodlu gizli tanığıydı.
Elektronik kelepçe ile ev hapsindeyken, gözaltına alınacağını öğrenince 27 Kasım 2023’te yurt dışına kaçtı.
Evet, Bakan Yerlikaya’nın belirttiği gibi Macaristan’da yakalanıp tutuklandı, ama daha sonra serbest bırakıldı ve iltica etti.
Diyeceğimiz; 2023 seçimlerinde Erdoğan’ın kazanması için dua eden ve Erdoğan’la aralarından su sızmayan Victor Orban’ın Macaristan’ının Serdar Sertçelik’i 19 ay sonra teslim etmesi başlı başına ilginç.
Asıl ilginçlik ise şu; Bora Kaplan operasyonu eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile mevcut Bakan Yerlikaya’ya bağlı polis ekipleri arasındaki mücadeleye bağlanmışken, Serdar Sertçelik’in getirilmesi, hele de konuştuğu takdirde söyleyecekleri her hâlükârda çok önemli olacak.
Şöyle ki; Serdar Sertçelik, firar ettikten yaklaşık 6 ay sonra sosyal medya hesaplarından yaptığı yayınlarda;
M7 kodlu gizli tanık olduğunu ifşa etmekle kalmayıp, 19 sayfalık ifadesinin Bora Kaplan operasyonunu gerçekleştiren polisler tarafından kurgulandığını, ayrıca yurt dışındayken kendisini arayarak duruşmada gelip tanıklık yapmasını ve bazı siyasilerin ismini vermesini istediklerini öne sürünce, “siyasi hesaplaşma” iddiaları daha da güçlendi.

DAVA İÇİNDE DAVA
Nihayetinde de Soylu’yu sahiplenmesiyle bilinen MHP Lideri Devlet Bahçeli, Bora Kaplan operasyonunu “MHP, AKP ve Cumhur İttifakı’na darbe” olarak nitelendirip şöyle tepki gösterdi:
“Emniyet ve yargı içine yuvalanmış soysuz ve kripto çetelerin yeniden Türkiye üzerinde hesap yaptığı görülmektedir… Gizli tanık ifadeleriyle şerefli isimleri karalama kumpasını ve tecelli eden millet iradesini gölgeleme arayışını himaye eden ve buna hizmetkârlık yapan kim varsa haindir, haşhaşidir, emniyet, yargı ve medya uzantılarının tepesine binilmelidir.”
İşte Bahçeli’nin bu tepkisinin ardından bu defa Bora Kaplan operasyonunu yapan polislere operasyon yapıldı.
Önce açığa alındılar, sonra bazıları tutuklandı ve Serdar Sertçelik’in firarında ihmalleri olduğu suçlamasıyla haklarında dava açıldı.
Bora Kaplan bağlantılı davalar bunlarla sınırlı kalmadı; Kaplan’ın emniyetteki ve sulh ceza hakimliğindeki ifadelerini firari “FETÖ”cü Cevheri Güven’e sızdırma suçlamasıyla tutuklanan Narkotik polisi Serkan Dinçer’le birlikte Kaplan operasyonunu yapan dönemin Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, KOM Müdürü Kerem Gökay Öner ve Yardımcısı Şevket Demircan’ın bir de “gizliliği ihlâl ve görevi kötüye kullanmaktan” yargılanmasına başlandı.
Son olarak; geçtiğimiz Eylül’de “buluntu” olduğu belirtilen bir cep telefonuyla ilgili olarak Bora Kaplan’ın bazı avukatları ve bazı polisler hakkında soruşturma açıldı.
Tablonun bütününü anlamak için öncelikle bu dava ve soruşturmaların gidişatını da özetleyelim:
- Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Bora Kaplan, suç örgütü lideri olduğu suçlamasıyla 68 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ancak geçtiğimiz Ekim’de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı’nın itirazı ve Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu’nun kararı üzerine 1. Ceza Dairesi, Kaplan’a verilen bu cezanın daha önce onadığı 14 yıl 9 aylık kısmını bozarak, davanın yeniden görülmesini kararlaştırdı.
Beraberinde hem Serdar Sertçelik’in ana davadan ayrılmış olan dosyası ile Bora Kaplan operasyonunu yapan polislerin yargılandığı davanın, yeniden görülecek ana davayla birleştirilmesi kararı alındı.
- Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Serdar Sertçelik’in firarında ihmali oldukları suçlamasıyla polisler hakkında açılan davada üç celse sonra “görevsizlik” kararı verilip dosya ağır ceza mahkemesine gönderildi.
Ancak 33. Ağır Ceza Mahkemesi de “görevsizim” dedi. Kasım’dan bu yana İstinaf’ın hangi mahkemenin yetkili olduğuna dair kararı bekleniyor.
- Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Bora Kaplan’ın ifadelerini Cevheri Güven’e sızdırdıkları suçlamasıyla eski Narkotik polisi Serkan Dinçer ve Kaplan operasyonunu yapan eski üç KOM müdürünün yargılandığı davada savcı, esas hakkındaki mütalaasını sunup Dinçer’in 10 yıl, polislerin de 5 yıla kadar cezalandırılmasını istedi.
Sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarının alınması beklenirken, mahkeme heyeti değişti.
Yeni gelen başkan, araştırılması gereken başka konular olduğunu bildirdiği için dava sürüyor.
- Geçtiğimiz Eylül’de kimilerinin Serdar Sertçelik tarafından gönderildiğini, kimilerinin ise yargılanan polislerden birisinin kapısının önünde bulduğunu öne sürdüğü buluntu bir telefonda;
Serdar Sertçelik ile Bora Kaplan’ın firari avukatı Cengiz Haliç ve emekli polis Önder Polat arasında birtakım WhatsApp yazışmaları bulunduğu iddiasıyla gizli bir soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında Kasım sonunda 9 kişi gözaltına alındı ve aralarında Kaplan’ın avukatı Tarık Teoman’ın da bulunduğu üç kişi tutuklanırken, Cengiz Haliç hakkında yakalama kararı verildi.
CEVHERİ GÜVEN VE BULUNTU TELEFON
Edindiğimiz bilgilere göre, buluntu telefonla ilgili soruşturmanın gündeme gelmesinin ardından Serdar Sertçelik, 3 Aralık’ta el yazısıyla kaleme aldığı şu açıklamayı avukatı aracılığıyla Budapeşte’den Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi:
“Benim gönderdiğim iddia edilen bir telefon içerisindeki WhatsApp yazışmalarından dolayı soruşturma yapıldığını ve bu soruşturmada da adımın kullanıldığını öğrendim. Kesinlikle benim böyle bir telefonum yoktur. Böyle bir telefon göndermedim, dolayısıyla bu telefon ve yazışmalar bana ait değildir.”
Diğer şüpheliler ise o yazışmaların kendilerine ait olmadığı ve ‘hacker’lar tarafından yazılmış olabileceği yönünde savunma yaptı.
Geçen ay da buluntu telefon soruşturması ile Cevheri Güven davası oldukça dikkat çekici bir gelişmeyle şöyle kesişti:
Hem Bora Kaplan ana davasının soruşturmasını hem de bu son soruşturmayı yapan Savcı, 12 Ocak’ta Cevheri Güven davasının görüldüğü Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, “Tutuklu dosya önemli” damgasıyla gönderdiği iki sayfalık yazıda;
Cevheri Güven davasının 20 Ocak’ta yapılacağının anlaşıldığını belirttikten sonra buluntu telefondaki, özellikle Bora Kaplan’ın ifadelerinin sızdırılmasına ilişkin bazı yazışmaları aktardı.
Bir anlamda, duruşma öncesinde, “Bora Kaplan’ın ifadelerini yargılanan polislerin değil, Kaplan’ın avukatları ve Serdar Sertçelik’in Cevheri Güven’e sızdırdığı tespit edildi” mesajı verdi.
Söz konusu yazıyı ilk Gazeteci Alican Uludağ yayımladığında ise hemen erişim engeli getirildi.
MAHKEME ÖYLE BİR KARAR VERDİ Kİ
Bu ilginçliklerden sonra 20 Ocak’taki duruşmada yaşananları da hatırlatalım.
Mahkeme Başkanı, erişim engeli getirilen o yazıyı okuyup tutanaklara geçirdi.
Davanın tek tutuklu sanığı Serkan Dinçer ile tutuksuz yargılanan polislerin avukatları, savcının gönderdiği bu yazıyla Bora Kaplan’ın ifadelerini Cevheri Güven’e kimlerin sızdırdığının ortaya çıktığını vurgulayarak, beraat kararı verilmesini istedi.
Bir avukatın, “Biz bir FETÖ’cünün söylediğini delil göstermek istemedik, ama Cevheri Güven bir yayınında dalga geçerek, ‘Ben bunlardan almadım, Bora Kaplan’ın adamlarından aldım.’ dedi. Sonuçta bir FETÖ’cünün söyledikleri doğru çıktı. İyi ki, haklı çıktık.”
demesi üzerine de Mahkeme Başkanı, savcılığın o yazısına tepkisini şu sözlerle ortaya koydu:
“Savcının yazısı benim masama gelmeden yayınlara konu oluyor. Bu da hâlâ nasıl çalıştıklarını gösteriyor. Ama böyle yayınlar yargı nezdinde ciddiye alınacak değil. Zaten bununla ilgili suç duyurusunda da bulunacağız. Rahmetli Necip Hablemitoğlu yaşasa, haklı olarak Köstebek 2 ve 3’ü yayınlardı herhalde.”
Mahkemenin tepkisi alınan kararlara da yansıdı ve; “WhatsApp yazışmalarının yer aldığı telefonun nasıl, nerede, kim tarafından ele geçirildiğinin herhangi bir operasyonda ele geçirildi ise buna ilişkin görüntülerin olup olmadığının, telefonda parmak izi araştırması yapılıp yapılmadığının, sahte kullanıcıların çokluğu dikkate alınarak hattın gerçek kullanıcısının tespit edilip edilmediğinin, yazışmalarda belirtilen telefonun Cevheri Güven’e ait olduğu iddiasının neye dayandırıldığının” Savcılığa sorulması, ayrıca telefonla ilgili teknik raporun tamamının istenmesi kararlaştırıldı.
TELEFON DA MI FİRAR ETTİ?
Tüm bunlardan sonra adeta Adliye kulislerini sallayan son gelişmeleri aktaralım.
İddialara göre; Mahkemenin bu ara kararları üzerine soruşturmayı yürüten ve o yazıyı gönderen savcı, Emniyet’ten söz konusu buluntu telefonu ve buna ilişkin diğer bilgileri istedi.
Ancak telefonun kaybolduğu, bulunamadığı bildirildi.
Bunun üzerine savcı, öncelikle sadece WhatsApp yazışmalarında adı geçtiği için 2 aydır tutuklu olan Bora Kaplan’ın avukatı Tarık Teoman’ın tahliye edilmesi için Sulh Ceza Hakimliği’ne yazı yazdı.
Sulh Ceza Hakimliği ise devam eden soruşturmada savcının da tahliye yetkisi olduğunu belirterek talebi reddetti.
Redde ilişkin Asliye Ceza Mahkemesi’ne yapılan itiraz da kabul edilmedi.
SERDAR SERTÇELİK’E İLGİNÇ UYGULAMA
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın önceki sabah Türkiye’ye getirildiğini açıkladığı ve aynı günün akşamında tutuklanan Serdar Sertçelik’in sorgusundan bir notla bitirelim.
Öğrendiğimize göre; Savcı, Sertçelik’e bazı yazışmaları ve mesajları gösterip kimi ses kayıtlarını dinletmiş.
Sertçelik ise elinde hiçbir evrak olmadığını belirterek, savunması için 9 Şubat’a gün verilmesini istemiş. Bu da kabul edilmiş.
Oldukça ilginç bir uygulama, değil mi?!
Anlaşılan o ki, Bora Kaplan davası ülke gündeminden düşmüş olsa da siyaset, ama özellikle yargı ve emniyet camiasını içten içe sarsmaya devam edecek.