DOLARA BAĞIMLILIK AZALTILIYOR
Pekin yönetiminin temel hedefi, ABD dolarına olan bağımlılığı azaltmak ve döviz rezervlerini çeşitlendirmek. Rusya-Ukrayna savaşının ardından Batı’nın Rusya Merkez Bankası varlıklarını dondurması, yurt dışında tutulan rezervlerin jeopolitik risklere ne kadar açık olduğunu gösterdi.
Bu tabloyu dikkate alan Çin, temmuzda ABD Hazine tahvillerindeki payını 618 milyar dolara indirerek son 18 yılın en düşük seviyesine çekti. Aynı dönemde altın stokunu düzenli olarak artıran PBOC, yaklaşık 3 yılın en yüksek aylık alımlarından birini yaparak resmi rezervini 2 bin 387 tonun üzerine taşıdı. Buna karşın Çin’in altın varlığı, ABD’nin toplam rezervinin üçte birine bile ulaşmıyor.
HANE HALKI FİZİKİ ALTINA SIĞINDI
Ekonomideki uzun süreli durgunluk, konut sektöründeki derin kriz ve borsadaki kayıplar, Çinli tasarruf sahiplerini fiziki altına yöneltti. Yerel tahvil ve mevduat getirilerinin gerilemesi, altın tutmanın fırsat maliyetini Batı piyasalarına kıyasla oldukça düşük seviyede tutuyor.
Gümrük verilerine göre Çin, 2026’nın ilk 8 ayında 158,8 milyar dolar ödeyerek 1.000 tonu aşkın altın ithal etti. Bu rakam, şimdiden geçen yılın tamamındaki ithalatı hem tutar hem de tonaj bakımından geride bıraktı.
YÜKSEK FAİZE RAĞMEN DESTEK SÜRÜYOR
ABD’de yüksek seyreden tahvil getirileri ve Fed’in sıkı para politikası normal koşullarda getirisi olmayan kıymetli metalleri baskılıyor. Ancak Çin kaynaklı güçlü fiziki talep ve merkez bankalarının fiyata duyarsız uzun vadeli alımları, ons altında daha derin düşüşlerin önünü kesiyor.
Piyasa uzmanları, eylüldeki düzeltmeye karşın Çin’deki kış sezonu talebinin ve süren alımların etkisiyle altının orta ve uzun vadede yükseliş eğilimini koruyacağını öngörüyor. Analistlere göre bu talebin yavaşlaması ancak Çin konut piyasasında güvenin tam olarak tesis edilmesi ya da jeopolitik risklerin belirgin biçimde azalmasıyla mümkün; mevcut koşullarda bu ihtimal kısa vadede zayıf görünüyor.

