Lütfullah Kaleli tarafından kaleme alınan bu metin, tartmak kavramını hem fiziksel bir ölçüm hem de eylemlerin sonuçlarını öngören zihinsel bir muhakeme süreci olarak ele almaktadır. Yazar, olayları titizlikle analiz edemeyenleri gafil, kasıtlı olarak yanlış yönlendirenleri ise hain olarak nitelendirerek sosyal ve siyasal bir eleştiri sunmaktadır. Özellikle Türk Devletleri Teşkilatı’na yönelik ideolojik saldırıların, Türk dünyasının birleşmesini engellemek isteyen emperyalist güçlerin bir stratejisi olduğu vurgulanmaktadır. Metinde, enerji kaynakları ve jeopolitik konum nedeniyle hedef alınan Türk ulusunun, devlet aklı sayesinde bu oyunları bozacağı savunulmaktadır. Dış güçlerin böl-parçala-yönet politikasına karşı milli birlik ve stratejik değerlendirmenin hayati önemi üzerinde durulmaktadır. Sonuç olarak yazar, bilim ve mantık çerçevesinde hareket ederek tarihi mirasa ve devlete güvenilmesi gerektiği çağrısında bulunmaktadır.
Tartmak, herhangi bir nesneyi ağırlık-hacim gibi esaslar dâhilinde değerlendirmek anlamına geldiği gibi; düşünce, söz ve davranış gibi esasları, sonuçları ve oluşturacakları nihai neticeleri dikkate alarak değerlendirmek olarak da anlaşılabilir.
Herhangi bir eylemi planlarken veya herhangi bir amaca ulaşmak için düzenleme aşamasında en ince ayrıntıları hesaplarken, akla gelebilecek olay ve sonuçların göz ardı edilmemesi için eldeki veri, söz, düşünce ve hamlelerin tartılması gerekir. Kısa, orta ve uzun vadedeki getiri ve götürülerin hesaplaması yapılarak tartılması kaçınılmazdır.
Tartmasını bilmeyenlere en hafif anlatımla gafil denir. Kasten tartmayanlara, tartıda hile yapanlara ise en basit anlatımla hain denir. Bu tiplere sosyal medyada rastlamak sıradan hale geldi. Tartma işlemi bireysel hesaplarla yapılageldiği gibi; örneğin iş adamının ticari hamleleri, öğrencinin geleceğini belirlemek için geliştirdiği hayalleri, atılımları vb.
Diğer yönden devletlerin, istihbarat teşkilatlarının ve siyasetçilerin; söz, eylem ve davranışlarını tartmaları, dost veya düşman devletlerin niyet ve hedeflerinin, söz veya davranışlarının en ince ayrıntılarıyla birlikte tartılması, karşı hesap ve davranışların eldeki veriler ışığında tartılarak sonuca gidilmesi şeklinde değerlendirmek gerekli.
Her fırsatta değişik bakış açıları ve ideolojik değerlendirmeler ışığı altında, iyice tartılmadan, Türk devletinin aleyhine sonuçların gelişmesine neden olabilecek söz ve düşüncelerin ortaya atıldığını görüyoruz.
Bunu örneklemek gerekirse; Türk Devletleri Teşkilatının hedefe konduğunu söylemek mümkündür. 1. Ümmet anlayışı üzerinden (ümmetçilik maskesi takmış olanlar) İsrail bahane edilerek (Azerbaycan-İsrail ilişkileri) yapılan insafsız eleştiriler ile 2. olarak milliyetçi duygular esas alınarak (kendilerini milliyetçi olarak gösterenler) Kıbrıs Rum Kesimi ile ilişkiler neden gösterilerek (Kazakistan ve Rumlar arasındaki ilişkiler) acımasız eleştirilerin öne çıkarılması düşündürücüdür.
Türkistan coğrafyasında mevcut enerji, maden ve nadir elementlerin çokluğu dikkate alındığında, bu girişimlerin kimlerin planlaması ile hayata geçirildiği rahatça anlaşılabilir. Türkiye’nin yeryüzündeki konumundan kimlerin rahatsız olduğu tarihi gerçeklerin ışığı altında aşikârdır.

Emperyalist İsevi uluslar ve devletler, Türklerin birleşmesini istemezler. “Böl, parçala, çatıştır, talan et, yok et” felsefesine sahipler. Türk Devletleri Teşkilatını hedefe koydukları, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi işlevsiz kılmayı kafalarına koydukları anlaşılmaktadır.
İslam ümmetini parçalayıp çatıştırdıkları gibi (Arapların aralarındaki sürtüşmeler); Yüce Türk ulusunu da parçalayıp çatıştırmayı (Filistin, Gazze ve Lübnan’ı yutmaya başladıklarını görmezden gelemeyiz), sonra talan ile yoksullaştırıp yok etmeyi amaçladıklarını anlamamak için aptal olmak bile yetersiz kalır.
Türk devlet aklı, Türk ulusunu Türkistan coğrafyasında parçalayıp çatıştırarak önce talan, sonra imha etmek isteyenleri çok iyi bilir. Sahada gerekli önlemleri aldığına inananlardanım. Önce Türk ulusunun parçalanma sürecini durduracağından, sonra bütünleşmeyi hızlandıracağından ve enerji arzını tamamen denetim altına alacağını düşünmemek saflık olur.
Emperyalist-İsevi devlet ve ulusların heveslerini kursaklarına tıkacak girişimleri devam ettireceği mutlaktır. Bunların çeşitli yerlere yerleştirdikleri aparatları da uygun zaman ve şekilde işlevsiz kılacağına inanıyorum. Türk Devletleri Teşkilatını hedef alanları somutlaştırmak gerekirse: Çin, Rusya, AB ülkeleri ve ABD.
İran’a yapılan saldırı bu iddialarımın ispatı niteliğini taşımaktadır. Ermenistan’ın kurulduğu Kafkaslardaki Türk toprakları, hassas yerleşkelerin askeri gözle oluşturulması, Türklerin karadan birleşmesini önlemek içindi. Türklerin, kabile esasına göre Ruslar ve Çinliler tarafından parçalanma girişimleri, 150 yıllık korkunun sonucudur. T.D.T.’nın hedefe konması, 150 yıllık korkunun hâlâ taptaze olduğunun göstergesidir.
Korkularının boyutu, girişimlerinin şekilleri ne olursa olsun Türk devletini durdurmaya yetmeyecektir. Yeter ki devletimize güvenelim; birliğimizi ve dirliğimizi bozacak şeylerden uzak duralım.
Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; İslami esaslara göre önce ulusunu, sonra din kardeşlerini koruma ve birleştirme sevdasında olanların, akıl, mantık, tasnif ve bilimi (sınıflandırma) esas alanların üzerine olsun vesselam.