Sermaye piyasaları ve finansal ekonomi alanındaki derin akademik uzmanlığı ve uluslararası yetkinliğiyle tanınan Prof. Dr. Özgür Demirtaş, Türkiye sermaye piyasalarını sarsan devasa fon Ponzi’sini tüm yönleriyle masaya yatırdı.
Yaşanan finansal çöküşü ve yürütülen kirli çarkı doğrudan bir ‘finansal terörizm’ olarak nitelendiren Demirtaş, küresel bir çözüm modeli olan ve ‘haksız kazancı geri çağırma’ esasına dayanan ‘Clawback’ sistemini en
etkili çıkış yolu olarak gösterdi.
Demirtaş’a göre piyasalara güvenin yeniden tesisi için yapılacak şey şu: Para çekenlerin hepsinin çektiği para ile yatırdığı para arasındaki fark hesaplanıp bu kişilerden o para istenmeli ve mağdurlara dağıtmak üzere bir sepete konmalı. Demirtaş, “Bu kişiler suçludur asla diyemeyiz. Suçlu olanlar sadece fon sahipleri ile ilişkili olanlardır. Suçlu olsun olmasın elde edilen kâr ‘suçtan kaynaklanan’ gelirdir” diye ekledi.
“SUÇTAN KAYNAKLANAN GELİR”
“Bu kişilerin bazıları fahiş kârları ile araba, ev almış olabilirler. Fark etmez. Haciz yoluna bile gidilmelidir. Bu kârlar onların değil parasını buraya kaptıranlarındır. Sepete para toplanırken: çıkan para eksi (-) giren para rakamı en yüksek olanlardan ilk olarak toplanmalı” diyen Demirtaş; ödemelerin ise küçük meblağlardan başlanarak yapılması gerektiğini belirtti. Demirtaş, medyaya yansıyan ‘1 milyon TL’ gibi bir sınırın haksızlık olacağını vurguladı. Demirtaş’ın çözüm önerisine göre, fon şirketlerinin topladığı yüzde 2’lik işletim ücretleri ile Maliye’nin bu işlemlerden aldığı stopaj kesintileri de bu sepete dâhil edilmeli.
“Yapay zeka, sadece 1 gün içinde yapar”
1- Devletin elinde bu fonların ilk kurulduğu günden bu yana kimin içeri ne kadar para koyduğu ve ne kadar para çektiği var.
2- Aynı şekilde Devletin elinde kimin manipülasyon yapılan hisselere ne kadar para girdiği ne kadar para çektiği var.
3- Devletin elinde her birinin adı soyadı, kimlik numarası, banka numaraları, adresleri var.
4- Devletin elinde bu şahısların 1. derece akrabalarının da bilgileri var.
5- Devletin elinde bu şahısların ne zaman nereye ne kadar para transferi yaptıkları da var.
ADIM ADIM DEV PONZİ
Prof. Dr. Özgür Demirtaş, devasa Ponzi’nin işleyişini ve çöküşünü şöyle özetledi: “Fonlar ilk başta kapalı tutulup kağıt üzerinde şişirilen sanal getirilerle küçük yatırımcı oltaya çekildi. Değeri 100 lira olan içi boş şirketlerin patronlarına ‘Hisseye dokunma, 15 katına çıkaracağız’ denip hisseler uçuruldu. Milliyetçilik söylemleriyle güven devşirildi. Uyaranlar ise paralı trollerle tehdit edildi. Sistem 25 milyar dolara ulaşınca SPK’dan hisse sınırlaması geldi. Fonlar satılmak zorunda kalınca Ponzi patladı. Yöneticiler yurt dışına kaçmaya çalıştı ancak kaçamadılar, çöküş gerçekleşti ve hapse girdiler.
Bu işi yapanların hangisi, ne kadar suçlu?
1- Fonları kuranlar ‘feci suçlu’ bir finansal terörizme imza attılar. Bu vatana bu devlete büyük bir darbe indirdiler. Hem cezai hem maddi hem etik hem de manevi olarak suçlular.
2- Fonlara bu fonların ne yaptığını bilerek fon kurucuları ile bağlantılı şekilde ilk yatırımları yapanlar ‘feci’ suçlu. Yine hem cezai hem maddi hem etik hem de manevi olarak suçlular.
3- Fonlara bu fonların ne yaptığını bilerek fon kurucuları ile bağlantılı şekilde yatırım yapan siyasiler ‘feci’ suçlu. Yine hem cezai hem maddi hem etik hem de manevi olarak suçlular.
4- Bu fonların bu getirileri ‘nasıl’ elde ettiğini ‘finansal okuryazarlıkları’ ve ‘matematikleri’ güçlü olduğu için ‘bilerek’ giren ama fon yönetimi ile bağlantıları olmayanlar sadece ‘suçlu’
ama manevi ve etik olarak.
5- Bu fonların bu getirileri ‘nasıl’ elde ettiğini düşünmeyen ve bilmeyen ama Emre Tezmen ve türevlerini gerçekten gerçek fon yöneticisi ve zeki sananlar ‘suçsuz.’
6- Bu fonların bu getirileri ‘nasıl’elde ettiğini meslekleri gereği bilen ‘bankacılar’ eğer bu fonları önerdiyse hem ‘etik’ olarak hem maddi olarak suçlu. Eğer bu önermeler karşılığında ‘komisyon’ aldılarsa ‘feci’ suçlular.

