Arslan Küçükyıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mutlak Butlan’mış!

Mutlak Butlan’mış!

featured
0
Paylaş

Yazar Arslan Küçükyıldız, hukuk ve siyaset dilinde kullanılan yabancı kökenli terimlerin, özellikle “mutlak butlan” kavramı üzerinden halkın gerçekleri anlamasını zorlaştırdığını savunmaktadır. Metne göre yöneticiler, toplumu manipüle etmek ve yapılan hataların üstünü örtmek amacıyla Türkçesi varken kasten karmaşık ifadeleri tercih etmektedir. Bu tür bir dil kullanımının, millî değerlere bir nevi ihanet olduğu ve şeffaflığı ortadan kaldırdığı sert bir dille eleştirilmektedir. Yazar, toplumun bu dilsel engelleri aşarak olup biteni fark edeceğine ve sorumlulara gereken cevabı sandıkta vereceğine inanmaktadır. Sonuç olarak kaynak, ana dilin korunması ile siyasi dürüstlük arasındaki doğrudan ilişkiyi vurgulayan bir manifesto niteliği taşımaktadır.

 

Alper Aksoy, bugünkü yazısına “Mutlak butlan” terimini ilk duyduğumda “Bu ne ya?” demiştim. Çünkü anlamını bilmiyordum. Her iki sözcük de Arapça, bizim hukuk terimleri zaten tümden Arapçadır, anlamını sadece hukukçular bilir. “Kesin geçersizlik” olarak Türkçeleştirebiliriz.” diye başlamış ve “Neyse biz geçelim Arapça konusunu…” diyerek devam etmiş.

Bence biz bu Arapça, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça kavramların siyasilerce ve özellikle yönetimdeki kişilerce kullanılması üzerinde biraz duralım. Biraz değil, çok duralım. Nedeni siyasetçilerin, ülkeyi yönetenlerin, yönettikleri ve koyun olarak gördükleri Türk milletini artık “cambaza bak” oyunlarıyla kandıramadıkları dönemlerde, bu yabancı kavramlarla söz cambazlığı yaparak kandırmalarıdır.

Ben Alper Aksoy gibi sözlüğe bakmadım. Herkesin yapacağı gibi Google amcaya sordum: “Mutlak butlan; borçlar hukuku, ticaret hukuku, idare hukuku, medeni hukuk gibi alanlarda sıkça kullanılan bir terim olmakla birlikte, bir işlem veya olayın gerçek dünyada (sosyal yaşamda) gerçekleşmiş olsa bile taşıdığı şartlar gereği hukuken hiç gerçekleşmediğini ifade eder.” yanıtını aldım ve şöyle düşündüm: “Yani sahte diplomayla işe giren, çalışan, sahte diploması ortaya çıktıktan sonra görevden alındığında hukuken çalışmamış mı olur? Diplomasız doktorluk yapan kişilerin hastalarına yaptıkları nasıl yok sayılabilir?”

Düşünmeye devam ettim ve “bu karmaşık konunun neden Türkçe kavramlarla açıklanmadığını” sorguladım. “Türk milletinin olup biteni anlaması istenmiyor. Bu yüzden de olayın adı Türkçe kavramlarla ifade edilmiyor.” diye düşündüm.

Bana kimse Türkçede bu kavramın karşılığı yok demesin, imüğünü sıkarım.

Ne zaman bir halt yiyecek olsalar bunu gözden kaçırabilmek için yabancı kavramlara sığındıklarını biliyoruz. Bizim bunu bildiğimizi biliyorlar.

Bırakın karmaşık konuları, sıradan söyleşilerde sözlerinin arasına yabancı sözcükleri, kavramları sıkıştıranlar Türk milletine ihanet etmektedir.

“Seni yiyeceğim, suyu bulandırıyorsun” oyunu bozulmuştur. Türk milleti engin feraseti ile her konuyu çözer. Geç olur belki ama gereken yanıtı sandıkta verir.

Mutlak butlan’mış, çürümüş diliniz kopsun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!