Ümit Özdağ: Amsterdam’da kullanılan uyuşturucudan daha fazlası İstanbul’da kullanılıyor
Ümit Özdağ: “Lütfen seçim sandığına giderken alışkanlıklarınızla ısrar değil. Çocuklarınızın ve torunlarınızın nasıl bir Türkiye’de yaşayacağını düşünerek oy verin. Babanızdan ve dedenizden, anneannenizden, babaannenizden, annenizden aldığınız ülkeyi çocuğunuza ve torununuza onlardan aldığınız gibi verebilmek için verin. Bu ülkenin bir terör örgütünün önünde diz çökmemesi, devletin kurucu önder dedikleri bir narko teröristle paylaşılmaması için oy verin. Zafer Partisi’ne bu ülkeyi yönetecek, ülkemizi çevreleyen bu ateş çemberinin ateşleri sınırlarımızı yakmaya başlamışken bu ateş çemberinden çıkartabilecek yegâne partiye, yani Zafer Partisi’ne bunu yapabilmesi için yetki vermenizi rica ediyorum.”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin Eyüpsultan ilçe başkanlığına ziyarette bulundu. Özdağ, ziyaret kapsamında yaptığı basın açıklamasında, ocak ayında bütün faaliyetlerini partisinin Ankara’daki genel merkezinden İstanbul’a taşımaya karar verdiklerini, her gün bir ilçeyi gezeceklerini ve esnaf ziyaretleri yapacaklarını aktardı. Özdağ’ın açıklamaları şu şekilde:
“İSTANBUL DEPREM KONUSUNDA KENDİ BAŞINA BIRAKILMIŞ DURUMDA”
Prof. Dr. Ümit Özdağ: “İstanbul’da ilçe ilçe bir çalışma yürütüyoruz. Neden ilçe ilçe? Çünkü İstanbul’da her ilçe bir il büyüklüğünde. Hatta öyle mahalleler var ki İstanbul’da ve Eyüp’te, Anadolu’daki ilçelerden daha büyükler. Mahalle ama ilçeden bile büyük. Onun için İstanbul’u anlamak ancak İstanbul’da ilçeleri, ilçelerin sorunlarını, ilçelerin imkanlarını, kapasitelerini anlamakla mümkün. İstanbul’da E5 üzerinde hareket edip birkaç alışveriş merkezine giderek İstanbul’u anlamak ve İstanbul’un sorunlarına çözüm bulmak mümkün değil. Onun için biz de parti olarak ocak ayında bütün faaliyetlerimizi genel merkezden İstanbul’a taşımaya karar verdik. İstanbul İl Başkanlığımızı da geçici olarak Genel Merkez yaptık adeta ve Genel Başkan Yardımcılarımız, Genel İdare Kurulu üyelerimizle birlikte her gün bir ilçeyi ziyaret ediyoruz. 1. bölgedeki ziyaretlerimizi tamamladık. Şimdi İstanbul’da 2. bölgede ilçeleri ziyaret etmeye başladık. Her sabah bir ilçeye gittiğimiz zaman burada olduğu gibi ilçenin kamuoyu önderi konumunda olan insanları davet ediyoruz. Birlikte kahvaltı ediyoruz, sohbet ediyoruz. İlçe başkanımız bir selamlama konuşması yapıyor ben de hem İstanbul’la hem Türkiye’yle ilgili temel tespitlerimizi ve çözüm önerilerimizi paylaşıyorum. Bugün de aynı programı Eyüp’te yapacağız ve daha sonra Eyüp’ün en ana ekseni olan alanlarda esnaf ziyaretleri gerçekleştirerek esnafın sorunlarını dinleyeceğiz ve bizim çözüm önerilerimizi esnafa anlatacağız. Özetle İstanbul, 3 Balkan devletinin nüfusundan daha fazla insanın yaşadığı, gündüz nüfusu 22 milyona çıkan, akşam 19 milyona inen, ülkeler büyüklüğünde bir süper şehir. Bu süper şehrin içinde de her birisi il boyutunda ama Esenyurt 57 ilden daha büyük, Pendik 54 ilden daha büyük bir yapı ve bu şehrin birçok yaşamsal meselesi var. Bunların başında deprem geliyor.
Şimdi farkına vardınız, varmadınız bilmiyorum ama Amerikan Büyükelçiliği 2-3 hafta önce bir bildiri yayınladı X’te ve diğer sosyal medya platformlarında. Amerikan vatandaşlarını İstanbul’da bir depreme karşı uyardı. Arkasından Alman devlet televizyonu Deutsche Welle İstanbul’da bir deprem konusunda yine uyarıda bulundu. Çevre Şehircilik Bakanlığı’ndan hiçbir açıklama gelmedi bu açıklamalarla ilgili. Dışişleri Bakanlığı da dönüp Almanya’ya ve Amerika’ya ‘Ya siz ne yapıyorsunuz? Benim en önemli şehrimde bir deprem olacağına dair haberler yayınlıyorsunuz bizde böyle bir veri yok, bu veri size nereden geliyor?’ diye de sormadı. Çünkü İstanbul aslında sahipsiz. İstanbul bu konuda kendi başına bırakılmış durumda. İstanbul’da depremle ilgili hiçbir çalışma yürütülmüyor. Aklı aykırı mı? Evet, aklı aykırı. Ama bakın 6 Şubat depreminden önce de 3 sene önce Kahramanmaraş’ta Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın düzenlediği bir çalıştay yapılmıştı. Çalıştayın konusu şuydu, Kahramanmaraş merkezli 7.4 şiddetinde ve 11 ili etkileyen bir deprem olursa ne olur? Arkadaşlar 3 sene sonra oldu. Tam da Kahramanmaraş merkezli oldu, söylendiği gibi 11 ilde oldu. Hatırlıyorsunuz değil mi? Peki, aradan geçen 3 sene içinde bir tek çalışma yapıldı mı? Yapılmadı. Şimdi İstanbul’da aynı hadiseyi yaşıyoruz. Herkes biliyor ama çalışma derseniz yok. Önlem derseniz yok. Dün bir toplantı yaptık bu konuda uzman arkadaşlarla İstanbul il binasında. Biz bu konuya en hazırlıklı partiyiz. Yerel seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olan Azmi Karamahmutoğlu bu konuda ortaya tek çözüm koyan belediye başkan adayı oldu. Diğer 2 belediye başkan adayı, birisi ilk kez seçilirken İmamoğlu 5 sene içinde İstanbul’un depremden kaynaklanan tehdidini çözerim demişti. 2. adaylığının başında ise bu konu sorulduğunda 5 sene içinde yapabilecek bir şey yok dedi, bir şey yapmamıştı. Öbür aday da Çevre ve Şehircilik Bakanıydı 5 sene boyunca. O da görevini yerine getirememişti ve İstanbul depreme teslim edilmişti ve teslim edilmiş durumda.
Peki arkadaşlar, İstanbul depremi gerçekleştiğinde ne olacak? Ben bunu 8 Şubat sabaha karşı Rönesans Oteli’nin yıkıntıları içerisinde arama yapan ekiplerle konuştuğum zaman öğrendim. Dedim ki kaç ekip çalışıyorsunuz burada? Bir ekip dedim kaç kişiden oluşuyor? 12 kişiden oluşuyor. Yani 36 kişi çalışıyorsunuz. Evet. Peki dedim, olası İstanbul depremi için böyle sizin olduğunuz gibi kaç uzman arayıcı kurtarıcıya ihtiyaç var? 642 bin dedi. Arkadaşlar, ilk darbede yıkılacak bina sayısı 48 bin olarak öngörülüyor. Her binada 10 kişi enkaz altında kalsa 480 bin kişi. 10 kişi de çok az, daha fazla kalır. İstanbul’da at arabasına göre yapılmış yollar var. Bu yolların çevresindeki evler böyle bir depremde ilk sarsıntıda yıkılacak evler. Bunlara ulaşmak bile eğer şimdi tedbirler alınmazsa mümkün olmaz. Üstelik bilelim ki sadece İstanbul da değil mesele. Böyle bir deprem Allah korusun bütün Marmara bölgesini etkileyecek. Tahmin edilen zarar 750 milyar dolar. İnsani kayıplardan hiç bahsetmiyorum. Şimdi bu konuyla ilgili hiçbir çalışmanın yapılmadığı bir şehirde yaşıyoruz. İnsanlar bunu düşünmeyince olmayacağını düşünüyorlar. Hayır, düşüncelerimizden atarak depreme engelleyemeyiz. Bu konuda tek sürekli çalışma grubu olan ve bu konuyu ve önlemlerini öncesi sırası ve sonrasındaki önlemler paketini en iyi geliştirmiş olan parti, Zafer Partisi’dir. Bunu lütfen bize oy verin, vermeyin, bir tarafa yazın. Bu işin başındaki arkadaşlarımızdan bir tanesi partimizin Kurucular Kurulu Üyesi ve Genel İdare Kurulu Üyesi Firdevs Yüksel, 99 depremi sabahı İstanbul Bayındırlık İl Müdürlüğü’ne atanan mimar arkadaşımız ve İstanbul depreminin ve çevredeki depremlerin koordinasyonunu yapıp enkazı kaldıran kişi ve onunla birlikte çalışan uzman arkadaşlardır. Onun için biz bu işi çok iyi biliyoruz. Nasıl önlem alınır? Neler yapılmalı?

“AMSTERDAM’DA KULLANILAN UYUŞTURUCUDAN DAHA FAZLASI İSTANBUL’DA KULLANILIYOR”
Bu meseleyi olmazsa olmaz olarak ortaya koyduktan sonra yine İstanbul’u tehdit eden bir başka mesele daha var ki bu konuda da bizim dışımızda, Zafer Partisi dışında meseleyi Türk halkının ve İstanbul’un gündemine getiren bir başka parti yok. Uyuşturucu, sanal kumar ve organize suç örgütlerinden bahsediyorum arkadaşlar. Amsterdam’da kullanılan uyuşturucudan daha fazlası İstanbul’da kullanılıyor. Nereden biliyoruz? Çünkü İstanbul’un kanalizasyonundan alınan örnekler üzerinden uyuşturucu kullanımı tespiti yapıldığında ortaya çıkan sonuç bu. Organize suç örgütlerinde Türkiye Avrupa’da 1., dünyada 14. sırada değerli arkadaşlar. Bu organize suç örgütlerinin büyük bir bölümü İstanbul’da. Her sabah gazetelerde terörü, şiddeti, organize suç şiddetini görüyoruz. Yine bu sabah hapishaneden son infaz yasasıyla çıkan 25 yaşında bir genç kalaşnikofla 40 mermiyle taranarak öldürülmüş. Bakın terör eylemi değil, artık organize suç örgütlerinin elinde makinalı tüfekler var. Bunu şehir merkezlerinde, terör eylemlerinde değil, gasp eylemlerinde, saldırılarda, suikastlarda kullanıyorlar. Torbacıların hemen her yerde olduğunu görüyoruz.
“UYUŞTURUCU BARONLARINA FEDA EDECEĞİMİZ HİÇBİR ÇOCUĞUMUZ YOK”
Bu sanal kumar ve uyuşturucunun ortaya çıkardığı kara para 200 milyar dolar. Korkunç bir büyüklük. ‘Efendim şu meşhur, şu uyuşturucuyu kullanıyormuş, bunu alalım’. Yani bunlarla mücadele olmaz. Bakın mücadele nasıl olur? Mersin’de limanda 240 kilo galiba daha yeni kokain yakalandı. Ben de tebrik ettim. Baronları yakalayacaksınız. Baronların mal varlıklarına el koyacaksınız. Baronların çetelerinin, insan kaynaklarını kurutacaksınız. Çocuklarımızı avladıkları alanlarda onları avlayacaksınız. Onlara cehennemi dünyada yaşatacaksınız. Baronlara feda edeceğimiz hiçbir çocuğumuz yok.
“PKK’YI EMNİYETİN RAPORLARININ UYUŞTURUCU LİSTESİNDEN ÇIKARTARAK TÜRK ÇOCUKLARINI NASIL KORUYACAKSINIZ?”
Peki uyuşturucu belasının en önemli baronlarından birisi kim? Abdullah Öcalan. Narko terör örgütü arkadaşlar. Bu narko terör örgütü PKK’nın nasıl uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Şube dairenin geçen sene çıkarmış olduğu raporda ‘terör uyuşturucu bağlantısı’ başlığı altında uzun uzun anlatılıyor. Yıllardan beri de anlatıldı arkadaşlar. Bu sene çıkartılan raporda ise PKK’dan tek kelime bahsedilmiyor. Ne oldu ya? PKK hayır kuruluşu mu oldu? Birisi söylesin bize. PKK artık uyuşturucu satmıyor mu, dağıtmıyor mu, taşımıyor mu? Siz PKK’yı uyuşturucu listesinden Emniyetin raporlarından bile çıkartarak Türk çocuklarını, Türk gençlerini uyuşturucuya karşı nasıl koruyacaksınız?

“BİZ UYUŞTURUCU BARONLARINA DA TORBACILARA DA İSTANBUL’U VE TÜRKİYE’Yİ DAR EDECEĞİZ”
Biz Zafer Partisi olarak sanal kumarın da kökünü kazıyacağız söz veriyoruz size. Biz uyuşturucu baronlarına da torbacılara da İstanbul’u ve Türkiye’yi dar edeceğiz.
İstanbul’da kiralar çok yüksek. İstanbul’da artık namusuyla para kazanan bir vatandaş için ev satın almak çok zor hale geldi. Sabit gelirli vatandaş için. Peki neden? Dedim ya, 19 milyon insan geceleri burada yatıyor, uyuyor. 21 milyon insan da sabahları İstanbul’da yaşıyor. Kastamonulular İstanbul’da çok değil mi? Sivaslılar da var. Rumelililerde kalabalık bir grup. Ordulular var. Giresunlular var. Ama en büyük hemşeri grubu, bu saydıklarımızın hiçbirisi değil. En büyük hemşeri grubu, Suriyeliler. Sonra Afganlar. Bu şehirde arkadaşlar, su harcamaları üzerinden yapılan hesap 4 milyon yabancı yaşıyor. Şimdi, Allah için kendinize sorun. Bu 4 milyon vatanlarına dönseler kiralar düşer mi? Düşer. Yabancılara vatandaşlık satılmasa ev fiyatları daha makul hale gelir mi? Gelir. Peki 4 milyon kişi daha az tüketirse, bugün barajlarda suyumuz bitiyor, daha uzun dayanır mı? Dayanır. 4 milyon kişi vatanlarına geri dönerse, İstanbul’un sürekli yeni yatırımlar yapmak zorunda kalınan kanalizasyon hizmetleri rahatlar mı? Rahatlar. Hastaneler rahatlar mı? Daha az sıra bekler misiniz? Beklersiniz. Domates ucuzlar mı? Patates ucuzlar mı? E ucuzlar. Peki bunu Zafer Partisi’nin dışında Türk milletine anlatan var mı? Yok. Arkadaşlar, bakın biz hiç kimsenin konuşmadığı ve çözüm bulmadığı sorunları gündeme getirip çözümlerini de ortaya koyuyoruz.
“BU VURGUN DÜZENİNİ DURDURALIM”
Lütfen seçim sandığına giderken alışkanlıklarınızla ısrar değil. Çocuklarınızın ve torunlarınızın nasıl bir Türkiye’de yaşayacağını düşünerek oy verin. Babanızdan ve dedenizden, anneannenizden, babaannenizden, annenizden aldığınız ülkeyi çocuğunuza ve torununuza onlardan aldığınız gibi verebilmek için verin. Bu ülkenin bir terör örgütünün önünde diz çökmemesi, devletin kurucu önder dedikleri bir narko teröristle paylaşılmaması için oy verin. Zafer Partisi’ne bu ülkeyi yönetecek, ülkemizi çevreleyen bu ateş çemberinin ateşleri sınırlarımızı yakmaya başlamışken bu ateş çemberinden çıkartabilecek yegâne partiye, yani Zafer Partisi’ne bunu yapabilmesi için yetki vermenizi rica ediyorum. Çünkü Zafer Partisi hem politik duruşuyla cumhuriyetten, Atatürk’ten taviz vermemesiyle, hem ekonomide devlet planlama teşkilatını kurup sürdürülebilir planlı kalkınmayla devletin de yatırımlara başlamasıyla yaratacağı istihdamla, sığınmacılara yılda harcanan 11 milyar doları durdurup bunu Türk insanına istihdam yaratacak fabrikalar inşasında kullanarak oluşturacağı alanlarla, keza yılda 7 milyar dolar dünyanın değişik ülkelerine yapılan insani yardımları durdurup, Türkiye’nin tarımda kendi kendisini besleyen ülke haline gelebilmesi için tarım ve hayvancılıkta yapılacak büyük sıçramayı gerçekleştirecek program ve kadrolara sahip olduğu için Zafer Partisi’ne sizden, çevrenizden, arkadaşlarınızdan, akrabalarınızdan destek rica ediyorum. Biliyorum ki bir siyasi partiyi en iyi halk anlatır. Halk sizsiniz. Sanal medya, Twitter, Facebook, X, YouTube, televizyonlar, radyo, gazeteler… Bunlardan çok daha etkili olan sizlerin yaşayarak, görerek, insanlara dokunarak yapacağınız anlatımdır. Ben sizden rica ediyorum, benim size anlattığım gibi siz de çevrenize Zafer Partisi’ni lütfen anlatın ki bugün çatırdayan devletin kolonlarını tamir edelim. Bu ülke zengin ama Türk halkı fakir, çünkü büyük bir vurgun düzeni var. Bu vurgun düzenini durduralım. 5 tane malum firmanın almış olduğu ihale tutarı 255 milyar dolar. Artık buna bir dur diyelim.”