Dr. Fikret Bayır: “Türkiye Savunma Alanında Büyük Bir Mali Külfet ve Bağımlılık Riskiyle Karşı Karşıya”
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fikret Bayır, Meltem TV ekranlarında katıldığı programda yaklaşan NATO Zirvesi öncesinde hükümetin dış politika uygulamalarını, askeri stratejileri ve Türkiye’yi bekleyen ekonomik riskleri sert sözlerle eleştirdi. Zirvenin iç politikaya yönelik popülist bir malzeme olarak sunulmaya çalışıldığını iddia eden Bayır, Türkiye’nin savunma bütçeleri üzerinden ABD’ye daha fazla bağımlı hale getirilmek istendiği uyarısında bulundu.
“Brandalarla Ev Gizlemek 3. Dünya Ülkesi Uygulamasıdır”
Konuşmasına zirve öncesi Ankara’da yapılan harcamaları ve çevre düzenlemelerini eleştirerek başlayan Dr. Fikret Bayır, Etimeskut Havalimanı’nın pist uzatılması, devlet konuk evi inşası, yol ve köprü çalışmaları için yaklaşık 12 milyar lira harcandığını belirtti. Güzergah üzerindeki evlerin brandalar çekilerek gizlenmeye çalışılmasına tepki gösteren Bayır, “Bunlar ancak 3. dünya ülkelerinde görülebilecek sömürgeci yaklaşımlardır. Atatürk’ün kurduğu çağdaş ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, kendisini batılı ülkelere beğendirmek zorunda değildir. Zafer Partisi olarak asla NATO muhibbi (dostu/yandaşı) değiliz; biz iktidarda olsaydık bu nahoş görüntülere asla izin vermezdik” dedi.
“Zirve Tarihi Değil, Tamamen Törensel Bir Protokol Toplantısı”
Kamuoyunda büyük kararlar alınacağı algısı yaratılan zirvenin aslında rutin bir devam niteliğinde olduğunu belirten Bayır, toplantının tamamen sembolik olduğunu ifade etti. İki hafta önce Brüksel’de yapılan Dışişleri Bakanları toplantısında zirve bildirisinin çoktan hazırlandığını dile getiren Bayır, “Çarşamba günü liderler sadece 2,5-3 saatlik bir oturumda bir araya gelecek. Fotoğraf çekimi ve açılış seremonisinin ardından her lidere belki birkaç dakikalık konuşma süresi düşecek. Burada korakor bir diplomasi ya da tartışma yürütülmeyecek, kararlar çoktan Kuzey Atlantik Konseyi tarafından alındı” şeklinde konuştu.
İstanbul’daki 3. Kolordu İçin Kritik Uyarı
Daha önceki Madrid ve Vilnius zirvelerinde NATO’nun kolektif savunma anlayışına (NATO 3.0) geri döndüğünü ve bölge planlarının yapıldığını hatırlatan Bayır, askeri stratejiler konusunda dikkat çekici bir iddiayı gündeme taşıdı: “Vilnius zirvesi sonrası Adana’da bir kolordu karargahı kurulmaya başlandı. Ancak asıl tartışılması gereken İstanbul’daki 3. Kolordu’dur. Çok bilinmez ama İstanbul’daki bu hızlı konuşlanabilir kolordunun belirli bir görev bölgesi yoktur. NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı (SACEUR) bir tehdit gördüğü anda bu kolorduyu Avrupa’nın en kuzeyinden en batısına ya da Türkiye’nin doğusuna kadar her an her yerde kendi stratejisine göre kullanabilir.”
“Avrupa Ordusu Kurulurken Türkiye Dışarıda Bırakıldı”
Küresel ölçekte ciddi bir savunma rekabeti yaşandığını vurgulayan Dr. Fikret Bayır, ABD’nin odağını Asya-Pasifik ve Çin rekabetine kaydırmak istediğini, Avrupa’nın savunmasını ise yine Avrupalı ülkelere devretmeyi amaçladığını ifade etti. Avrupa Birliği’nin bu bağımlılıktan kurtulmak adına 2030 yılına kadar 800 milyar dolarlık finansmana sahip “Euro Defend” programını başlattığını belirten Bayır, “Avrupa kendi savunma mekanizmasını kurarken, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin vetoları nedeniyle Türkiye bu devasa bütçenin ve oluşumun tamamen dışında bırakılmıştır” dedi.
“Türkiye’ye Daha Fazla Mali Külfet ve Bağımlılık Dikte Ediliyor”
ABD’nin üye ülkelerden savunma bütçelerini gayri safi milli hasılalarının %2’sinden 2035 yılına kadar %5 seviyesine çıkarmasını talep ettiğini aktaran Bayır, bunun yıllık 3,5-4 trilyon dolarlık bir küresel savunma pazarı anlamına geldiğini belirtti. “Standartlaşma” adı altında üye ülkelerin ABD askeri sanayisine bağımlı kılınmak istendiğini söyleyen Bayır, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’ye fahiş askeri harcamalar içeren ağır bir mali külfet yüklenmek isteniyor. F35 süreçleri ve F110 motorları üzerinden yürütülen tartışmaların arka planında da bu yatıyor. Bu zirve ve süreçle birlikte, Türkiye’ye savunma bağlamında ABD’ye daha fazla bağımlı olacağı bir yapı dikte edilmektedir.”
