Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Okullarda Tuvalet Yoktu

Okullarda Tuvalet Yoktu

featured
0
Paylaş

Bu metin, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in geçmişte okullarda tuvalet bulunmadığına dair iddialarını eleştiren bir eğitimcinin görüşlerini içermektedir. Yazar, kendi öğrencilik ve meslek yıllarından örnekler vererek bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını, asıl sorunun günümüzdeki temizlik personeli eksikliğive hijyen yetersizliği olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca okullarda ücretsiz yemek uygulamasının tasarruf tedbirleri gerekçesiyle durdurulması, sosyal devlet anlayışı ve çocukların sağlıklı gelişimi açısından sert bir dille eleştirilmektedir. Kaynakta, devlet bütçesinin çocukların beslenme ve sağlık ihtiyaçları yerine verimsiz projelere aktarılmasına tepki gösterilmektedir. Son olarak, Türkiye’nin geleceği için akılcı ve bilimsel bir eğitim sisteminin ancak sağlıklı nesillerle inşa edilebileceği savunulmaktadır.

 

Sevgili okurlarım, eğitimci birisi olarak Milli Eğitim Bakanı Sn. Yusuf Tekin’in, “Bizden önce okullarda tuvalet yoktu.” açıklamasını bir talihsizlik olarak görüyorum. Bu beyan asla ve asla bir cehalet işi olamaz, olsa olsa bir tarikat ve cemaat kafası açıklaması olur ki bu tür açıklamalar, Sn. Erdoğan’ı da çok zor durumlara düşürür ve eleştirilmesine neden olur.

Ben 1952 yılında Konya Ereğli’nin Dumlupınar İlkokulu’nda eğitim hayatıma başladım. Okulumuzda kız, erkek tuvaletlerinin yanında bay, bayan öğretmen tuvaletleri de vardı.

Ayrıca meslek hayatım boyunca çalıştığım bütün ilkokullarda da kız-erkek tuvaletleri olduğu gibi bay-bayan öğretmen tuvaletleri de vardı ayrı ayrı.

Okullarda kadrolu müstahdemler vardı. Öğrencileri tanıyan, öğrencilerin de onları tanıdığı.

Günümüz okullarında, tuvaletler var ama, tuvaletleri temizleyecek hademeler maalesef yok.

Sn. Kadem Özbay’ın (Eğitim-İş Genel Başkanı) açıklamalarına göre:

Türkiye’de altmış bin okula karşın sadece 18 bin temizlik görevlisi varmış.

Yani her okula bir tane bile düşmüyor. Üç okula bir temizlikçi.

Onun da hilesi var.

Bu temizlikçiler, altı aylığına geçici EYT’lilerden oluşuyormuş. Sözleşme hakları yok, tazminat hakları yok, altı aylığına geçici bir istihdam.

Okullarınız kokuyor, okullarda temizlik maddeleri yokmuş Sn. Bakan, siz neyin derdindesiniz Tanrı aşkına?

Gerçi sizden önce hiçbir şey yoktu ya! Toplu iğne yoktu, evlerde fırın, buzdolabı yoktu, Türkiye’de traktör yoktu, okullarda tuvalet yoktu, köylerde cami yoktu. Sizin sihirli (!) dokunuşunuzla her şey birden oluverdi:


TV’lerde seyrediyorum.

Anneler çocuklarının beslenme çantalarına beslenme koyamadıklarından dertleniyorlar. Bir anne “Ağlatmayın beni, kızım ‘Anne arkadaşım çok şey getiriyor, ben ona bakıyorum’ dedikçe anne olduğumdan utanıyorum.” dedi.

Bir başka anne, “Okullarda bir öğün yemek sosyalleşme demektir. Aç karınların guruldamaması demektir, komşusu aç yatarken tok yatmamaktır, eşitliktir, adalettir.” demekte.

Sn. Erdoğan, seçim öncesi “İnşallah beş milyon yavrumuza okul yemeği yedireceğiz.” anlamında bir söz vermişti. Okullarda neredeyse dört buçuk milyon öğrenciye bir vakit yemek yedirilirken; “Öğrenciler yemekleri yemiyor” ve “Tasarruf tedbirleri” gerekçesiyle bu uygulamadan vazgeçilmesi; sosyal devlet anlayışınıza ne kadar uygun?

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Zenginler ligine geçiş yaptık” söylemlerinize, “GSMH’mız kişi başı 18 bin Dolar’a erişti” beyanlarınıza, “Suriyeli kardeşlerimize 40 milyar Dolar harcadık, gerekirse bir 40 milyar Dolar daha harcarız” cömertliğinize karşın; beş milyon vatan evladına bir öğün yemek vermek devlete nasıl bir yük olabiliyor?

Söylemleriniz mi doğru, yapamadıklarınız mı?

Bu ülke insanının sağlığını bozmayınız, bozulan sağlığın tedavisi, doğru ve dengeli beslenmekten daha pahalıdır unutmayınız.

İran/İsrail-ABD savaşını hep birlikte yaşıyoruz.

Bu savaşta kullanılan teknolojiyi, aç mideli beyinler değil, proteinle beslenen beyinler geliştirmiştir. Onun için çocuklarımızı, sağlıklı okullarda ve proteinle besleyerek yetiştirelim.

Tasarrufu, teminatlı-garantili yap-işlet-devret projelerinden yapalım.

Çünkü çağ, “Kabe’de hacılar hu der Allah!” mantığıyla değil; akıllı, bilinçli, düşünen, eleştiren, baskılanmayan beyinlerle yakalanır ve geliştirilir.

Esen kalınız.

NOT: Üyesi olmakla gurur duyduğum Türk-Eğitim-Sen’den de bu konularda korkusuzca açıklamalar bekliyorum.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!