Erol Sunat’ın bu yazısı, toplumun içinde bulunduğu karamsar ruh halini ve ekonomik zorlukları dumanlı dağlar metaforu üzerinden ele almaktadır. Yazar, yalnızlık, geçim sıkıntısı ve artan kira bedelleri karşısında çaresiz kalan insanların sesini duyurma çabasını etkileyici bir dille aktarır. Emekli ve asgari ücretli kesimin umutlarının nasıl tükendiği anlatılırken, yeni bir yıla girerken yaşanan belirsizlik ve yorgunluk vurgulanır. Metin boyunca sisli ve puslu bir atmosfer kullanılarak, bireyin kalabalıklar içindeki kimsesizliği ve toplumsal bağların zayıflaması hüzünlü bir perspektifle sunulur. Sonuç olarak eser, gelecek kaygısı ile geçmişin özlemi arasında sıkışmış bir halkın duygusal ve maddi mücadelesini özetlemektedir.
Duman olmuşuz…
Doğru…
Duman içi dağlarda kalmışız…
Hakikatin ta kendisi…
Ne duman dağıldı ne de sis…
Yollar viraj yollar kasis…
Yok mu bizi bir gören? Yok mu bizi bir duyan?
Yok mu bizi bu hallerden bir kurtaran diye seslenmişiz…
Sesimiz yankılanmış dönmüş gelmiş bize geri…
Sönmüş gözlerimizin feri…
Her zaman olduğu gibi kendi sesimizi bizden başka duyan olmamış…
Çilemiz mi dolmamış?
Kendimizle baş başa kalmışız yine. Hem de kalabalıkların tam da ortasında.
Yapayalnız…
Bir başımıza…
Rahmetli Erkin Koray’ın o içli şarkısı gibi halimiz…
“Yalnızlar rıhtımı…”
Neler anlatıyordu o güzel dizeler?
“Bir ben miyim perişan gecenin karanlığında / Yosun tuttu gözlerim yalnızlar rıhtımında”
“Bütün gece ağladım dalgalar kucağında / Yosun tuttu gözlerim yalnızlar rıhtımında”
Evet bir biziz o gece karanlıklarının içinde perişan bir şekilde olan ve kalan…
Dalgalar kucağında geceleri ağlayan…Gün ağardığında ağladığını saklayan…
Ya yalnızlar rıhtımında bir başınayız ya da duman içi dağlarda kalanlardanız
İslerin içinde, sislerin içinde, kör dumanlar içinde…
Böyle bir hal ve ahvalle girdik yeni bir yıla…
Yorgun, halsiz, bitkin ve kalbi kırık…
*****
Her dağın dumanı ayrı da olsa, derdimiz aynı bizim.
Derdimiz duman olmak…Hatta darmaduman…Kantarın topuzu kaçalı çok oldu. İşler şirazeden çıkalı da…
Biraz kül biraz duman o benim işte diyen dizelerin anlattığı bizden başkası değil…
Bizim derdimiz derin…
Konuşmaya başladığımızda gözlerimiz doluyor, konuşamıyoruz.
Derdimizi anlatamadık geçtiğimiz yıl…
Hani derdimi ummana döktüm derler ya…
Döktük ummana…
Umman bizimle ağladı…
Döktük cümle dağlara taşlara…
Döktük yollara…
Döktük yıllara…
Derdimizi dinlemesini beklediklerimiz görünmediler yine…
Garip ve tuhaf bir kalabalığın içinde ne o arananları bulabildi arayanlar ne de o arayanları görebildi arananlar.
Duman duman üstüne bir vaziyet…
Duman, duman kör duman…
Kapattı önümüzde ardımızda ne varsa…
Gör görebilirsen…Yürü yürüyebilirsen…Bul bulabilirsen…Var varabilirsen…Git gidebilirsen…
*****

Kaldık yine duman içi dağlarda…
Ne duman dağıldı ne de sis…
Dünya yalan olsa da insanlar haris
Neden mi?
Herkes kendi başının derdine düştü…
Kardeş kardeşi unuttu, akraba akrabayı, dost dostu, arkadaş arkadaşı, komşu komşuyu, evlat ana babayı…
Hangi dalı tutsak, elimizde kaldı ya da dal kırıldı en olmadık yerinden…
Şüphe etmeğe başladık şansımızdan talihimizden…
Hayaller yarım, atılan adımlar yarım, sözler yarım…
Yarım kaldı ne varsa yaşattığımız içimizde…
Göçsek nerelere göçelim?
Gitsek nerelere gidelim?
Barınma diye öyle aşılmaz bir dert var ki başımızda, aldığımız maaşlara denk…
Sonra başlamadan bitiyor hayat denen o çetin cenk…
Bu insanlar verdi maaşını kiraya…
Sonrası ne? Ne yiyecek ne içecek? Doğalgazı, elektriği, suyu, telefonu ve olması gereken gıda alışverişlerini, kredi kartlarını kim ödeyecek?
Sarı çizmeli Mehmet Ağa mı?
*****
Açmaz üstüne açmaz…
Duman olmuşlar bir yerlere kaçmaz, kaçamaz…
İnsanlar bu sıkıntılarını anlatacak muhatap aradılar geçen yılın her günü, her ayı…
Bulsalardı, anlatsalardı belki de böyle olmayacaktı…
Çok laflar söylendi…Çok laflar sıralandı…Çok kapılar çözüm odaklı diye aralandı…
Ne mi oldu?
Umutla bekleyenler duman oldular, isin sisin içinde…
Havanda su dövenler nedenlerde niçinde…
Kar bıkmadan usanmadan yağdı güvenilen dağlara…
Kar kalınlığı şu kadar oldu, bu kadar oldu diye anlatıldı.
Memleketin barajları, göletleri doldu, su sıkıntısı atlatılmak üzere diye açıklamalar yapıldı.
İnsanlar sordu…
Ya bizim atlatamadığımız sıkıntımız ne olacak? Bize ne zaman sıra gelecek? Ya da sıra gelecek mi?
Geçtiğimiz yıl gördük ki, bir koca yıl bekledik, gördük ki, sıra bize gelmemiş…
Asgari ücret yüzde yirmi yedi…
28 bin yetmiş beş lira elli kuruş…
Emekli maaşları ne olur sorusunun cevabı ümitsiz.
Açıklanacak açıklanmasına son veri…Emeklinin adımları gider durur geri geri…
Dağları duman aldı, hayaller karaltı… Hoş gelmiştir inşallah iki bin yirmi altı…
*****
Kaldık duman içi dağlarda…
Öyle bir kaldık ki…
Kaldık gitti…
Ne duman dağıldı ne de sis…
İçimizde bir garip his…
Dil dönmez…
Ayak gitmez…
Kalkamadık yerimizden…
Nutkumuz tutuldu…
Hiçbir şey gelmedi elimizden…
Bir zamanlar bir şey kaçmazdı gözümüzden…
Dönmezdik sözümüzden…
Sevdiklerimiz, dost bildiklerimiz tutardı elimizden…
Anlardı dilimizden…
Bilirdi ne geçerse gönlümüzden…
Gönül umduğuna küsermiş…
Beni sevseydi, bilirdi, anlardı dermiş…
Mevsimler gelip geçmiş…
Bahardı, yazdı, güzdü, kıştı derken…
Yeni bir yıl daha gelmiş…
Sefa gelmiş hoş gelmiş…
*****
Yeni yıl ne mi demek?
Yeni bir sayfa…Bembeyazından…Yeni bir şeyler söylenmesi ve yazılması lazım geleninden…
Bakalım neler gelecek 2026’nın elinden…
Yeni yıl ne mi demek?
Yeni bir milat…Yeterse takat…Ancak, lakin ve fakat…
Zor yıllar geçiriyoruz aslında…
Düşen yapraklar arasında göz gözü görmez dumanlı sisli bir garip yolda, garip yolcularız her birimiz.
Pandemi denen bir girdabın içinden geliyoruz.
Virüs yetmedi, varyantları da takılmıştı peşine.
Geçen bir dostum. On gündür hastaneydim dedi, virüse yakalanmış. Yaş malum, yetmiş küsur. Çok şükür doktor ayağa kaldırdı beni dedi.
Virüs yine sahnede…
Sadece virüs olsa iyi…
Yeni bir yılda, yeni bir yolda, ne ararsanız var sağımızda solumuzda, yanı başımızda…
*****
Her yeni yıl kendimizi sıfırdan başlıyormuş gibi hissetsek de…
Hele yetmiş küsur yaşından sonra her yıl daha da yaşlandığımızı daha nasıl anlatsak acaba?
Kalbimize, şekerimize, tansiyonumuza ve dahasına…
Ne diyorduk?
Kaldık duman içi dağlarda…
Dağ bizim, duman bizim, sis bizim…
Türkiye’ye ve Türk Milletine olan sevgimizi Rabbim hiç eksiltmesin…