Ümit Özdağ: “Bahçeli Devlet İçindeki Bir Grubun Sözcülüğünü Yapıyor”
Ümit Özdağ: “ahçeli de süreç dondurulmuş ama diyor ki: “Bir statü verelim Öcalan’ına.” Nedir bu statü? İşte “Barış ve Politik Uyum Koordinatörü.” Şimdi bu sadece Devlet Bahçeli’nin kişisel görüşü mü? Hayır, Devlet Bahçeli de bir grubun sözcülüğünü yapıyor burada. Ve Devlet Bahçeli bu konuyu ilk kez açıklarken bakın şöyle açıklamıştı: “Önümüzdeki süreçte çok şey değişecek, her şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez.” Demek ki bu grup ona bunu açıkladı ve dedi ki: “Bu işin sözcülüğünü siz yapacaksınız Sayın Genel Başkan.” Ve açıklanan proje onu korkuttu ve bu korkusunu toplumla “İnşallah Türkiye değişmez” diye paylaştı ama şimdi onun en güçlü temsilciliğini yapıyor Devlet Bahçeli. Türkiye’yi dönüştürecek projenin temsilciliğini yapıyor. “Türkiye kalmaz” denilen projenin, “Türkiye değişmez” dediği projenin, Türkiye’yi değiştirecek projenin sözcülüğünü yapıyor.”
İSTANBUL – Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, gazeteci Şule Aydın’ın sunduğu “Tatava Yok“ programında Türkiye gündemini sarsacak açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 10 ay sonra katıldığı canlı yayında iç siyasi hesaplaşmalardan göç sorununa, anayasa tartışmalarından uyuşturucuyla mücadeleye kadar birçok hayati başlıkta konuşan Özdağ, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında çok sert ifadeler kullandı.
“Süleyman Soylu Şu Anda Siyasi Bir Ölüdür”
Programın açılışında, geçmiş dönemde eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile yaşadığı gerilim ve İçişleri Bakanlığı önüne yürüdüğü anlar hatırlatılan Ümit Özdağ, bu hesaplaşmanın kapanıp kapanmadığı sorusuna net bir yanıt verdi:
“Sen ve ben yaşadığımız sürece bu iş bitmiş değil demiştik. Ancak şu anda Süleyman Soylu siyasi bir ölüdür. Bu yüzden benim açımdan çok gündemde değil. Fakat Süleyman Soylu, İçişleri Bakanlığı döneminde yaptıklarıyla ilgili muhakkak bağımsız yargı önünde hesap vermelidir. Türkiye’de hukuk devleti tekrar kurulunca, kendisinin bağımsız yargının önüne çıkacağını göreceksiniz.”
Özdağ ayrıca, bakanlığa yürüdüğü gün Soylu’nun polis barikatları arkasına sığındığını ve korktuğunu iddia ederek, “O gün üç bakan, bir başbakan ve bir cumhurbaşkanı yardımcısı kendisini teselli etmeye gitti. Herkesin, hatta AKP milletvekillerinin bile arşivlerinden korktuğu bir bakana bu çok ağır bir darbe oldu” dedi.
“Sığınmacı Yükü Ağır Şekilde Devam Ediyor”
Zafer Partisi’nin en temel gündem maddesi olan sığınmacılar konusunda geri dönüş iddialarını yalanlayan Özdağ, durumun vahametini şu rakamlarla ortaya koydu:
- Suriyeliler: Kayıtlı ve kayıtsız olmak üzere toplam 7 milyon Suriyeli olduğunu belirten Özdağ, devlet yetkililerinin iddia ettiği 600 bin kişinin döndüğü varsayımının sahada karşılığı olmadığını savundu.
- Diğer Ülkeler: Afrika’dan gelenlerin 2 milyonu, Afganistan’dan gelenlerin ise 2 milyonu geçtiğini; Libya ve Mısır’dan da yoğun göç yaşandığını ifade etti.
- Dağıstanlı Şüphesi: Son dönemde vatandaşlık verilmeye çalışılan 1500 Dağıstanlının, ilginç bir şekilde Suriye-Irak sınır lehçesiyle Arapça konuştuklarını iddia ederek süreci eleştirdi.
Özdağ, Zafer Partisi’nin sert ve zaman zaman provokatif olarak nitelendirilen iletişim stratejisi ve “Zafer Turizm” konsepti sayesinde bu konuyu ana akım siyasete ve muhalefete zorla kabul ettirdiklerini vurguladı.
“Devlet Bahçeli Türkiye’yi Dönüştürecek Projenin Sözcüsü”
Son dönemde yürütülen “terörsüz Türkiye” ve müzakere süreçlerine değinen Özdağ, Anayasa’nın ilk 4 maddesi ile 42. ve 66. maddelerinin değiştirilmek istendiğini söyledi. Bu süreçte düzenlediği mitingler nedeniyle anayasaya aykırı şekilde 5 ay tutuklu kaldığını belirten Özdağ, Devlet Bahçeli’nin çıkışlarına dair çok konuşulacak bir iddiada bulundu:
“Devlet Bahçeli süreç dondurulmuşken Öcalan’a ‘Barış ve Politik Uyum Koordinatörü’ gibi bir statü verilmesini istiyor. Bu Bahçeli’nin kişisel görüşü değil; devlet içerisindeki bir grubun sözcülüğünü yapıyor. Projeyi ilk açıklarken ‘İnşallah Türkiye değişmez’ diyerek korkusunu itiraf etmişti ama şimdi o projenin en güçlü temsilciliğini yapıyor. Bu proje, AK Parti ve MHP’yi sandığa gömecek bir projedir. Bahçeli’nin 2002’de erken seçim isteyerek ülkeyi AK Parti’ye teslim etmesi dahil, cevaplaması gereken çok soru var.”
Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bahçeli arasında bir rol paylaşımı olduğunu, Bahçeli’nin konuyu ortaya atıp toplumu alıştırdığını, Erdoğan’ın ise nihai sözü söyleyeceğini iddia etti. Erken seçim için ise 2027 Kasım tarihinin makul bir beklenti olduğunu sözlerine ekledi.
Sinan Oğan Eleştirilerine %100 Haksız Dedi
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ATA İttifakı’nın adayı olan Sinan Oğan üzerinden kendilerine yönelik yapılan eleştirilerin tamamen haksız olduğunu belirten Özdağ, seçim matematiğini şu şekilde açıkladı:
“Biz Sinan Oğan’ı aday göstermeseydik, Erdoğan seçimi birinci turda %49.52 ile kazanıyordu. İki ittifak arasında %14 fark vardı. Biz aday çıkartarak bu işin ikinci tura kalmasını sağladık ve oyunu bozduk. Sinan Oğan 1,5 milyon oy aldı ve bu oyların büyük kısmı AKP ve MHP seçmeniydi. Oğan daha sonra kendi tercihini yaptı ve siyaseten bir ölü haline geldi. Bize bunu soranlar; DEVA’yı, Gelecek’i, Saadet’i meclise soktukları için ya da İYİ Parti’den AK Parti’ye geçen 7 milletvekili için pişmanlar mı? Biz hiç olmazsa seçimi ikinci tura bıraktırdık.”
Özdağ, muhalefete tek çağrılarının “Atatürk çizgisinde birleşmek” olduğunu, şu an için hiçbir partiyle resmi bir ittifak ya da adaylık görüşmesi yapmadıklarını, çünkü Türkiye’de muhalefetin adaylarının tutuklanma riskiyle karşı karşıya olduğu anti-demokratik bir ortam bulunduğunu söyledi.
“Kaset Siyaseti Devlet Gücünün Kötüye Kullanılmasıdır”
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in ailesine yönelik sızdırılan yatak odası görüntüleri ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar hakkında da konuşan Özdağ, geçmişte Deniz Baykal ve MHP kasetleri döneminde de bunun bir istihbarat operasyonu olduğunu söylediğini hatırlattı:
“Siyaset kasetler üzerinden şekillendirilmeye çalışılıyor. İnsanın aklına şu geliyor; sadece muhalif milletvekilleri mi sevişiyor? İktidardakileri neden kimse çekmiyor ya da çekiyor da servis mi etmiyor? Bu hayatın olağan akışına aykırıdır ve devlet gücünün kötüye kullanılmasıdır.”
Yayındaki rüşvet iddialarına ve bir itirafçının sırt çantasında 1 milyon euro ile X-ray’den geçtiği beyanına da değinen Özdağ, “Sırt çantasına 1 milyon euro koyup uçağa binmekle Kalaşnikof koymak arasında fark yok, ikisi de X-ray’den geçmez. Savcıların bunu sorması gerekir. Türkiye’de artık anayasa askıdadır, kurallar tasfiye edilmiştir ve kuralsızlık içinde her şey olabilmektedir” ifadelerini kullandı.
“Uyuşturucu Baronları İşgal Ordularının Keşif Gücüdür”
Zafer Partisi’nin yeni dönemdeki en büyük projesinin “Tertemiz Türkiye” olduğunu açıklayan Ümit Özdağ, ülkede 3 milyona yakın uyuşturucu, bundan çok daha fazla da sanal kumar bağımlısı olduğunu söyledi. Siyasetin ve iktidarın bu konuyu örtbas ettiğini savunan Özdağ, partinin uyuşturucuyla mücadele eylem planını ve kadrosunu tanıttı:
- Görev Gücü Kadrosu: Profesör Doktor Sertaç Ak (Eski İçişleri Bakanlığı Bilim Kurulu Başkanı), Mahmut Karaaslan (Eski Ankara Emniyet Müdürü), Fatih Eryılmaz (Eski Emniyet Müdürü), Semih Bey (GATA kökenli psikiyatrist) ve Avukat Tayga Ak.
- Radikal Önlemler: Yeni bir yasa taslağı hazırladıklarını belirten Özdağ, uyuşturucu bağımlılarına zorunlu tedavi getireceklerini söyledi. “Ben tedavi olmak istemiyorum deme hakkı yok. Canlı bombayla gezmekle uyuşturucu kullanmak aynı şeydir, her kullanıcı bir tedarikçidir” dedi.
- Mal Varlıklarına El Konulacak: Mevcut sistemde baronların uyuşturucu ile mal varlığı arasındaki bağ kanıtlanamadığı için paralara dokunulamadığını söyleyen Özdağ, Zafer Partisi iktidarında doğrudan el koyma sistemini getireceklerini ve mücadeleyi sınır ötesinde (Afganistan ve Pakistan’da) başlatarak baronları orada etkisiz hale getireceklerini vurguladı.
Özdağ, programın sonunda Şule Aydın’ın “Siyasetçiler tatava yapar mı?” sorusuna ise gülerek, “Yaparlar tabii. Meclis kulislerinde sorulardan kaçmak için uzun uzun laf kalabalığı yapanlara çok şahit oldum” yanıtını verdi.