1. Haberler
  2. Manşet
  3. Ümit Özdağ: Lozan’ı kabul etmeyen kafa ezilmeli

Ümit Özdağ: Lozan’ı kabul etmeyen kafa ezilmeli

Terör örgütü elebaşı Öcalan’ın ‘Kürdistan rüyasından vazgeçmediğini’ belirten Ümit Özdağ “Öcalan ve PKK sürekli Türkiye’den daha büyük bir toprak parçasını koparmayı hedefliyor” dedi.

featured
0
Paylaş

Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, istihbarat ve terör konularında uzman isimlerden birisidir. ABD’nin, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini kaçırması, İran’daki olaylar ve çözüm sürecine ilişkin önemli tespitlerde bulundu:

“Terör örgütü PKK’nın başı Abdullah Öcalan “Bağımsız ve birleşik Kürdistan rüyasından vazgeçmedi. Bu aşamada yapmayı hedefledikleri Türk milletini sosyolojik bir zemini olmamasına rağmen hukuken Türk ve Kürt şeklinde ikiye bölmektir.
Bu sosyolojik kopuş ve toplumsal düşmanlaşma süreci yaşanırken, Abdullah Öcalan ve PKK sürekli Türkiye’den daha büyük bir toprak parçasını koparma hedefine doğru çaba sarf edecektir. Lozan’ı kabul etmeyen bir kafa ile konuşulacak hiçbir şey yoktur. O kafa ezilmelidir.

AĞIR ÇEKİM PARÇALANMA

ABD’nin son milli güvenlik belgesinde Avrupa ülkelerine milli devletlerini güçlendirmeleri önerilirken, ABD’nin Ankara Büyükelçisi bize ‘Osmanlı milletler sistemine’ geçmemizi önermektedir. Bugün Türkiye’ye Osmanlı milletler sistemini önermek Lübnanlaşarak ağır çekim ‘parçalanın’ demektir.

YPG’YE ZAMAN KAZANDIRIYOR

Öcalan’ın mevcut stratejisi, kendisini ve PKK’yı terörist sıfatından Türkiye Cumhuriyeti’nin meşru ortağı seviyesine çıkarırken, Suriye’de YPG’nin kontrolündeki bölgede hakimiyet ve Suriye’nin tamamında da yönetime ortak olmayı hedeflemektir. Öcalan hiçbir zaman YPG’nin silah bırakmasını istememiş, Suriye’de üniter devlet modelini kabul etmemiştir. Öcalan, Cumhur İttifakı’nı başarı ile oyalamış, YPG’ye zaman kazandırmıştır.

TÜRKİYE FIRSATI KAÇIRDI

Öcalan ve DEM ile başlayan görüşmeler Esad’ın devrilmesi sırasında Türkiye’nin YPG’ye müdahale etmesini engellemiştir. Oysa o günlerde Ankara için YPG’ye müdahale etmek için mükemmel bir fırsat ortaya çıkmıştı. Bugün gelinen noktada YGP, Şam’dan 1.5 milyon nüfus ile adeta yüzde 40’ına ortak olmayı istiyor.
Türk milletini Türk-Kürt-Arap diye tanımlamak, üniter devleti zayıflatan uygulamalara kaymak, bir narko-terör örgütü ve elebaşı ile görüşüp yeni bir devlet modeli tanımlamak büyük bir yanlıştır.”

Milli devleti güçlendirmek için bu adımları atmak şart

“Bölgesel kaosun tırmanma sürecinde olduğu, küresel kaosun tetiklendiği bir süreçte yapılması gereken milli devleti güçlendirmektir. Milli devlet sadece hava savunma sistemleri ile güçlenmez. Milli devlet hukuk devleti, demokrasi, liyakat ve kurumsallaşma ile güçlenir. Devlet partileştikçe milletin sadece partili bölümünü kapsayarak zayıflar, kurumsallaştıkça milletin tamamını kapsayarak güçlenir. Kendi halkına karşı kendisini güçlü hisseden liderler yabancı güçlere karşı zayıf olurlar. Gücünü kendi halkından alan liderler ise hem içeride hem dışarıda daha güçlü olurlar. Zafer Partisi olarak parlamenter demokrasiyi bir milli güvenlik önlemi olarak görüyoruz. Ancak AK Parti iktidarında dönüş mümkün görünmüyor. Türkiye, buna rağmen bölgesel bir savaş ve küresel sarsıntı öncesinde iç bünyesini güçlendirici adımlar atabilir.”
Özdağ, toplumu ve devleti rahatlatmak için atılması gerekli adımları şöyle sıraladı:

1 Düşman ceza hukukuna son verilmeli, yargının bağımsız olduğu inancı güçlendirilmeli.
2 TBMM’nin siyasal sistemdeki konumunu güçlendirilmeli.
3 Bakanlıklarda hızla müsteşarlık sistemine geri dönülmeli.
4 Bakanlıklar eski yetkilerine kavuşmalı, Saray bürokrasisi yerini devlet müsteşarlıklar almalı.
5 Kuvvet komutanlıkları ve Jandarma Genelkurmay Başkanlığına, Genelkurmay ise Milli Savunma Bakanlığına bağlanmalı.
6 GATA başta askeri sağlık sistemi tekrar kurulmalı.
7 Askeri yargı hızla kurulmalı ve tavizsiz disipline dönülmeli. Ordu içinde paralel cemaat/tarikat disiplinine izin verilmemeli.
8 Ülkemizde yaşayan sığınmacı ve kaçakların oluşturduğu tehditle güvenlik ve istihbarat kurumlarının başa çıkması mümkün değildir. Türkiye hızla ülkemizdeki sığınmacı ve kaçakların vatanlarına dönmesini sağlamalı.

Ümit Özdağ, Maduro’nun eşiyle birlikte kaçırılmasını böyle değerlendirdi:

Rusya ve Çin onay verdi

Özdağ, “ABD anlaşılan bu operasyon öncesinde Moskova ve Pekin’in de operasyona onay vermesini sağlamış. Putin, Ukrayna’da rahatça hareket edebilmek için Trump’ın güç gösterisine izin verdi” dedi

“ABD’nin, Maduro ve eşini bu ülkeyi bombalayarak düzenlediği bir operasyonla kaçırıp New York sokaklarında aracın kapısını açarak teşhir etmesi ve yargılayacağını açıklaması ‘Orta Çağ’a dönüş’tür.
Böyle bir hukuksuz eylemin kabul edilmesi mümkün değil. Maduro’nun politikalarının hesabını sadece Venezuela halkı sorabilir. Bir ülkeyi kimin yöneteceğine o ülke halkının egemen iradesi karar verir.

İSTİHBARAT BAŞARISI

Biz parti olarak bu eylemi şiddetle kınıyor ve hükümetin de 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimine ilk karşı çıkan yabancı lider Maduro’ya yapılan eylemi kınamasını bekliyoruz. ABD’nin binlerce kilometre uzaktan gelip bir ülkenin devlet başkanını evinden kayıp vermeden alması teknik anlamda bir ‘İstihbarat ve diplomasi’ başarısıdır. ABD sadece Maduro’nun çevresine sızma operasyonu yapmakla kalmamış, anlaşılan bu operasyon öncesinde Moskova ve Pekin’in de operasyona onay vermesini sağlamış. Maduro’nun yerine gelen başkan yardımcısının operasyon sırasında Moskova’da olması tesadüf olmadığı gibi Çin’in Venezuela’dan aldığı petrole kısıtlama gelmeyeceğinin görünmesi bir anlaşmanın olduğunu gösteriyor. 2019’da Maduro’yu korumak için yüzlerce ajanını Venezuela’ya yollayan Rusya Devlet Başkanı Putin, bu sefer Ukrayna’da serbest kalabilmek için Trump’ın güç gösterisine izin verdi.

KÜRESEL KRİZ DERİNLEŞİR

Her ülke, ulusal güvenliği konusunda bu olaydan ders almalı. ABD’nin operasyonu, Rusya’nın Ukrayna’da savaşı tırmandırmasını ve Pekin’in Tayvan’ı işgal etmesini psikolojik olarak kolaylaştıracak, küresel jeopolitik kriz derinleşerek büyüyecek. (ABD’nin Küba, Kolombiya, Meksika’ya müdahalesi Grönland’ı Danimarka’dan alacağı iddiası) Sessiz kalan AB’nin, ABD’nin ‘Grönland’ı ilhak etmesine ne diyeceğini merak ediyorum. Küba ve Kolombiya’nın işgali Maduro’nun kaçırılması kadar kolay olmaz. Meksika’ya saldırıyı ABD’de ciddi sonuçları olacağı için olası görmüyorum.”

İran’a saldırıya Pekin Moskova izin vermez

“Venezuela’da gerçekleşen saldırıyı, İran saldırısının izlemesi ihtimali her geçen gün artıyor. Ancak Rusya, Ukrayna’ya Batı’nın yerleşmesini nasıl kendisi için yaşamsal tehdit olarak görmüş ve savaşı göze almış ise İran’ın da Batı eksenine kaymasını öyle yaşamsal tehdit olarak görecek ve Suriye’de rejime verdiği desteğin çok daha fazlasını İran rejimine verecektir. Keza Çin için de İran’ın büyük bir önemi vardır. Çin, İran’da yüz milyarca dolarlık yatırım projesine imza atıyor. Ayrıca İran petrolüne ihtiyacı var. Çin’in de İran’a desteği güçlü olacaktır.“

Tebriz desteği yoksa rejimi yıkmak çok zor

”İran’da rejimin bütün yanlışlarına ve hatalarına rağmen sert ve büyük bir destekleyici kitleye sahip olduğu gerçeğidir. İran ordusu ve devrim muhafızları ikiye ayrılmadığı sürece rejim güçlü bir direnç sağlayacaktır.
Ayrıca Tebriz’in destek vermediği hiçbir ayaklanmanın başarı şansı yüksek değildir. İran rejimi bir Türk’ün cumhurbaşkanı olmasını sağlayarak 40 milyon İran Türk’ünün desteğini almayı hedefledi. Ayrıca ABD’nin Şah’ın oğlunu desteklemesi İran Türklerindeki şah nefretini tetikledi ve ayaklanmadan uzak tuttu.”

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!