Av. Mehmet Bacaksız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dış Politikada Milliyetçilik

Dış Politikada Milliyetçilik

featured
0
Paylaş

Av. Mehmet Bacaksız’ın bu yazısı, Türkiye’nin dış politikasının kişisel hırslardan uzak, tamamen milli menfaatler ve milliyetçi bir perspektif çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini savunan kapsamlı bir değerlendirmedir. Yazar, dış ilişkilerin devlet kurumları arasında koordinasyonla ve liyakat esasına dayalı kadrolarla yönetilmesinin önemini vurgulamaktadır. Metinde, Avrupa Birliği, NATO ve ABD ile olan mevcut ilişkilerin ulusal çıkarlar doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesi ve KKTC’nin tanınması gibi stratejik hedeflere öncelik verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ayrıca, bölgesel ittifakların güçlendirilmesi ve Türk dünyası ile olan bağların somut iş birliklerine dönüştürülmesi temel bir gereklilik olarak sunulmaktadır. Son olarak, dış politikada mütekabiliyet ilkesinin korunması ve duygusal kararlar yerine uzun vadeli, rasyonel devlet stratejilerinin izlenmesi tavsiye edilmektedir.

 

Bir devletin, başta siyasi, ekonomik, kültürel ilişkiler olmak üzere yabancı devletlerle, uluslararası kurum ve kuruluşlarla kurduğu her türlü ilişkilerin yürütülmesi, yönetilmesi işine dış politika denir.

Takip edilecek dış politikayı tespit etmek,   hükümetin koordinasyonunda tüm  devlet kurumlarının ortak görevidir. Belirlenecek dış politikayı yürütmek, yönetmek   öncelikle dışişleri bakanlığı teşkilatı ve personelinin görevidir. Diğer devlet kurumları dış politikanın yürütülmesinde, yönetilmesinde dışişleri bakanlığına yardımcı olmak durumundadırlar.

Dış politikanın esas ve en önemli amacı milli menfaatleri sağlamaktır, korumaktır. Bunun için dış politika milli olmalıdır. Başka bir deyişle bir devlet, milli menfaatlerini sağlamak, korumak için milliyetçi bir dış politika takip etmek zorundadır. Milli olmayan bir dış politika milli menfaatleri sağlayamaz, koruyamaz.

Milli menfaatlerin sağlanması, korunması konusunda hassasiyet taşıyan bir Türk Milliyetçisi olarak, milliyetçi dış politika konusundaki düşüncelerimi siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

  • Bir devletin milli menfaatlerini sağlamak konusunda kısa, orta ve uzun vadeli planları olmalıdır. Dış politika bu planlara uygun olarak yürütülmeli, yönetilmelidir.
  • Hükümetin koordinasyonunda belirlenecek, yürütülecek dış politika anayasanın ilk üç maddesinde belirtilen devletin nitelikleri ile uyumlu olmalıdır. Yabancı devletler ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla devletin niteliklerine zarar verebilecek ilişkiler kesinlikle kurulmamalıdır.
  • Takip edilecek dış politika belirlenirken devlet yöneticilerinin kişisel fikirleri, hedefleri kesinlikle dikkate alınmamalı, devleti kısa, orta ve uzun vadede sıkıntıya sokacak maceracı plan ve hedeflerden kesinlikle uzak durulmalıdır. 1. Dünya Savaşı sırasında Enver Paşa’nın Alman hayranlığı ve Almanya’nın safında savaşa girmek arzusu devletin yıkılmasına yol açtığı gibi günümüzde de Yeni Osmanlıcılık fikir ve planları devletimizin sonunu getirebilir.
  • Dış politika belirlenirken bu konuda uzman düşünce kuruluşlarının fikirlerinden faydalanılmalıdır.
  • Dış politika hükümetten hükümete değişmeyen, sürekli bir devlet politikası olması gerektiği için dış politika belirlenirken muhalefet partilerinin görüşlerinden yararlanılmalıdır.
  • Halihazırda milli menfaatlerimize zarar veren uluslararası anlaşmaların hükümlerinin ya milli menfaatlere uygun hale getirilmesi sağlanmalı, bu mümkün olmuyorsa bu anlaşmalardan çekilme gerçekleştirilmelidir. Avrupa Birliği ile 1995 yılında imzaladığımız Gümrük Birliği Anlaşması ile gene Avrupa Birliği ile 2013 yılında imzaladığımız Geri Kabul Anlaşması milli menfaatlerimize zarar veren anlaşmalardan ikisidir.
  • NATO, gelinen noktada ABD çıkarlarına hizmet eden bir askeri pakt durumundadır. ABD Başkanı Trump, diğer üye ülke devlet ve hükümet başkanlarına tepeden bakmakta, adeta emir yağdırmaktadır. Hrhangi bir kriz durumunda  ABD’nin işine gelmeyen durumlarda NATO Antlaşmesı 5. Maddesinin işletilmesine engel olacağı yaşanan tecrübelerden  az-çok bellidir. ABD Yönetiminin diğer üye devletlere  tepeden bakmasından, emir yağdırmasından belli başlı Avrupa Ülkeleri rahatsızdır. Bu sebeple, Avrupa savunması için Avrupa Ordusu kurma fikri dillendirilmeye başlanmıştır. Avrupa, bu konuda Türkiye’ye ihtiyaç duymaktadır. Bu fırsat milli çıkarlarımız açısından iyi değerlendirilmeli, NATO’da kalmakla birlikte Avrupa Ordusu yapılanmasına katılma kararı verilmelidir. Bu, Avrupa Ülkelerine yapacağımız ihracatın önemli miktarda artmasına, Avrupa Ülkelerinin bize duydukları ihtiyaç nedeniyle uluslar arası platfromlarda ülkemizi desteklemelerine, savunma sanayimizin gelişmesine ciddi katkı yapabilecektir.
  • Devletimize sürekli düşmanca davranan, bu düşmanlık nedeniyle aralarında Türkiye karşıtı bit blok oluşturan Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’e karşı çekingen, alttan alan bir dış politika yerine gerektiğinde askeri kuvvet kullanmayı da içeren cesur bir dış politika takip edilmelidir.
  • Kıbrıs Adası, Doğu Akdeniz’de jeostratejik yönden çok önemli bir yerdir. Kıbrıs Adası, bu önemi nedeniyle Türkiye’nin güvenliğini doğrudan ilgilendirmektedir. Bunun yanında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bir Türk Devleti’dir. Bu devletin ve bu ülkede yaşayan Türklerin güvenliğinden Türkiye sorumludur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkiye açısından hayati bir değer ve önem taşımaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk  Cumhuriyeti’nin varlığını devam ettirebilmesi açısından diğer devletler tarafından tanınması şarttır. Türkiye Hükümeti, KKTC’nin tanınması için gereken her türlü çabayı göstermelidir. Filistin için harcanan gayretin çok daha fazlası KKTC için harcanmalıdır.
  • ABD ile imzalanan Savunma ve İşbirliği Anlaşması mutlaka gözden geçirilmeli, aleyhimize olan anlaşma hükümleri lehimize olacak şekilde değiştirilmelidir.
  • Rusya ile karşılıklı çıkarlara dayanan, karşılıklı olarak iç işlerine karışmama ve egemenlik haklarına saygı çerçevesinde münasebetler sürdürülmelidir. Rusya ile düşman olmak. milli çıkarlarımıza aykırı olduğu gibi Rusya’nın etkisi altında kalmak da milli çıkarlarımıza aykırıdır.
  • Suriye’deki karışık durum devletimizin üniter yapısını, toprak bütünlüğünü doğrudan tehdit eder hale gelmiştir. PKK’nın Suriye kolu YPG/SDG, Suriye’de özerk bir yapı kurma amacındadır. Bunu başarabilirse, ileride Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile birleşerek bağımsız bir Kürt Devleti ilan etme yoluna gidebilecektir. YPG/SDG’nin böyl davranmasında en öemli etken ABD ve İsrail’in verdiği destektir. ABD ile çok ciddi müzakere yapılarak bu tehditin kesin olarak bertaraf edilmesi şarttır.
  • ABD-İsrail ikilisinin İran’ı bölme gayreti içinde oldukları son yaşanan gelişmelerle iyice su yüzüne çıkmıştır. İran’ın bölünmesi Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne çok büyük zarar verecektir. ABD-İsrail ikilisinin İran’dan sonraki hedefinin Türkiye olduğu şüphesizdir. Bu sebeple, hem ülkemizi, hem bölgeyi ABD-İsrail tehditinden korumak için Atatürk’ün kurduğu Sadabat Paktı benzeri bölgesel ittifakı mutlaka kurmamız şarttır.
  • Doğu Türkistan, Türkiye’nin milli davası olmalıdır. Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zulüm ve soykırımın durdurulması için uluslar arası her platformda her türlü diplomatik çaba gösterilmelidir. Çin Devleti ile bu konu ayrıntılı müzakere edilmelidir. Çin, Türkiye’nin dostluğuna ihtiyaç duyacakdır. Bu fırsat iyi değerlendirilmelidir.
  • AB’nin ülkemizi tam üye olarak kabul etmeyeceği artık kesin olarak belli olmuştur. AB, ülkemizi sürekli oyalamakta, sanki tam üye olarak kabul edecekmiş gibi sürekli bazı şartlar koşmakta, tavizler istemektedir. AB-Türkiye ilişkileri artık tamamen ülkemiz aleyhine gelişmektedir. Bu nedenle, AB’ye tam üyelik iddiasından vazgeçilerek AB üyesi devletlerle ikili anlaşmalar yapılmalıdır.
  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkiye’nin milli davasıdır. KKTC’nin varlığı sadece orada yaşayan Türkler açısından değil, Ülkemiz açısından da hayati önemdedir. Tanınma olmadan KKTC’nin varlığını devam ettirmesi mümkün değildir. Bu nedenle, Gazze ve Filistin için harcanan çabadan çok daha fazla çaba harcanarak KKTC’nin uluslar arası camiada tanınması sağlanmalıdır.
  • Türk Cumhuriyetleri ile kurulan ilişkiler sonuç alacak şekilde güçlendirilmeli, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda işbirliği artırılmalıdır. Türk Cumhuriyetleri, Rusya’nın, ABD’nin ve AB’nin etkisinden kurtarılmalıdır.
  • Dış politikada milli menfaatler asıldır ve önemlidir. Bu nedenle, Arap Ülkeleri ile kurulacak ilişkilerde sadece milli menfaatler gözetilmeli, İslam Alemi’nin lideri algısını yaratacak girişimlerden kesinlikle kaçımılmalıdır.
  • Dış politikanın devletten devlete bir ilişki olduğu, dış politikada devlet yöneticilerinin yabancı devlet yöneticileri ile olan kişisel ilişkilerinin hiç önemli olmadığı, kişisel ilişkilerin ön plana çıkarılmasının sakınca yaratabileceği herkesçe kabul edilmeli, gerektiğinde bu husus yabancı muhataplara da anlatılmalıdır.
  • Dış politikada Karşılıklılık İlkesi tüm devletlerle olan ilişkilerimizde her zaman uygulanmalıdır.
  • Dış politikanın milli menfaatlere uygun bir şekilde yürütülmesi, yönetilmesi için dışişleri bakanlığında görevlendirilecek personel milliyetçi, vatansever gençler arasından seçilmeli ve en iyi şekilde yetiştirilmelidir.
  • Dış politika konusunda eğitimi, bilgisi, tecrübesi olmayan kişilere hiçbir şekilde büyükelçilik görevi verilmemelidir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!