Yusuf Dülger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Simit Kuyruğu

Simit Kuyruğu

featured
0
Paylaş

Yusuf Dülger tarafından kaleme alınan bu metin, Konya’daki bir belediye işletmesinde ucuz simit alabilmek için saatlerce bekleyen insanların iç burkan hikayesini ele almaktadır. Yazar, dondurucu soğuğa rağmen ekonomik sıkıntılar nedeniyle oluşan uzun kuyrukları gözlemleyerek toplumun farklı kesimlerinden gelen vatandaşların yaşadığı mahcubiyeti ve çaresizliği tasvir eder. Anlatı boyunca, piyasa fiyatının çok altındaki satışların yarattığı sosyal adaletsizlik ve mevcut yönetim politikalarının halk üzerindeki olumsuz etkileri sert bir dille eleştirilir. Metinde ayrıca, zor şartlar altında dahi nezaketini koruyan insanların ahlaki duruşu ile aile içi ilişkilerde gözlemlenen gerginlikler üzerinden derin bir toplumsal analiz sunulur. Sonuç olarak yazar, ucuz bir simit için harcanan zamanın ve çekilen zahmetin, ülkenin içinde bulunduğu refah kaybını açıkça gözler önüne serdiğini vurgular.

 

Kültür Park’ın (Konya) önünden geçtikçe insanların oradaki tramvay vagonunun içinde ve dışında simit yiyip çay içtiklerini görüyordum.

21.01.2026 günü saat 11.30’da oradan geçerken içeride bekleyenleri gördüm. Vagona girdim, satıcıdan simit istedim. “Daha gelmedi, bekleyin,” dedi.

Boş olan iki oturaktan birisine oturdum. 15-20 dakika sonra içerideki boş aralar bile tamamen doldu. Sonra dışarıda bir sıra oluştu.

Hepsi ayakta. İçeri ve dışarıdaki insan sayısı 50-60 arasındaydı. Hava soğuktu. Olup biteni göreyim diye bekledim.

Bazıları kendi aralarında, “ikiye bir gecikir,” diye konuşuyor. Bir saat kadar sonra simit arabası geldi, satışlar başladı.

Burayı belediye işletiyormuş; kişi başına en fazla 5 simit, 5 ayran veriliyormuş. Simit-ayran kuyruğunun nedenini anladım: dışarıda 15, 20, 25 liraya satılan simit ve ayranın burada 5 liraya satılmasıydı. Orada beklerken gördüklerimi anlatayım:

Bekleyenlerin içinde yaşlı, yetişkin, genç, kadın-erkek, oğlan-kız her tür insan var. Yaşlı, yetişkin erkekler görünümleriyle emekli, kadınlar ev hanımı gibiydiler. Genç kadınların bazısının el ve kucaklarında çocukları vardı.

Ben vagonun açık kapısının karşısındayım. Arkamda ayakta bekleyen 4-5 yaşında bir çocuk, iki üç adım önüme geçti: “Anne! Burası soğuk değilmiş. Ben buradayım,” dedi. Çocuğun sözü beni duygulandırdı.

Karşımda 70 yaşlarında görünen bay-bayan iki kişi oturuyordu. Adam; giyiniş, duruş ve bakışlarıyla olgun birisiydi. 5 simit almak için eşiyle evinden gelip simit beklemesi zoruna gidiyor olmalıydı ki duruşu durgun, yüz hatları gergindi.

Bir ara kolunu masanın üzerine koydu. Eşi sert bir üslupla: “Kolunu oradan çek. Elbiseni kirletiyorsun,” dedi. Adam sakin ve olgun: “Kirlenmedi, bak işte,” dedi. Masanın üzerindeki kuru bir lekeye parmağını sürttü, hanımına gösterdi.

Simit satışı başlayınca kimse bir başkasının önüne geçmedi. Herkes ayağa kalkınca kıpırdanmalar oldu. Yanımdakilerden birisi bana: “Buyurun, siz öndesiniz,” dedi. Ben, “Ne fark eder bir kişiyle,” desem de: “Olmaz, kul hakkı olur,” cevabını verdi.

Sıram gelince 5 simit, 1 ayran aldım, vagondan çıktım, otobüs durağından otobüse bindim. Otobüste, orada simit alan bir bayanı gördüm. 2-2.5 km gittikten sonra indi.

Şimdi bunları ve Türkiye’nin bazı gerçeklerini yorumlayayım.

Bugün Türkiye’yi yönetenler, dünün yöneticilerini hep: “Milleti mazot, şeker, yağ, pirinç kuyruğuna soktunuz. Milleti fakirleştirdiniz,” diye eleştirerek halka: “Bize yetki verirseniz ekonomimiz düzelecek, kuyruklar kalkacak,” vaadiyle iktidar oldular. 25 yıl sonra büyüğünden küçüğüne insanlarımız ucuz simit kuyruğuna girdi.

Belediye bir simidi 5 liraya satarken esnaf 15, 20, 25 liraya satıyor. Arada çok fark var. Bu durumda ya belediye zarar ediyor veya esnaf çok kâr ediyor. Belediye zarar ediyorsa hepimiz zarar ediyoruz, esnaf çok kâr ediyorsa soyuluyoruz demektir. Belediye her ikisine de fırsat vermemelidir.

5 liraya simit satmak demek, vatandaşlarımızın oyunu 10-15 lirayla satın almak demektir ki bu çok ayıptır. Böylesi durumlarda yöneticiler maharetli olmalılar, devlet güven kaybetmemelidir.

5 liradan beş simit almak için vatandaşlarımızın yaşlı-genç, kadın-erkek evlerinden çıkıp yürüyerek yahut otobüslerle yollara düşmeleri, soğukta beklemeleri geçim sıkıntısı içinde olduklarını gösterir. Bu örnek, 24 yıldır iktidarda olan bir siyasi kadronun iflasını gösterir.

Simit kuyruğundaki vatandaşlarımızın duruş ve bakışları, bir mahcubiyet ve eziklik psikolojisi içinde olduklarını gösteriyor. Onlara bu acıyı mevcut yöneticiler çektiriyor. Vatandaşlarımızın hak yememek için kuyruktaki sırasına dikkat edişi insanlarımızın dürüst ve erdemli oluşlarındandır. Bu bozuk yönetim sisteminin ömrü uzarsa belirttiğim erdem kalkar, telafisi imkânsız buhranlar yaşarız.

Simit satışının başlama saati asla gecikmemeli, çalışanlar görevlerini zamanında yapmalılar. 60 kişinin orada birer saatlik kaybı, 60 saatlik kayıptır. Yazık değil mi, herkesin kendine göre bir işi var.

Bir bayanın eşini insanların içinde: “Kabanının kolunu kirletiyorsun,” diye azarlamasına çok üzüldüm. Yıllarca birlikte olmuşsunuz. O bey senin yuvanın bekçisi ve besleyicisi olmuş. Orada böyle yapılmaz! Kadınlarımız böylesi hırçınlıklardan arınmalılar. Herkes yaşının adamı olmalı.

Simit kuyruğuna giren yurttaşlarımızı yadırgamıyorum. Geçinebilmek için yaptıkları bu fedakârlık güzel. Gelirimiz iyi de olsa tasarruflu yaşama iradesi güzel bir huydur. Denk gelirse oraya tekrar gideceğim.

Bu vesileyle hiç değilse insanlarımızı, yöneticilerimizi ve ekonomik yapımızı sahada görmeye çalışacağım.

İyi günler dileğimle…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!