Feridun Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gökoğuz Yurdunda Hukuk Suikastı ve Ankara’nın Derin Sessizliği

Gökoğuz Yurdunda Hukuk Suikastı ve Ankara’nın Derin Sessizliği

featured

Yazar Feridun Yıldız, Moldova hükümetinin yargı yoluyla Gagavuz Türklerinin özerklik haklarını sistematik bir şekilde kısıtlamasını sert bir dille eleştirmektedir. Metin, Kişinev yönetiminin yerel seçimleri engelleme ve ana dili eğitim bütçesini düşürme gibi hamlelerle Gökoğuz Türklerini asimile etmeye çalıştığını savunmaktadır. Bölgedeki Türk varlığının Batı ve Rusya arasındaki jeopolitik çekişmelere kurban edildiği vurgulanırken, bu durumun bir kimlik tasfiyesine dönüştüğü belirtilmektedir. Yazar, 1994 yılındaki kazanımların yok edilmesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin sessiz kalmasını ve garantörlük görevini yerine getirmemesini sorgulamaktadır. Sonuç olarak yazı, Ankara’yı soydaşlarının siyasi ve kültürel haklarını korumak adına diplomatik bir kararlılık göstermeye çağırmaktadır.

Bugün yönümüzü, Karadeniz’in kuzeyinde, yüreği Türkçe atan, Atatürk sevdalısı, Turan coğrafyasının öz be öz evlatları olan Gagavuz (Gökoğuz) Türklerine çevirmek boynumuzun borcudur.

Çünkü orada, Kişinev mahkemelerinin soğuk duvarları arkasında, bir Türk yurdunun varlığı, kimliği ve otuz yılı aşkın süredir tırnaklarla kazınarak kazanılmış özerklik hakları planlı bir şekilde yok edilmek isteniyor.

Peki, Gagauzya’da neler oluyor? Gelin, meseleyi derinlemesine inceleyelim.

 

Kişinev’in Hukuk Maskeli Kuşatması

Moldova Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde (9 Temmuz 2026) aldığı skandal bir kararla, Gagavuz Özerk Yeri’nin en temel varlık haklarını adeta tek kalemde sildi. Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine verilen bu kararla birlikte;

  • Gagavuzya’nın kendi Bölgesel Merkez Seçim Komisyonu’nu oluşturma ve bağımsız seçim düzenleme hakkı elinden alındı. Artık Türk yurdunun seçimlerini, Batı güdümlü Kişinev hükümetinin memurları yönetecek.
  • Özerk yönetimin kendi adalet, içişleri, polis ve güvenlik müdürlerini atama yetkisi lağvedildi.
  • Eş zamanlı olarak, özerk bölgede Türkçenin, kendi öz dillerinin öğretilmesi için ayrılan eğitim bütçesi %12,4 oranında kesintiye uğratıldı.

Bu hamleler, Batı yanlısı Maia Sandu yönetiminin “hukuk devleti ilkesi” ve “kurumsal birlik” maskesi altında, Türk özerkliğini adım adım tasfiye etme operasyonudur. Geçtiğimiz yıl Gagavuzya Başkanı Yevgeniya Gutsul’a açılan düzmece ceza davaları ve ev hapsi kararlarıyla başlayan bu süreç, bugün doğrudan Gökoğuz Türklerinin iradesine vurulmuş bir kelepçeye dönüşmüştür.

 

Jeopolitik Kıskaç: Batı ile Rusya Arasında Sıkışan Türkler

Mesele sadece bir iç hukuk meselesi değildir. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın yarattığı jeopolitik kırılmada, Moldova hükümeti arkasına Avrupa Birliği ve Batı’yı alarak kendi içindeki unsurları homojenleştirmeye, yani “Romenleştirmeye” çalışıyor.

Gagavuz Türkleri ise tarihsel bağları ve ekonomik mecburiyetleri nedeniyle Rusya ile ilişkilerini sıcak tutmak zorunda kalıyor. Kişinev yönetimi, bu durumu bir tehdit olarak görüp Türk-Gagavuz ilişkilerine şüpheyle yaklaşıyor ve Türkiye’nin bölgedeki varlığından dahi rahatsızlık duyuyor.

Buradaki en büyük tehlike şudur: Soydaşlarımız, Batı’nın emperyal genişleme siyaseti ile Rusya’nın nüfuz mücadeleleri arasında bir “siyasi malzeme” haline getirilmektedir. Eğer özerklik tamamen ortadan kalkarsa, Gökoğuzların asimile olması ve öz kimliklerini kaybetmesi kaçınılmaz bir akıbet olacaktır.

Ankara’nın Derin Sessizliği: “Türkiye Yüzyılı” Bu Ağıtın Neresinde?

Gelelim canımızı en çok yakan yere…

1994 yılında Süleyman Demirel’in dirayetli diplomatik hamleleriyle kazanılan o özerklik statüsü, bugün Kişinev mahkemelerinde parça parça doğranırken, Ankara’dan, Dışişleri Bakanlığı’ndan veya Cumhurbaşkanlığı’ndan gür bir ses çıkmamıştır. Türkiye’nin Kişinev Büyükelçiliği sessiz, dış politikamız ise derin bir sükût içindedir.

Sormak gerekir:

  • Meydanlarda, kürsülerde “Turan” diyenler, “Türk Dünyası” vizyonu çizenler, Gökoğuz Yurdu’nun anayasal hakları gasp edilirken neden kör ve sağırdır?
  • Her fırsatta “Dünya lideriyiz” diye övünen dış politika aklı, burnumuzun dibindeki bir Türk vahasının haklarını korumaktan neden aciz kalmaktadır?

Gagavuz Türkleri, Moldova ile ilişkilerimizde sadece pragmatik bir “köprü” değildir. Onlar, asırların ötesinden bugüne Türkçe ses bayrağını dalgalandıran, kanımızdan, canımızdan birer parçadır. Onların haklarını savunmak, uluslararası hukuku ve Türkiye’nin 1994’teki garantörlük misyonunu Kişinev’in yüzüne çarpmak Ankara’nın asli vazifesidir.

 

Son Söz

Soydaşlarımızın hakları budanırken sessiz kalmak, Türk milliyetçiliğinin kitabında yazmaz. Bizler TİKA ile fabrikalar açıp arıcılık projeleri yapmayı elbette kıymetli buluruz; ancak kültürel yardımlar, siyasi varlık yok edildikten sonra hiçbir anlam ifade etmez.

Türkiye Cumhuriyeti, Moldova’nın toprak bütünlüğüne saygı duyduğu gibi, o bütünlüğün asli unsuru olan Gagavuzya’nın özerkliğine de aynı kararlılıkla sahip çıkmak zorundadır. Aksi takdirde, tarih bizi soydaşı kolsuz, yurtsuz bırakan bir sessizliğin suç ortağı olarak yazacaktır.

Gök kubbe çökmedikçe, Gökoğuz’un sesi kısılmamalıdır! Ankara, artık bu derin uykudan uyanmalıdır. Gözümüz de gönlümüz de Gök Oğuz Yeri’ndedir. Kan bağımız olan yerde, can bağımız asla kopmayacaktır!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!