Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin mart ayı olağan toplantısına katıldı. 28 Mart günü “Reel Sektörün Nabzı: Sektörel Sorunlar ve Stratejik Çözümler” ana gündemi yapılan toplantıda sanayiciler, savaşın olumsuz etkilerine rağmen mevcut dezenflasyon programından taviz verilmeyeceği mesajını aldıklarını ifade ettiler. Sanayiciler, “Ayrı şeyler söylense de aynı dilden konuşarak, sorunlara birlikte çözüm bulalım” görüşünün öne çıktığını dile getirdi. Sanayiciler, Bakan Şimşek’in geniş bir heyetle İSO’ya gelmesini, sanayinin ve sanayicinin sorunlarına büyük önem verdiğinin göstergesi olarak yorumladılar. İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz’ın başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik ve Gelir İdaresi Başkanı Bekir Bayrakdar’ın da katıldığı toplantıda Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, Halk Bankası Genel Müdürü Osman Arslan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürü Yunus Emre Akgündüz, Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdürü Deniz Yılmaz, Vergi Denetleme Kurulu Başkanı Muhsin Atcı da yer aldı.
“Ya bu kur doğru değil ya bu maliyetler”
Mecliste 55 meslek komitesini temsil eden 11 sektör sözcüsü, sektörlerinde yaşanan güncel sorunları ve çözüm önerilerini doğrudan Bakan Mehmet Şimşek ile paylaştı. Sektör temsilcileri; finansmana erişim, maliyet baskıları, vergi uygulamaları ve küresel rekabet koşulları başta olmak üzere birçok başlıkta yaşadıkları sıkıntıları dile getirirken, çözüm odaklı önerilerini de aktardı. DÜNYA’nın toplantıya katılan İSO Meclis üyelerinden edindiği bilgilere göre, sanayiciler yaptıklarını konuşmalarda, savaşın imalat ve ihracat üzerindeki etkilerine değindi. Hâlihazırda TL/dolar kurunun bulunduğu seviyenin yeterli olduğuna dikkat çeken bir sanayici, ilave maliyet artışları olmadığı sürece kur seviyelerinin kabul edilebilir olduğuna değindi. Bununla birlikte ilave maliyet artışlarının yaşanması durumunda ya kur seviyelerinin ya da maliyetlerin doğru noktada olmayacağına işaret eden sanayiciler, dengesizliklerin getirdiği rekabet erozyonuna işaret ettiler.
“Saha ile sunum arasında farklar var”
Savaşın geçici etkileri kalktığında önümüzdeki dönemde hem finansman hem enflasyon tarafındaki iyileşmenin hızlanacağı yönünde beklentilerin dile getirildiği toplantıya ilişkin DÜNYA’ya bilgi veren bir başka sanayici, yapılan sunumda kredilendirme konusunda problemin olmadığına dair bilgilerin yer aldığını, elbette resmi kayıtların doğru olduğunu ancak sahada bunun tam olarak hissedilemediğini söyledi. Krediye erişim sorununu bir örnekle açıklayan İSO Meclis üyesi sanayici, “100 birim kredi 3 kişiye verilirse 97 kişi erişemez. Toplamda tutar olarak artış olsa da yayılım da sıkıntılar oluyor” dedi. Öte yandan toplantıda bir başka sanayici de işçi maliyetlerine dikkat çekerek, “İşçi mutlu değil, evde hanım mutlu değil, işveren mutlu değil. Kim mutlu” şeklindeki ifadeleriyle enflasyonist dönemin etkilerine dikkat çekti.
“Pahalı olsa da tedarikte sorun yok”
Bakan Şimşek’in 2,5 saat boyunca sanayicileri dinlediğini ve taleplerle ilgili samimi bir dille yapılabilecek olanlarla yapılamayacak olanları anlattığını kaydeden bir başka İSO Meclis üyesi, birlikte çözüm üretme noktasındaki mesajlardan memnun olduklarını söyledi. Sanayicilerle sıcak ve yakın bir diyalog kuran Bakan Şimşek’e, Körfez’deki savaşın sanayi ve ihracata etkisine ilişkin bilgiler aktaran İSO Meclis üyeleri, gündeme gelen maliyet artışlarından ardından tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de finansman sorunlarının artırmasını bekliyor. Körfez’deki savaşın genel ticaret hacmini aşağı çekecek düzeyde olduğunu ifade eden bir başka İSO Meclis üyesi, “Bazı fırsatlar da oluşabilir çok yönlü olmak lazım. Herkes için bir zor dönem. Savaşa bulaşmadan bu işten sıyrılmalıyız. Tesellimiz pahalı da olsa enerji ve hammadde tedarikinde sıkıntı yok” dedi.
Bahçıvan: Daha fazlasına ihtiyacımız var
İSO Başkanı Bahçıvan, meclis toplantısında yaptığı açılış konuşmasında, mevcut ekonomi programı sayesinde finansal istikrarda sağlanan toparlanma ve düşük borç stokunun sunduğu hareket alanının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Bahçıvan, “Bu imkanlar doğrultusunda, sanayi sektörümüzün daha güçlü desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Başta emek yoğun sektörler olmak üzere son haftalarda çıkan birtakım teşviklerle buna dönük duyarlılığın gösterildiğine şahit oluyoruz. Ama daha fazlasına ihtiyacımız var. Dünyada giderek sertleşen koşullarda rekabet edebilmek için ihtiyaç duyduğumuz destek ve teşvikler üzerinde daha fazla düşünülmesi gereken bir dönemden geçiyoruz” dedi. Finansman koşullarının sanayi üzerindeki baskıyı artırdığına değinen Bahçıvan, yüksek faiz ve krediye erişim kısıtlarının yatırım ve üretim süreçlerini zorlaştırdığını belirtti. Bahçıvan, “Ülkemizde dezenflasyon sürecinin yavaş seyri, kaçınılmaz olarak finansman koşullarında iyileşmeyi geciktiriyor. Yüksek faizler ve krediye erişim kısıtlamaları, sanayiyi yatırım ve işletme sermayesi açısından bir hayli zorluyor. Özellikle kredi kullanımında uygulanan sınırlamalar, zaten maliyeti yüksek olan finansmana erişimi daha da imkânsız hale getiriyor. Nitekim son dönemde iç piyasada finansmana ulaşamayan firmaların döviz cinsi borçlanmaya yöneldiği ve bunun da bilançolarda açık pozisyon üzerinden kur riskini yeniden artırdığı bir tablo söz konusu. Üretim hayatını destekleyecek her tedbirin can suyu niteliğinde olacağı aşikâr. Önümüzdeki dönemde sanayiye dönük selektif kredi imkanlarının mutlaka arttırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.