İran’ın Azerbaycan devlet televizyonu AzTV’yi “düşman medya” listesine alması, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimin stratejik bir boyuta evrildiğini göstermektedir. Tahran yönetimi bu adımla Bakü’nün resmi söylemlerini doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak sınıflandırırken, Azerbaycan tarafı bugüne kadar diyalog ve komşuluk hukukunu korumaya yönelik bir tutum sergilemiştir. Metne göre bu karar, bölgedeki jeopolitik dengelerden duyulan rahatsızlığın bir yansımasıdır ve ikili ilişkilerdeki güven bunalımını derinleştirmektedir. Yaşanan bu gelişme, taraflar arasındaki mücadelenin artık fiziksel sınırların ötesine geçerek bir bilgi savaşı ve algı operasyonu zeminine taşındığına işaret etmektedir. Sonuç olarak yazar, komşu bir devletin yayın organını hasmane ilan etmenin uzun vadeli bölgesel istikrara zarar vereceği uyarısında bulunmaktadır.
Devletler arasında krizler yaşanabilir. Sert açıklamalar yapılabilir, büyükelçiler geri çağrılabilir, diplomatik notalar verilebilir. Bunların tamamı uluslararası ilişkilerin olağan araçlarıdır. Ancak bir devletin, komşu bir ülkenin resmî devlet televizyonunu “düşman medya” listesine alması artık sıradan bir diplomatik anlaşmazlık olarak değerlendirilemez. Bu, siyasi olduğu kadar stratejik bir mesajdır.
İran’ın Azerbaycan Devlet Televizyonu AzTV‘yi hedef alması, yalnızca bir yayın kuruluşuna yönelik tepki değildir. Aslında hedef alınan, Azerbaycan devletinin resmî söylemidir. Çünkü AzTV, doğrudan devletin yayın organıdır. Böyle bir karar, Bakü’nün görüşlerinin İran kamuoyunda “hasmane propaganda” olarak kodlandığını göstermektedir.
Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Azerbaycan bugüne kadar ne yaptı?
Bağımsızlığını kazandığı günden bu yana Bakü yönetimi, İran’la ilişkileri koparmak yerine onarmayı tercih etti. En sert krizlerden sonra bile “komşuluk ilişkileri”, “ortak tarih” ve “ortak kültür” vurgusu yaptı. Bunun en önemli sebeplerinden biri de İran’da yaşayan milyonlarca Güney Azerbaycan Türkü‘nün hassasiyetiydi. Çünkü Bakü, devletler arasında yaşanan gerilimlerin aynı milletin fertlerine zarar vermesini hiçbir zaman istemedi.
Ancak görünen o ki, uzatılan el her defasında aynı samimiyetle karşılık bulmuyor.
Son yıllarda yaşanan olaylara bakıldığında dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. İlişkiler normalleşmeye başladığında yeni bir kriz çıkıyor. Diplomatik temaslar hız kazandığında sert açıklamalar geliyor. Güven ortamı oluşmaya başladığında ise bu kez medya cephesi açılıyor.

Şimdi de AzTV‘nin “düşman medya” ilan edilmesi…
Bu karar tesadüf değildir. İran istihbarat ve güvenlik bürokrasisinin medyayı bir ulusal güvenlik meselesi olarak gördüğü biliniyor. Bir yayın kuruluşunun bu şekilde sınıflandırılması, yalnızca gazetecilik faaliyetine yönelik bir değerlendirme değil, devletin güvenlik algısının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunun sıradan bir medya polemiği olarak görülmesi gerçekçi olmaz.
Peki Tahran neyi amaçlıyor?
Bunun tek bir cevabı yok. İran, bölgedeki jeopolitik dengelerin değişmesinden rahatsızlık duyuyor olabilir. Azerbaycan’ın bağımsız dış politikası, Türkiye ile stratejik ortaklığı, İsrail’le geliştirdiği ilişkiler ve Güney Kafkasya‘da artan etkisi, Tahran’ın güvenlik hesaplarında önemli yer tutuyor. Ancak hangi gerekçe öne sürülürse sürülsün, komşu bir devletin resmî yayın organını “düşman” kategorisine yerleştirmek, güven inşa eden değil, güveni aşındıran bir adımdır.
En dikkat çekici nokta ise şudur: Azerbaycan, İran devlet televizyonunu ya da resmî medya kuruluşlarını benzer şekilde “düşman medya” ilan etmedi. Bakü’nün bugüne kadar verdiği mesajlar, farklılıklara rağmen diyaloğun sürdürülmesi yönündeydi. Bu nedenle bugün ortaya çıkan tablo, iki tarafın kriz yönetimi anlayışındaki farkı da gözler önüne seriyor.
Bundan sonra bilgi savaşı daha da sertleşebilir. İran medyasında Azerbaycan’a yönelik yayınların artması, buna karşılık Azerbaycan medyasının da İran’ın politikalarını daha yakından mercek altına alması şaşırtıcı olmayacaktır. Artık mücadele yalnızca sınır hatlarında değil; ekranlarda, dijital platformlarda ve kamuoyu algısı üzerinde yürütülecektir.
Fakat unutulmaması gereken bir gerçek var.
Devletler propaganda savaşlarını kazanabilir. Algı operasyonlarında geçici üstünlük sağlayabilir. Ancak komşusunu sürekli “düşman” olarak tanımlayan hiçbir ülke, uzun vadede güvene dayalı istikrarlı bir ilişki kuramaz.
İran’ın AzTV kararı yalnızca bir medya tasarrufu değildir. Bu karar, Tahran’ın Azerbaycan’a bakışındaki güven krizinin yeni bir yansımasıdır. Sorulması gereken soru artık şudur: Komşuluk hukukunu zedeleyen bu yaklaşım kime ne kazandıracaktır?
