1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Türkiye ekonomisi yüzde 2,3 büyüdü

Türkiye ekonomisi yüzde 2,3 büyüdü

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyüyerek 24 çeyrektir kesintisiz büyüme gösterdi. İş dünyası temsilcileri, sürdürülebilir büyüme için yatırım ve ihracatın önemine dikkat çekti.

İş dünyası temsilcileri, Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ikinci çeyreğine (nisan-haziran dönemi) ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, 2026 yılının ikinci çeyreğinde GSYH, zincirlenmiş hacim endeksi olarak geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 2,3 arttı. Böylece Türkiye ekonomisi art arda 24 çeyrektir büyüdü.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklere rağmen büyümesini sürdürmesinin önemli olduğunu belirterek, net dış talebin büyümeye pozitif katkı vermesinin önemli olduğunu ifade etti.

Sürdürülebilir büyümenin yolunun yatırımın ve ihracatın büyümedeki ağırlığını artırmaktan geçtiğini kaydeden Olpak, “Küresel ekonomide jeopolitik risklerin, ticaret politikalarındaki değişimlerin ve belirsizliklerin büyüme üzerindeki etkisini sürdürdüğü bir dönemden geçiyoruz.” açıklamasını yaptı.

Olpak, artan jeopolitik riskler ve enerji maliyetlerinin yanı sıra küresel ticarette güçlenen korumacılık ve tarife politikalarının ihracatçılar açısından yeni bir rekabet ortamı oluşturduğunu belirterek, “ABD’nin Çin’e yönelik tarife politikalarının ardından Çinli şirketlerin, Türk iş dünyasının önemli pazarları arasında bulunan Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere alternatif pazarlardaki ağırlığını artırması, şirketlerimizin bu pazarlardaki rekabetini daha da yoğunlaştırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yeni dönemi ‘güven rekabeti’ olarak tanımlıyoruz”

Nail Olpak, büyümenin niteliğinin daha fazla güçlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, yatırımın ve ihracatın büyümedeki ağırlığının daha fazla artırılması gerektiğini aktardı.

Yakın zamanda açıklanacak Orta Vadeli Program’ın da bu doğrultuda iş dünyasının finansmana erişimini kolaylaştıran, yatırım iştahını destekleyen, üreticinin ve ihracatçının rekabet gücünü artıran adımları içermesini önemsediklerini belirten Olpak, şunları ifade etti:

“Küresel ekonomide rekabet artık yalnızca fiyat ve maliyet üzerinden yürümüyor. Ülkelerin ve şirketlerin öngörülebilirliği, dayanıklılığı, taahhütlerini yerine getirme kapasitesi ve güvenilir iş ortağı olma niteliği giderek daha belirleyici hale geliyor. Biz bu yeni dönemi ‘güven rekabeti’ olarak tanımlıyoruz.”

Olpak, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, girişimci iş dünyası, stratejik coğrafi konumu ve geniş ticari ilişkiler ağıyla güven rekabetinde önemli avantajlara sahip olduğuna işaret ederek, “Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemi, Türkiye açısından yeni yatırımlar ve yeni ihracat pazarları için fırsata çevirmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“İhracatın yeniden ivmelenmesiyle büyümenin daha sağlam bir zemine oturacağına inanıyoruz”

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran da ekonominin 24 çeyrektir kesintisiz şekilde büyümesinin önemine değinerek, ekonominin üretimden yatırıma, ihracattan istihdama uzanacak şekilde güçlü ve dengeli biçimde büyümesi gerektiğini belirtti.

Türkiye ekonomisinin zorlu küresel koşullara rağmen kesintisiz büyüdüğüne dikkati çeken Baran, “Önümüzdeki dönemde enflasyondaki gerilemeyle birlikte finansman koşullarının iyileşmesi, yatırımların hızlanması, sanayinin güç kazanması ve ihracatın yeniden ivmelenmesiyle büyümenin daha sağlam bir zemine oturacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Baran, Türkiye’nin üretim gücüne, girişimcisine ve potansiyeline güvendiklerini vurgulayarak, “İş dünyası olarak üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam sağlamaya ve ülkemizin büyümesine katkı sunmaya devam edeceğiz.” açıklamasını yaptı.

“Fiyat istikrarının sağlanması sürdürülebilir büyümenin temel şartı”

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç da artan jeopolitik risklere ve dezenflasyon sürecine rağmen Türkiye ekonomisinin yıllık bazda yüzde 2,3 büyümesinin önemini vurguladı.

Gelecek dönemde dezenflasyon sürecine devam edilirken üretim ve yatırım kapasitesinin korunması gerektiğini aktaran Ardıç, “Fiyat istikrarının sağlanması, sürdürülebilir büyümenin temel şartıdır.” ifadesini kullandı.

Ardıç, kalıcı refah artışı için fiyat istikrarının etkin bir sanayi politikası, yatırım ortamının iyileştirilmesi, uygun finansmana erişim, teknolojik dönüşüm, verimlilik artışı ve ihracat politikalarıyla desteklenmesi gerektiğine işaret ederek, “Büyümeyi üretim, yatırım, teknoloji ve ihracat ekseninde daha güçlü ve sürdürülebilir bir zemine oturtmak temel hedefimiz olmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Reel sektör sürdürülebilir büyüme için öngörülebilir bir yatırım ortamına ihtiyaç duyuyor”

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, büyümenin 24 çeyrektir kesintisiz devam etmesinin önemli bir başarı olduğunu belirterek, gelecek dönemde büyümenin hızından ziyade kalitesinin, kompozisyonunun ve sürdürülebilirliğinin daha fazla önemsenmesi gerektiğini kaydetti.

Aydın, küresel ekonomide jeopolitik risklerin, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların, ticaret politikalarındaki belirsizliklerin ve sıkı finansal koşulların etkisinin devam ettiği bir dönemde elde edilen büyümenin önemli olduğunu ifade etti.

Reel sektörün sürdürülebilir büyüme için öngörülebilir bir yatırım ortamına ihtiyaç duyduğunu kaydeden Aydın, para ve maliye politikaları ile reel sektör politikalarının daha güçlü bir koordinasyon içerisinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

“Türkiye ekonomisi yüzde 2,3’lük büyümenin çok daha üzerine çıkabilecek bir potansiyele sahip”

Orhan Aydın, ekonomide fiyat istikrarının sağlanması kadar üretim kapasitesinin korunması ve artırılmasının da büyük önem taşıdığına dikkati çekti.

Reel sektörün yatırım kararlarını daha rahat verebilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, uzun vadeli yatırım kredilerinin artırılması ve maliyet baskılarının azaltılması gerektiğini ifade eden Aydın, “KOBİ’lerimizin üretim ve yatırım kabiliyetini koruyacak mekanizmaları daha fazla güçlendirmeliyiz.” açıklamasını yaptı.

Aydın, Türkiye ekonomisinin yüzde 2,3’lük büyüme oranının çok daha üzerine çıkabilecek bir potansiyele sahip olduğuna işaret ederek, “Bunun için üretim ekonomisini merkeze alan, yatırımı teşvik eden, ihracatı güçlendiren, teknoloji ve verimliliği artıran bir yaklaşımı kararlılıkla sürdürmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Plastik sektörü, Türkiye’nin sanayi ve ihracat kapasitesi açısından stratejik önem taşıyor”

Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sanayinin yeniden büyüme ivmesi kazanmasının Türkiye ekonomisinin üretim gücü açısından önemli olduğunu söyledi.

Karadeniz, Türkiye’nin sürdürülebilir ve yüksek kaliteli bir büyüme patikasına girebilmesi için sanayideki toparlanmanın kalıcı hale gelmesinin önemine işaret etti.

Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin ancak üretim ve sanayinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğine dikkati çeken Karadeniz, büyümenin niteliğinin de en az büyüme oranı kadar önemli olduğunu vurguladı.

Karadeniz, plastik sektörünün otomotivden ambalaja, inşaattan sağlığa kadar çok geniş bir üretim zincirine girdi sağladığını hatırlatarak, sektörün Türkiye’nin sanayi ve ihracat kapasitesi açısından stratejik önem taşıdığını belirtti.

“Kritik olan nokta, rekor seviyesindeki bu üretimin ne zaman halkın sofrasına yansıyacağı meselesidir”

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, bu yıl tarımsal üretimde genel olarak tam anlamıyla bir “var yılı” geçirildiğini ifade ederek, geçen yılki doğal afetlerden kaynaklanan üretim kaybını ciddi manada telafi edecek bir performansla tarım sektörünün önemli bir üretim becerisi ortaya koyduğunu belirtti.

Hasat döneminde sahadan alınan verilerin bu güçlü seyrin üçüncü çeyrekte de süreceğine işaret ettiğini aktaran Kopuz, “Ancak elde edilecek bu üretim gücünü heba etmememiz gerekiyor. Burada kritik olan nokta, rekor seviyesindeki bu üretimin ne zaman halkın sofrasına yansıyacağı meselesidir. Aynı şekilde üretimi yüksek katma değerli üretim ve güçlü ihracatla destekleyebilirsek, tarımın bereketini çok daha kalıcı bir kazanıma dönüştürebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kopuz, mevcut küresel ve bölgesel koşullarda büyümenin devamlılığı için ekonominin lokomotif sektörlerinden biri olan imalat sanayisinin canlı kalmasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!