Dr. Alper Sezener
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir Film: Başka Yolu Yok

Bir Film: Başka Yolu Yok

featured
0
Paylaş

Bu köşe yazısı, dünyaca ünlü Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook’un sinematik evrenini ve onun 2025 yapımı Başka Yolu Yok isimli son eserini kapsamlı bir biçimde analiz etmektedir. Yazar, yönetmenin şiddeti estetik bir dille harmanlayan özgün tarzını vurgularken, yeni filminin kapitalizm eleştirisi ile işsizlikten kaynaklanan bireysel çöküşü nasıl işlediğini anlatmaktadır. Filmde ana karakterin işini kaybettikten sonra rakiplerini sistematik olarak ortadan kaldırması, modern dünyanın ahlaki sınırları ve hayatta kalma güdüsü üzerinden sorgulanmaktadır. Kaynak, yönetmenin görsel kusursuzluğunu ve toplumsal aynasını överek, yapımın eleştirmenlerden tam not aldığını belirtmektedir. Sonuç olarak yazı, izleyiciyi insan doğasının karanlık yönleriyle ve çaresizliğin getirdiği radikal kararlarla yüzleşmeye davet etmektedir.

 

Bir filmi izledikten sonra, çalışırken, sokakta yürürken ya da uyumadan az önce hâlâ filmdeki bazı sahneler aklınıza takılıyor ve gözlerinizin önüne geliyorsa, o film iyi bir filmdir. Benim için, Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook’un tüm yapıtları bu kategoridedir. Onun kendine özgü, rahatsız edici ve samimi tarzı benzersizdir.

Park Chan-wook sineması, intikamın ahlaki bir çöküş değil, varoluşsal bir sorgulama zeminine dönüştüğü nadir anlatı evrenlerinden birini oluşturur. “İntikam Üçlemesi”nde (Sympathy for Mr. Vengeance, 2002; Oldboy, 2003; Sympathy for Lady Vengeance, 2005) şiddet hiçbir zaman seyirciye ruhsal bir arınma ya da katarsis sunmaz; aksine her eylem, uygulayıcısını da içine çeken bir leke gibi yayılır. Park, izleyiciyi suç ortağı yapma konusunda ustadır. Sahneyi güzel bulduğunuzu fark ettiğiniz an, o güzelliğin içindeki çirkinlikle yüzleşmek zorunda kalırsınız.

Park Chan-wook’u gerçekten özgün kılan şey, bu karanlığın yanında taşıdığı tuhaf, neredeyse kırılgan romantizmdir. Hizmetçi (The Handmaiden, 2016) filminde arzu, sömürü yapılarını içeriden çökertir ve aşk bir tür direniş biçimi olarak belirir. Ayrılık Zamanı (Decision to Leave, 2022) filminde ise suç ile tutku iç içe geçer; dedektif ne kadar çözmeye çalışırsa o kadar derinleşir. Park’ın görsel dili de bu ikiliği yansıtır: simetrik çerçeveler, doygun renkler ve titizlikle kurgulanmış kompozisyonlar, anlattığı kaosla sürekli bir gerilim içindedir. Ortaya çıkan sinema; soğuk değil, aksine son derece duygusal, ama duygularını hiçbir zaman kolay bir şekilde teslim etmeyen bir sinemadır.

Bu yüzden, çoğu eleştirmen için, Park Chan-wook sinemanın en keskin yönetmenlerinden biridir. İhtiyar Delikanlı (Oldboy, 2003) filmindeki o unutulmaz koridor dövüşünden, Hizmetçi’deki kadife perdelere ve Ayrılık Kararı’ndaki ifadesiz yüzlere kadar her seferinde izleyiciyi aynı soruyla baş başa bırakır: “İnsan ne kadar ileri gidebilir?”

Yönetmen, son filmi “Başka Yolu Yok” (No Other Choice, 2025) ile bu soruyu kapitalist iş dünyasının koridorlarına taşıyor. Donald Westlake’in “Balta” (The Ax, 1997) romanından uyarlanan filmde, yirmi beş yıldır sadakatle çalıştığı kâğıt fabrikasındaki işinden aniden çıkarılan orta yaşlı bir uzman olan You Man-soo (Lee Byung-hun), orta sınıf konforunun ve ailesinin geleceğinin çöküşüyle yüzleşiyor. Eşi Mi-ri (Son Ye-jin) ile birlikte zorunlu tasarrufa geçen Man-soo evlerini satmak zorunda kalıyor, köpeklerini bile yaşlı ebeveynlerine gönderiyorlar. Aylar süren başarısız iş başvuruları ve giderek artan çaresizlik, Man-soo’yu tamamen kırılma noktasına getiriyor. Bir dizi talihsizlik ertesinde, Man-soo “başka çaresi kalmadığına” inanarak radikal bir karar alıyor ve kendisine uygun gördüğü açık pozisyonlara rakip olabilecek diğer nitelikli adayları sistematik olarak ortadan kaldırmaya başlıyor.

Film, kara mizahla dolu bir gerilim-kara komedi tonunda ilerlerken kapitalizmin acımasızlığını, işsizliğin insanı nasıl hızla ahlaki sınırların ötesine sürükleyebileceğini, orta sınıf korkusunu ve modern dünyada “hayatta kalmak için her şey mübahtır” anlayışını sert bir şekilde eleştiriyor. Bu, bir bakıma Park’ın klasik formülüdür: Görsel simetri içinde patlayan şiddet, karanlık mizahla örülü gerilim ve en önemlisi, insanın en derin çaresizliğini estetik bir şölene dönüştürme yeteneği.

Lee Byung-hun, yılların birikmiş öfkesini sakar bir katille birleştirerek unutulmaz bir performans veriyor. Filmin görsel dili, Park’ın imzasını taşıyor: kusursuz simetri, keskin çerçeveler, kanın bile estetik bir sıçrama yaptığı sahneler. Fakat, bu sefer renk paleti daha soğuk, daha gri; işsiz bir adamın dünyası gibi, soluk ve arada. Mükemmel kompozisyonlar içinde absürt soslu şiddet doruğa çıkıyor; bir cinayet sahnesi, neredeyse bir vodvile yakın bir ritimle işliyor, sonra birden zıvanadan çıkıyor. Park, Ayrılık Zamanı’nda denediği o sofistike “kara” soğukluğundan sonra burada daha “kirli” ve öfkeli, İhtiyar Delikanlı’nın ruhunu yeniden canlandırdığı bir tarza yüzünü dönüyor.

Filmin ana karakteri, kapitalizmin makinesini parçalarken kendisi de makineleşiyor. Man-soo’nun dönüşümü, işini kaybedince kimliğini kaybeden, ailesini “korumak” için katil olan acınası bir figüre doğru evriliyor. Chaplin’in Modern Zamanlar’ındaki makineye sıkışan adamın, günümüz versiyonu; fakat bu sefer makine onu dışarı atıyor, o da makineyi kanla yağlıyor.

Ödüller, kampanyalar, kısa listeler… Hiçbiri bu filmi tam olarak kavrayamadı. Akademi, Bong Joon-ho’nun 2019 yapımı Parazit filmi gibi birkaç istisna dışında, güvenli limanları, duygu yüklü, ilham verici ya da ters köşe ama genelde konforlu yapımları tercih ediyor. Oysa Park, izleyiciye ayna tutuyor; sistemin, bireyin ve modern yaşamın sert, kirli yüzünü gösteriyor. Bu aynada, bazen kendimizi ve çevremizi de sorguluyoruz. “Başka çarem yok” diyen bir adamın hikâyesi, aslında hepimizin hikâyesine dokunuyor.

Başka Yolu Yok, Park’ın en iyi filmlerinden biri; çünkü sizi sadece eğlendirmiyor, sizi değişime davet ediyor. Sonuçta, hepimizin elinde bir balta var ve onu kullanmasak da, bir yerlerde duruyor. Bazen baltayı kaldırmamak, en büyük seçimdir; ama ya kaldırırsak? İşte o zaman, başka yolu yokmuş gibi gelir. Ve tam da o anda, film biter… ama sorgu yeniden başlar. Park Chan-wook, ustalıkla bize bunu hatırlatıyor.

Film, meşhur internet sitesi Rotten Tomatoes’da %100’lük eleştirmen skoru (102 inceleme gibi yüksek bir yorum ortalaması) almış durumda.

Benim puanım ise 8.5 / 10.

Tavsiye niteliğindedir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!