Dr. Savaş Özdağ’dan Çerçeve Yasa Analizi: “PKK Şiddet Yönteminden Vazgeçse de Siyasi Hedeflerinden Vazgeçmemiştir”
18 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun hakkında kapsamlı bir değerlendirmede bulunan Dr. Savaş Özdağ, yasanın Öcalan ve terör örgütü PKK’ya örtülü bir özel af niteliğinde olduğunu belirterek, örgütün silahlı şiddet yönteminden vazgeçerek hedeflerini siyasete ve hukuki zemine taşımayı amaçladığı konusunda uyarılarda bulundu.
“Terör Şiddetin Psikolojik Etkisini Kullanır”
Terörün siyasi saiklerle işlenen bir şiddet eylemi, terörizmin ise bu eylemlerin planlı ve sürekli bir stratejiyle örgütlü biçimde yürütülmesi olduğunu belirten Özdağ, terör örgütlerinin asıl hedefinin fiziki zarardan çok psikolojik etki yaratmak olduğuna dikkat çekti. Zamana yayılan eylemlerin toplumda korku ve yılgınlık yaratarak örgüt jargonunun merkeze oturmasını sağladığını ifade eden Özdağ, “Etkili propaganda ile kanlı bir örgüt önce mağdur, sonra mazur gösterilmeye çalışılır. Hafıza temizlenerek sosyal bellek yeniden formatlanır” değerlendirmesinde bulundu.
Çerçeve Yasaya Giden Süreç ve Örtülü Af Tartışması
Sürecin Ağustos 2024’teki Ahlat, Malazgirt ve Zafer Bayramı konuşmaları ile başlatıldığını, ardından MHP Genel Başkanı’nın DEM Parti adımı ve Öcalan için ifade ettiği ‘umut hakkı’ söylemiyle devam ettiğini hatırlatan Özdağ, yasanın getirdiği düzenlemeleri şu sözlerle eleştirdi:
Örtülü Özel Af Riski: “Yasa, örgütün fiilen lağvedilmesi ve silah teslimi karşılığında infazların ertelenmesini ve cezasızlık durumunu öngörüyor. Bu durum hukuken örtülü bir özel af niteliğindedir. Eşitlik ilkesi çerçevesinde Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak başvurularla bu erteleme ve af kararlarının kapsayıcılığının genişletilmesi ciddi bir risk olarak önümüzde durmaktadır.”
Sınır Dışı Yapılanmalar ve Narkoterör Gelirleri İhmal Edildi
Kanundaki hukuki ve fiili boşluklara da değinen Özdağ, PKK/KCK ifadesine yer verilmesine rağmen örgütün Suriye, Irak ve İran’daki muadil yapılanmalarının (PYD/YPG/PJAK) akıbetinin belirsiz bırakıldığını vurguladı. Ayrıca PKK’nın milyarlarca dolarlık uyuşturucu trafiğini yöneten uluslararası bir narkoterör örgütü olduğunu hatırlatarak, finans kaynaklarının ve mal varlıklarının devlete devrine ilişkin hiçbir hükmün bulunmamasını büyük bir eksiklik olarak niteledi.
“Örgüt Teslim Olmuyor, Hedeflerini Siyasete Taşıyor”
Meclis bünyesinde kurulan komisyon raporunda ve terör elebaşlarının açıklamalarında Lozan Antlaşması ile 1924 Anayasası’nın hedef alındığını ifade eden Özdağ, şu uyarılarda bulundu:
“Örgüt, kuruluşundan bu yana savunduğu kurucu kimlik inkarı iddialarını Lozan ve 1924 Anayasası öncesi döneme atıfla yeniden gündeme getirmektedir. Ulus devlet anlayışını engel gören örgüt, ‘eşit yurttaşlık’ ve ‘demokratik cumhuriyet’ maskesi altında siyasi hedeflerine meşruiyet kazandırmaya çalışmaktadır. Örgüt teslim olmamış, silahlı mücadeleyle ulaşamadığı neticeyi siyaset ve hukuk zeminine taşımıştır.”
“Devlet Yanlış Yoldan Derhal Dönmelidir”
Siyasilerin ve komisyon raporlarının örgüt terminolojisini (örneğin ayrı halk vurguları, eşit yurttaşlık jargonları) kullanmasının ağır sonuçlar doğuracağını belirten Özdağ, hükümete çağrıda bulunarak; örgütle kesintisiz mücadelenin sürdürülmesi, üst yönetici kadronun etkisiz hale getirilmesi ve örgütün finans ile silah varlığının eksiksiz şekilde tasfiye edilmesi gerektiğini vurguladı.






