1. Haberler
  2. Siyaset
  3. ZAFER
  4. Şeymanur Aklan: Atatürk Bir Fotoğraf Değildir ki İndirince Silinsin

Şeymanur Aklan: Atatürk Bir Fotoğraf Değildir ki İndirince Silinsin

featured
0
Paylaş

Şeymanur Aklan: “Sayın Bakanın bu bitmeyen Atatürk alerjisi nedir, bu Cumhuriyetle, bu ülkenin kurucusuyla derdi nedir bilmiyoruz. İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz? İnsan bu topraklarda yaşar da al bayrağın altında nefes alır da o bayrağı göndere çeken iradeye nasıl arkasını döner? Biz anlayamadık, anlamak da istemiyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı, adında ‘milli’ kelimesi olan bir kurumdur. Ama bugün görüyoruz ki milliliğini kaybetmesi için adeta özel bir çaba sarf ediliyor. Cumhuriyetin temel taşlarını sökerek, ortak değerlerimizi yok sayarak bir yere varılamaz. Atatürk bir fotoğraf değildir ki indirince silinsin, bir satır değildir ki müfredattan çıkarınca yok olsun. O bir isim değil, bilinçtir, liderdir, gelecektir, bağımsızlık iradesi, onur ve vicdandır.”

Zafer Partisi Gençlik Kolları Sözcüsü Şeymanur Aklan, Türk gençliğinin gündemine ilişkin haftalık basın toplantısında konuştu. Aklan’ın açıklamaları şu şekilde:

GENÇLİĞE YÖNELİK ŞİDDET VE ADALET SİSTEMİ

“Ne söylesek içimiz soğumuyor ne yapsak ciğerimize düşen o ateşi söndüremiyoruz. Henüz 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, 15 yaşındaki bir saldırgan tarafından yan baktığı gerekçesiyle bıçaklanarak hayattan koparıldı. Atlas hem okuyor hem çalışıyordu; hayata tutunmaya çalışan, tertemiz bir gençti. Arkadaşları sosyal medyada onun ne kadar iyi yürekli ne kadar özel ve ne kadar güzel bir insan olduğunu anlatıyor. Ama belli ki bu ülkede iyi olmak hayatta kalmaya yetmiyor. Ne yazık ki bu ülkenin sistemi, güzel çocukları koruyamıyor.

Eğer Ata Emre Akman öldürüldüğünde gerekli önlemler alınsaydı, Mattia Ahmet Minguzzi bugün yaşıyor olacaktı.

Ahmet’ten sonra sorumluluklar yerine getirilseydi Hakan Çakır toprağın altında olmayacaktı. Hakan’dan sonra da hiçbir şey yapılmadı ve Atlas’ı kaybettik.

Göz göre göre gelen cinayetler zincirine tanık oluyoruz. Bizler geçtiğimiz günlerde Hakan Çakır’ın ailesine destek olmak için, bu davaya ses olmak için, adalet istemek için adliyedeydik.

Katillerin yakınları tezahürat yaptılar. Arsızlığın böyle açıkça yüceltildiği başka bir dönem daha sanıyorum ki olmamıştır.

Peki biz nereye gidiyoruz? Bu gidişatın sonu ne olacak? Devletin asli görevi, bu vatanın insanlarının can ve mal güvenliğini sağlamak değil midir?

Yetkililer neden her defasında yalnızca başsağlığı dilemekle yetiniyor? Niçin bir şey yapmıyorsunuz?

Çocuklarımız mezarlıklarda yatıyor, siz o koltuklarda oturmaya devam ediyorsunuz. Bu benim kaçıncı sitemim saymayı bıraktım.

Bu tablo suçluları cesaretlendiren bir hale gelmiştir. Sokaklar sabıkalılarla, bıçak taşıyanlarla, şiddet makinalarıyla dolu.

Masum çocuklar ölürken, katiller ‘çocuk’ denilerek korunmaktadır. Bu bir adalet değildir, bu çöküşün kendisidir.

Yaşı küçük çocuklarımız sosyal medyada ‘Ölmek istemiyorum’ diye çalışma başlatmış, seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Normalde çocuklar oyuncak ister, bisiklet ister, lunaparka gitmek ister. Bizim çocuklarımız hayatta kalmak istiyor.

Bundan daha büyük bir utanç olabilir mi?

‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesini benimsediğini söyleyenler nereden geldiklerini unuttular. Şimdi ise bizi öldürdüler, kendileri yaşamaya devam ediyorlar.

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Atlas’ın ailesine taziye ziyaretinde bulundu.

Bizler de Zafer Partisi Gençlik Kolları olarak Atlas’a Allah’tan rahmet, acılı ailesine, arkadaşlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Ama şunu herkes bilsin: Bu düzen böyle devam ederse, yarın başka bir Atlas’ı, başka bir Ahmet’i, başka bir Hakan’ı konuşacağız.

Biz buna razı değiliz, susmayacağız.

EĞİTİMDEKİ DÖNÜŞÜM VE ATATÜRK HASSASİYETİ

Gelişim raporlarına gelelim. Hani çocuklarımızın dönem boyunca döktüğü alın terinin, umutların ve hayallerin karşılığı olan karneler vardı ya, işte o karneler gelişim raporu oldu.

Yıldan yıla gittikçe Ata’mızın fotoğraflarını kaldırmak, onu yok saymak istiyorlar ve biz bunun farkındayız.

Bu raporlarda İstiklal Marşı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çıkarılmış, yer almıyor. Atatürk ve İstiklal Marşı yerine iktidar projeleri resmedilmiş.

Gördük ve utandık. Aynı zamanda gururlandık da. Çünkü Cumhuriyetin gerçek neferleri olan öğretmenlerimiz, hiçbir talimat beklemeden, hiçbir korkuya boyun eğmeden, kendi imkânlarıyla Atatürk’ü ve İstiklal Marşı’mızı yeniden o karnelere koydular.

İşte öğretmen budur! İşte Cumhuriyet öğretmeni budur! Herhangi bir yönlendirme beklemeden, mesleki sorumlulukları ve vicdani duruşlarıyla hareket eden Cumhuriyet öğretmenlerinin her birinin ellerinden öpüyorum.

İyi ki varsınız.

Sayın Bakanın bu bitmeyen Atatürk alerjisi nedir, bu Cumhuriyetle, bu ülkenin kurucusuyla derdi nedir bilmiyoruz.

İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz? İnsan bu topraklarda yaşar da al bayrağın altında nefes alır da o bayrağı göndere çeken iradeye nasıl arkasını döner?

Biz anlayamadık, anlamak da istemiyoruz.

Millî Eğitim Bakanlığı, adında ‘milli’ kelimesi olan bir kurumdur. Ama bugün görüyoruz ki milliliğini kaybetmesi için adeta özel bir çaba sarf ediliyor.

Cumhuriyetin temel taşlarını sökerek, ortak değerlerimizi yok sayarak bir yere varılamaz.

Atatürk bir fotoğraf değildir ki indirince silinsin, bir satır değildir ki müfredattan çıkarınca yok olsun.

O bir isim değil, bilinçtir, liderdir, gelecektir, bağımsızlık iradesi, onur ve vicdandır.

Nereden silerseniz silin, yüreğimizden, hafızamızdan, düşünce dünyamızdan, bu milletin gönlünden silemeyeceksiniz. Biz Türk gençliyiz, Ata’mızın evlatlarıyız.

Şayet bir gün buna izin verirsek kanımız kurusun ama o gün gelmeyecek.

Türk gençliği, Cumhuriyetin ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerini tanıyarak, anlayarak ve sahiplenerek yetişiyor ve gelecek nesil de öyle yetişecektir.

Bu bilinç sürdükçe, hiçbir idari düzenleme ya da geçici uygulama bu gerçeği değiştiremeyecektir. Bu da böyle bilinsin.

KUR’AN KURSUNDAKİ ŞİDDET VE DENETİMSİZLİK

Samsun’da bir Kur’an kursunda öğrencilerin şiddet gördüğü ve darp edildiği, güvenlik kamerası görüntüleriyle ortaya çıktı.

Olay kamuoyuna yansıyınca müftülük bir açıklama yapmış. Açıklamaya göre, idari soruşturma kapsamında iki kurs görevlisi başka kurslara görevlendirilmiş.

İnanılır gibi değil. Bir çocuğu bu kursta dövdüğün için sana yaptırım uyguluyorum; peki ne yapıyorum?

Seni başka bir kursa gönderiyorum ki bu kez oradaki çocuklar şiddet görsün. Bundan daha büyük bir akıl tutulması olabilir mi?

Üstelik bu görüntülerin adli makamlara intikal edip etmediği bile belirsiz, çünkü bu konuda da açık bir bilgi verilmiyor.

Öğrencilerden biri, yaşanan şiddet olayları nedeniyle çok korktuklarını, şikâyet etmeye çekindiklerini, hatta görevlilerin onları kameraların görmediği kör noktalara götürerek dövdüğünü anlatıyor.

Gerçekten soruyorum: Vicdanınız yok mu, bu kadar mı köreldi insanlığınız?

Dini değerlerinize göre yaşasanız bu kararı verip o ahlaksızları bir başka yerdeki çocuğun başına bela etmezdiniz. Merhamet etmeyene merhamet edilmez.

 

SAĞLIK SİSTEMİ VE LİYAKAT SORUNLARI

Son olarak Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun şu sözlerini hatırlatmak istiyorum: ‘Gençlerimiz lastiği bulamayan, benzini olmayıp yolda kalan ambulansları bilmiyor’.

Oysa biz gençler, sanılandan çok daha fazlasını biliyoruz. Yalnızca anlatılanları değil, yaşananları da görüyoruz. Yenidoğan çetesi davasını biliyoruz mesela;

el kadar bebeklerin üç kuruş uğruna, ne kadar korkunç yöntemlerle hayattan koparıldığını biliyoruz.

Özel okullarda çocuklara ‘yumurta yemenin önemi’ anlatılırken, devlet okullarının kapısından bile geçilmediğini biliyoruz.

Eğitimde, sağlıkta, adaletteki uçurumun her geçen gün biraz daha derinleştiğini biliyoruz.

Birkaç gün önce gündeme düşen bir haberi de biliyoruz, belki sizler de bilmek istersiniz: Karabük Üniversitesi’nin Tıp ve Diş Hekimliği fakültelerine, uzmanlık alanı veterinerlik olan isimler dekan olarak atanmış.

Liyakat yalnızca yerlere düşmedi, yerlerde sürünür hale geldi. Ve biz gençler, bütün bunları görüyor, kaydediyor ve unutmuyoruz.

PARTİ FAALİYETLERİ VE DUYURULAR

Bu hafta Teşkilat Birimimiz ziyaretlerine devam etti. Çankırı ve Kırıkkale’ye yaptığımız ziyaretleri ülkemizin dört bir yanına gidene kadar sürdüreceğiz.

Pazar günleri Zafer Kuşağı X sohbet odasında alanında uzman isimlerle bir araya gelmeye de devam ediyoruz.

Bu hafta Genel Başkan Yardımcımız Av. Fatih Eryılmaz, çetelerin ortaya çıkış biçimlerini ve suça sürüklenen çocuk kavramını değerlendirdi.

Ayrıca 23 Ocak’ta İstanbul’da Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın da katılımıyla bir gençlik buluşması düzenliyoruz.

Elbette sizler de davetlimizsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!