Erol Sunat’ın “Vefa Nedir Bilir Misin?” adlı yazısı, modern toplumda vefa duygusunun büyük ölçüde yitirildiğini ve insanların verdikleri sözlerden kolayca caydığını ele almaktadır. Metinde, kulun kula olan sadakatinin azaldığı, ilişkilerin çıkara dayalı hale geldiği ve vefasızlığın adeta normalleştirildiği vurgulanmaktadır. Yazara göre vefa sadece bir semt veya tatlı ismi değil, insanı insan yapan ve asırlar ötesinden taşınan çok derin bir ahlaki değerdir. Zifiri karanlıklarda dahi izini kaybettirmeyen vefakârlık, Türk milletinin köklü fıtratına ve kültürel duruşuna son derece uygundur. Sonuç olarak eser, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen vefanın ölmediğini, aksine onu arayan insan kalbinin inancını yeniden hatırlatması gerektiğini savunmaktadır.
Mevlânâ, “Dostlarını daima vefa ile hatırla can. Arayan sen ol, bulan sen; Tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefası olmayanın Hakk’a vefası olmaz!” demiş yüzyıllar önce…
Dostlarını vefa ile hatırlayan kaç kişi kaldı?
Arayan kaldı mı mesela.
Ya da soran…
Kula vefası olmak çok büyük bir hadise…
Kulun kula vefası şirazeden çıktı…
Söz verenler sözlerinden caydı…
Vefa denen o his viraneye döndü…
Kavli karar eyleyenlere bir haller oldu…
Velhasılıkelam, vefa denen denizde gemileri yakmayı pek sevdik…
Gemiler cayır cayır yakılıyor…
Arkasına bile bakan yok…
Kimi yaktık gemileri diyor, kimi yaktım, kimi yakmak üzere, kimi öyle bir yakayım ki dillere destan olsun havalarında…
Pişmanlığın zerresi yok…
Yok amma tarifi zor bir pişkinlik var…
Yaptığı vefasızlığın farkında olup olmadığı konusu ise karmakarışık.
Vefa ve biz…
Belli ki vefadan bihaberiz…
***
Vefa nedir bilir misin diye sorsanız, kaçamak cevaplar verir birçoğumuz.
Kimi Vefa Bozacısı der, kimi İstanbul’da bir semt, kimi aynı isimde bir futbol takımı hatırlıyorum, kimi bizim mahallede bir Vefa amca vardı sizlere ömür, der de der…
Ya da susma hakkını kullanır susar, sessizliğe gömülür.
Vefaya saygısı olmayanların başları dara düştüğünde vefa nerede diye bağırdığı, ortalığı yıktığı az olay yaşamadık.
Aynı insanların vefayı bir kalemde sildiğini de çok gördük.
Vefasızın vefası, vefa ile işi bitinceye kadardır.
Vefa, vefalıları gönül defterine yazar.
Vefa tarife sığmayan derya deniz bir kavram olarak ne kolay anlatılabilir ne de edebî olarak yazılabilir…
Gün vefasızın diyor bazılarımız…
O iş lafın gelişi…
Biraz kahrederek söylendiğini bilen bilir…
Bu dünya, bu âlem vefasıza ne kalır ne yâr olur…
Varsın vefasız hep öyle sansın…
***
Hayat ve yaşadığımız dünya, vefalıların vefakârların kadrini kıymetini ne zaman bilecek?
Karamsarlar, vefa bile anlamadı vefakârın kıymetini değerini diye serzenişte bulunsalar da sisli ve puslu dönemlerde dahi vefakâr vefasızdan ayrı tutulur.
Altın çamura düşse değerinden bir şey kaybeder mi?
Vefakâr da öyle…
Vefa zifiri karanlıklarda dahi, vefalı olanın izini kaybetmez. Vefakâr her ne olursa olsun vefadan vazgeçmeyendir.
Vefaya sadık kalandır.
Vefaya üzerine nice nutuklar atan yalancıların foyasını az ortaya çıkarmadı vefa…
Yalancının vefasına güven olur mu diyen büyüklerimizi defalarca dinlemedik.
Vefayı yere göğe koyamayan lafazanların gemileri tereddüt dahi etmeden nasıl yaktıklarına az mı şahit olduk.
Mademöyle neden o vefasızların peşine düşeriz her defasında.
Neden yanımıza vefalı olanları çağırmayız.
Vefalı olanları neden el üstünde tutmak yerine, vefasızları hoş görmeye çalışır, vefasızlıklarını örtbas etmek için çırpınırız?
***

Vefasız, vefadan dem vura vura ona inananları, ona güvenenleri, ona bel bağlayanları ne durumda bıraktığını umursamıyor bile.
Bağırıyor insanlar…
Hani vefa?
Nerede vefa?
Vefa üzerine neler dememiştin ki…
Vefasızlıkla suçladığın dünya kadar insan da vardı üstelik…
Vefa senden bu dünyada da öbür dünyada da davacı olacak haberin yok.
Haberi neden olsun ki…
Gemileri yakan yakar gider geride ne kaldıysa gözünü bile kırpmadan…
Asıl yaktığı yaktım dediği gemi midir, kendi midir bilemez.
Yaktığı gemiye vefası olmayanın, gittiği gemiye vefası olur mu?
***
Vefa öldü diyorlar ya hani…
Vefa ölmedi…
Lakin biz öldük biz…
Vefa anlaşılamayan bir kavram…
Belki de anlaşılmasın diye tüm bu yapılanlar.
Vefasızların ekmeğine yağ süren olaylar dünyanın her tarafında dörtnala koşuyor. Vefa denen erdem yanı başımızda; ne bir yere gittiği var ne de kaybolduğu.
Gören yok…
Görmek istemeyen, vefayı bile isteye ıskalayanlar neredeyse bu davranışlarını vefa adına yaptıklarını söyleyecekler.
Vefa bu yaklaşımların ve anlatımların o kadar çok uzağında ki…
Zaten vefalı davranılsa, insanların yaşadıkları olumsuzlukların bir tanesi daha yaşanmaz.
“Vefa uzaklarda kalan bir his” mısralarına sahipti, rahmetli Zeki Müren’in, “Kandil” şarkısı…
Vefayı arayan soran o mısralar, “Dizlerimde derman / Kandilimde yağ bitti / Bulamadım, gitti…” mısralarıyla devam ediyordu.
Vefayı ve vefalı insanları yana yakıla aradığımız günlerdeyiz.
***
O kadar çok şey birbirine karıştı gitti ki…
Göremedik gitti…
Çözemedik gitti…
Bilemedik gitti…
Sezemedik gitti…
Fark edemedik gitti…
Bile bile lades dedik gitti…
Sonunda öyle bir ümitsizliğe düştük ve dedik ki…
Vefa gitti…
Vefa bitti…
Vefa bizi terk etti…
Bu kadar vefasızlığa dayanamadı…
Vefa arıyoruz aramasına da bizde o aradığımız, aradığımızı söylediğimiz vefadan geriye ne kaldı?
Vefasızlığın vefa diye takdim edildiği dönemlerde vefayı arayan nafile arar.
Mevlânâ, sekiz asır ötesinden diyor ki; “Vefa nedir, bilir misin? Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını, yabana atmamandır. Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefa; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır…”
***
Vefasızlık bizden ırak olsun dediğimiz bir konu, Türk Milleti vefasızlığı sevmez, kabullenmez…
Bir kere fıtratımıza ters…
Duruşumuz vefasızlıkla bağdaşmaz…
Binlerce yıldır sürdürdüğümüz göz nurumuz Türk kültüründen köşe bucak kaçar vefasız…
Tarihimiz vefasızları tek tek açıklar sayfalarında.
Der ki; vefalıyım demişlerdi amma, vefasızlığın girdabına kapıldılar, kayboldular o girdapların içinde; vefakârız diye yola çıktılar, daha yarı yola varmadan vefasızlıkları ortaya çıktı…
Türk Milleti o kadar çok vefasız gördü ki, hiçbir zaman vefasızların yolundan gitmedi, Türk Milletinin evlatları da…
Bize kim vefasız diyorsa, önce kendine baksın, sonra ilk rastladığı aynaya…











