Prof. Dr. Yümni Sezen’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
BARIŞ YENİLEN TARAFÇA İSTENİR
Sürecin terminolojik ve mantıksal olarak hatalı olduğunu vurgulayan Sezen, terör ve eşkıyalık faaliyetlerinin “savaş” olarak nitelendirilemeyeceğini belirtti.
- Muhatap Sorunu: Terör örgütünün arkasında devletler varsa, masaya sahadaki piyonların değil, onlara lojistik ve psikolojik destek sağlayan devletlerin oturtulması gerektiğini ifade etti.
- Mantıksal Çelişki: Tarihsel olarak barışı yenilen tarafın talep ettiğini hatırlatan Sezen, Türkiye’de bu durumun tersine işlediğini ve Türk Devleti’nin elli yıllık süreçte sanki suç ortağıymış gibi bir algı yaratıldığını savundu.
2. “ASALA’nın Yerini PKK Aldı, Yeni Örgüt Kurulmayacağının Garantisi Yok”
Terör örgütünün feshedilmesinin sorunu çözmeyeceğini iddia eden Sezen, geçmişten bir örnek vererek ASALA’nın kendini feshettikten sonra yerini PKK’ya bıraktığını öne sürdü.
- Kürt Halkı ile Ayrım: Kürt halkı ile Türk halkının bin yıldır iç içe yaşadığını, Türkiye’de 2 milyondan fazla melez aile bulunduğunu belirten Sezen, sorunun Kürt halkı değil; siyasi istismarcılar, dış güçler ve rant peşinde koşanlar olduğunun altını çizdi.
BOP ŞÜPHESİ
Uygulamaya konulan veya tartışılan hukuki düzenlemelerin Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu belirten Sezen, süreci yöneten siyasilere dokunulmazlık getirilmesini de eleştirdi:
- Suç Tasnifi İmkansızlığı: “Kasten öldürme” suçlarına karışanlar ile karışmayanların ayırt edilmesinin terör eylemlerinin doğasına aykırı olduğunu, örgütün hedefine ne çıkarsa ateş ettiğini belirtti.
- BOP Etkisi: Türkiye’nin, Libya’dan Suriye’ye kadar uzanan “Büyük Ortadoğu Projesi”nin hala bir parçası veya hedefi olabileceği uyarısında bulundu.
4. “Anayasa Değişikliği Hazırlığı ve Öcalan’ın Statüsü”
Sürecin nihai hedefinin Milli Devlet statüsünü değiştirmeye yönelik bir anayasa değişikliği olabileceğine dair şüphelerini dile getiren Sezen, Türk milletinin güveninin sarsıldığını vurguladı.
- Abdullah Öcalan’ın Durumu: Öcalan’a “özel statü” verilip verilmeyeceği tartışmalarının yersiz olduğunu, yasa taslakları hazırlanırken onun görüşlerinin alınmasının ve “umut hakkı” tartışmalarının zaten ona fiilen özel bir statü kazandırdığını iddia etti.
Prof. Dr. Yümni Sezen, açıklamasını siyasileri ve yetkilileri uyararak, “Büyük bir zaaf içinde olunduğu anlaşılmazsa iş işten geçecektir” sözleriyle tamamladı.

