Bu köşe yazısı, mutluluk kavramını alışılagelmiş pozitif düşünce kalıplarının ötesinde, ahlaki bir duruş ve dürüstlük meselesi olarak yeniden tanımlamaktadır. Yazara göre gerçek huzur, sürekli iyi hissetmekten ziyade kişinin kendi değerleriyle çelişmemesi ve toplumsal riyakarlıklara karşı boyun eğmemesiyle mümkündür. Yanlış kalabalıklara uyum sağlamak yerine yalnız kalmayı göze alabilmek, bireyin karakterini korumasını sağlayan onurlu bir tercih olarak sunulur. Metin, mutluluğun dış dünyada aranan bir durak değil, gereksiz yüklerden kurtulmak ve insanın aynaya bakabilme hakkını kazanması olduğunu savunur. Sonuç olarak, hayatı ertelemeden yaşamanın ve doğruluğu çıkarlara feda etmemenin gerçek hafifliği getirdiği vurgulanır.
Mutluluk bizde yanlış anlatıldı.
Bize gülmeyi, iyi hissetmeyi, “pozitif kalmayı” öğrettiler.
Oysa bu ülkede mutluluk, çoğu zaman bozulmamayı başarmaktır.
Mutluluk aranan bir yer değildir; yanlış duruşlardan çekilince görünür hâle gelir.
Çünkü herkesle iyi geçinen değil, kendisiyle çelişmeyen insan hafifler.
Bir aforizma ile başlayalım: Herkese yetişen, kendine varamaz.
Hayat bir gündür.
O da bugündür.
Bu söz acele etmeyi değil, oyalanmamayı öğretir.
Erteleyen insan aslında zamanı değil, kendini beklemeye alır.
Ve bekleyen, çoğu zaman vazgeçtiğini fark etmez.
Şunu açıkça yazalım: Mutluluk iyi hissetmek değildir.
İyi hissetmek bazen gerçeği geciktirir.
Gerçek ise gecikmeyi sevmez.
Umut, gerçek yoksa yalnızca geciktirir.

Bu topraklarda insanı yoran şey yoksulluk değil; ikiyüzlülüğün normalleşmesidir.
Susmak “akıllılık”, eğilmek “uyum”, vazgeçmek “olgunluk” diye pazarlanır.
Oysa yanlış yerde susmak erdem değil, ortaklıktır. Sessizlik bazen tarafsızlık değil, suç ortaklığıdır.
Yalnızlık meselesi de yanlış anlaşıldı.
Yalnızlık bir eksiklik değildir; yanlış kalabalıkların bedelidir.
İnsan kalabalıkta kaybolur, yalnızlıkta bulunur.
Bu yüzden bazı gidişler kayıp değildir.
Bazıları yük indirir.
Sevilmek için eğilen, saygıyı da mutluluğu da aynı yerde bırakır.
Bir cümle daha kazıyalım:
Her kazanç başarı değildir; bazıları karakter iflasıdır.
Mutluluk burada bir kişisel gelişim masalı değil; bir ahlaki tercihtir.
Yanlışa alkış tutmamaktır.
Güçlünün yanında saf tutmamaktır.
Çıkar için susmamaktır.
Evet, bunun bedeli vardır.
Yalnız kalırsın.
Dışlanırsın.
Etiketlenirsin.
Ama bir şeyi kazanırsın:
Aynaya bakabilme hakkını.
Son söz net olsun:
İnsan mutlu olmaz.
İnsan, kendini yormamayı öğrenir.
Geri kalanı zaten gelir.