Fatih Eryılmaz’dan Gündem Yaratacak ‘Çözüm Süreci’ Açıklamaları: “Bu Bir Çözülme Sürecidir, Sahibi Amerika ve İsrail’dir”
Fatih Eryılmaz: “Ben bu Türkiye Cumhuriyeti’ni çözme sürecinin sahibinin Amerika ve İsrail olduğunu bildiğim için, onların raporlarını takip ettiğim için bunların hiçbir iradesinin olmadığını, tamamen sürecin sahibi Amerika, İsrail ne derse, önlerine ne koyarsa onu papağan gibi tekrar edeceklerini söyledim. . Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir arada tutan cıvataları gevşetme projesidir… bir nevi Türkiye Cumhuriyeti’ni intihar ettirme şeklinde tezahür etmektedir. . Burada işte malum hikayedir; kurbağayı yavaş yavaş ısıtarak, hissettirmeden, çaktırmadan bir tepki vermesini engelleyerek bir faaliyet yürütüyorlar. . İsrail bölgede ulus devletlerin yıkımı için Amerika’yla beraber uğraşırken, ikinci bir İsrail ulus devletini kurmak için Suriye’de, Irak’ta, İran’da ve ülkemizde yaptıkları tamamı birbiriyle ilgilidir… sadece bize bomba atmadan yapıyorlar bunu….”
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fatih Eryılmaz, katıldığı bir televizyon programında sunucu Bülent Tapıcı’nın sorularını yanıtlayarak, kamuoyunda tartışılan “çözüm süreci” ve yeni anayasa çalışmalarına dair çarpıcı iddialarda bulundu. Eryılmaz, sürecin Türkiye Cumhuriyeti’ni çözme projesi olduğunu ve arkasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İsrail’in bulunduğunu öne sürdü.
Yeni Anayasa Tartışmaları ve Öcalan’ın Statüsü
Programın başlangıcında, Cumhur İttifakı’nın açıklamalarıyla birlikte bayramdan sonra anayasa yazım sürecinin mecliste daha ağırlıklı olarak konuşulacağı belirtildi. Meclis içindeki çok az partinin bu sürecin üniter yapıya zarar verebileceği yönünde karşı çıktığı, muhalefetteki bazı partilerin bile Cumhur İttifakı ile aynı paralelde bir düşünce yapısında olduğu ifade edildi. Ayrıca, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın mektubunun okutulduğu, bir entegrasyon sürecinin gerçekleştirilmesi ve yasal düzenlemelerle statüsü ile çalışma koşullarının teminat altına alınması gerektiği yönündeki talepler gündeme getirildi. Süreçle ilgili olarak “Öcalan’ın Avrupa’da veya bu meydanda halkıyla buluşmasının önü açılmalıdır”, “2025 silahların bırakıldığı yıl oldu, 2026 özgürlük yasalarının konuşulacağı bir yıl olsun” şeklindeki ifadelere sert tepki gösteren Fatih Eryılmaz, “Statüsü teröristtir ve Allah’ın izniyle o statü hiç değişmeyecektir” dedi.
“Sürecin Sahibi Amerika ve İsrail’dir”
Katıldığı birçok programda çözüm süreciyle ilgili yaptığı analizlerde hep haklı çıktığını belirten Eryılmaz, bunun nedeninin durumu iyi analiz etmesinden ziyade sürecin kime ait olduğunu iyi bilmesinden kaynaklandığını ifade etti. Yarın İmralı’da ne konuşulacağı veya Öcalan’ın mektubuna ne yazılacağı sorulduğunda, “Ben bu Türkiye Cumhuriyeti’ni çözme sürecinin sahibinin Amerika ve İsrail olduğunu bildiğim için, onların raporlarını takip ettiğim için, bunların hiçbir iradesinin olmadığını söyledim” diyen Eryılmaz, aktörlerin tamamen ABD ve İsrail’in önlerine koyduğunu “papağan gibi” tekrar edeceklerini savundu.
1998 Tarihli CIA Raporu ve ‘Türkiye’nin Kürt Problemi’ İddialarını temellendirmek için geçmişe işaret eden Eryılmaz, 15 Temmuz sonrası haklarında Cumhuriyet savcılıklarınca arama kararı çıkarılan eski CIA istasyon şefleri Graham Fuller ve Henri Barkey’i hatırlattı. Bu kişilerin 1998 yılında hazırladıkları ve daha sonra “Türkiye’nin Kürt Problemi” adıyla kitaplaşan CIA raporuna dikkat çeken Eryılmaz, Öcalan Suriye’den çıkarılmadan hemen önce yayınlanan bu raporda yer alan maddeleri şöyle sıraladı:
- Türkiye’deki tüm yurttaşların demokratik biçimde temsil edilmesi adına, mecliste tüm partileri temsil eden vekillerden oluşan bir komisyon kurulmalıdır. Bu komisyon, Kürtlerin talep ve ihtiyaçlarını karşılayacak reformlar önermelidir.
- Şiddet içermeyen siyasi suçlar nedeniyle cezaevinde veya yurt dışında sürgünde bulunan Kürtlerin topluma dönmelerine ve seçimlere katılmalarına izin verilmelidir.
- Reformlar sadece yürütmenin yetki alanıyla sınırlı kalmamalı; güvenlik yasasında, seçim yasasında, anayasada ve ulusal iradenin merkezi yapısını daha fazla ölçüde ademi merkeziyetçiliğe (yerinden yönetime) götürecek değişiklikler yapılmalıdır.
- Gerilla faaliyetlerinde bulunmuş olanların dönmelerine ise barışın test edilmesinden birkaç yıl sonra izin verilmelidir.
Eryılmaz, bugün konuşulan komisyonların, anayasa değişikliklerinin ve cezaevlerinden bırakılmaların aslında 1998 yılında CIA ajanları tarafından planlandığını vurguladı ve “Mehmetçik katilleri de sürecin sonunda cennet vatanımıza getirilip bozguncu işlerine devam edebilecekmiş” diyerek duruma tepki gösterdi.
Nevruz Mitingi ve TUSAŞ Şehitleri Üzerinden Sert Eleştiriler
Diyarbakır’daki Nevruz alanında yaşananları “terörist başının sanal mitingi” olarak nitelendiren Eryılmaz, Öcalan’ın İmralı’dan mektup gönderip sanki bir siyasi parti başkanı gibi konuştuğunu söyledi. Çetinkaya mağazalarında 12 vatandaşı yakarak öldüren bir teröristin serbest bırakılarak o mitingde yer aldığına ve il il gezdirilip konferans verdiğine dikkat çekti. Ayrıca, TUSAŞ’a saldırarak mühendisleri şehit eden teröristlerin resimlerinin o alanda pankart yapılıp taşındığını belirterek, “Bu teröristlerle TUSAŞ’taki mühendislerimizin daha kanı kurumamışken kim kimle demokratik entegrasyona girecekmiş? Teröristlerle hiçbir zaman kardeş olmadık, olmayacağız” ifadelerini kullandı. Öcalan’ın 50.000 kişinin katili ve ülkenin milli birliğine darbe vurmuş bir dış ajan elemanı olduğunu, tipinden de nasıl iyi bakıldığının belli olduğunu belirten Eryılmaz, meclisteki bazı muhalefet partilerinin bile bu “çözülme sürecini” desteklediğini belirterek, “Bütün Türk milleti bir tarafta, bunlar bir taraftadır” dedi.
Anayasanın İlk 4 Maddesi, Türklük Kavramı ve “Kurbağa” Metaforu
Program sunucusu Bülent Bey’in, ülkeyi bir arada tutan anayasanın ilk 4 maddesinin ve Türklük kavramını düzenleyen 66. maddenin değiştirilmesi taleplerini hatırlatarak meclisteki aritmetiğin nasıl şekilleneceğini sorması üzerine Eryılmaz, çarpıcı bir iddia ortaya koydu. Geçtiğimiz seçimlerde iktidar olmak için mücadele ettiğini iddia eden CHP’nin, listelerinden DEVA ve Gelecek Partisi gibi partileri meclise sokarak, AK Parti ve MHP’nin anayasa değişikliği için eksik kalan vekillerini temin ettiğini öne sürdü. Bu planın o dönemde yürürlüğe konduğunu iddia eden Eryılmaz, asıl amacın Türk milletini uyandırmadan ve rahatsız etmeden egemenliğini elinden almak olduğunu belirtti.
İlk 4 maddenin doğrudan değiştirilmeyeceğini tahmin ettiğini belirten Eryılmaz, “Halkı uyandırmamak için bunu 66., 42. maddeler veya bunlara bağlı kanun ve yönetmeliklerle, Türkiye’yi tamamen ademi merkeziyetçiliğe götürecek şekilde dizayn edecekler” dedi. Bu durumu kurbağayı yavaş yavaş ısıtarak, hissettirmeden ve tepki vermesini engelleyerek haşlama hikayesine benzeten Eryılmaz, bunun Türkiye Cumhuriyeti’ni bir arada tutan cıvataları gevşetme projesi olduğunu ifade etti. Eryılmaz, bu faaliyetlerin Türklüğün bu topraklardaki akametine (son bulmasına) yol açacak bir adım olduğunu ve bunu attırmayacaklarını vurguladı.
Bölgesel Dizayn ve “İkinci İsrail” Projesi
Sürecin yerel yönetimlere daha fazla yetki verilerek merkezi otoriteden bağımsız hareket edilmesinin önünü açacağı yönündeki sunucu yorumlarına katılan Eryılmaz, konuyu bölgesel gelişmelere bağladı. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Bölge Özel Temsilcisi’nin “Çözüm süreci dört ülkedeki Kürtleri bir araya getirecek” şeklindeki sözlerine atıfta bulunarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nden alıp kime veriyorsunuz?” diye sordu. İsrail ve Amerika’nın bölgede ulus devletlerin yıkımı için uğraştığını ve Müslüman ulus devlet istemediğini belirten Eryılmaz, Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de yapılanların tamamının ikinci bir İsrail ulus devleti kurmak amacıyla birbiriyle bağlantılı olduğunu öne sürdü.
Lübnan, Suriye ve İran’da devam eden askeri hareketliliğin, Türkiye’de kendini “kendi gönlüyle kendinden vazgeçirme, bir nevi Türkiye Cumhuriyeti’ni intihar ettirme” şeklinde gösterdiğini belirten Eryılmaz, geçmişte ABD’nin Kuzey Irak’ta 37. paralelin kuzeyine ve Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bölgelere uçuş yasağı koyduğunu hatırlattı. Eryılmaz sözlerini, “Orada ne olduysa emperyalistler bugün ülkemizde bize bomba atmadan aynısını yapıyorlar” diyerek noktaladı.
Program, sunucu Bülent Tapıcı’nın Eryılmaz’a yaptığı önemli vurgular ve detaylar için teşekkür etmesiyle son buldu.