Uluslararası kuruluşların hazırladığı güncel projeksiyonlar, Türkiye’nin içinde bulunduğu derin ekonomik daralmayı, sanayideki tıkanıklığı ve üretim gücündeki zayıflamayı net bir şekilde ortaya koydu. İlgili kurum, ülkenin 2026 yılı büyüme beklentisini daha önce öngörülen yüzde 3,1 seviyesinden yüzde 2,7’ye çekti. Benzer şekilde, 2027 yılına ait büyüme tahmini de yüzde 3,8’den yüzde 3,6’ya düşürüldü.
Küresel ekonomide büyüme ibresi yukarı yönlü hareket ederken ve dünya genelinde ticari çarklar dönerken, Türkiye’nin bu olumlu tablonun tamamen dışında kalması dikkat çekti. Uzmanlar, yüksek faiz politikalarının piyasayı kilitlediğini, sanayicinin finansmana erişimde yaşadığı devasa sıkıntılar nedeniyle yatırımların durma noktasına geldiğini ve bu durumun işsizlik riskini tetiklediğini belirtiyor.
ENFLASYON TAHMİNLERİNDE AĞIR SAPMA: VATANDAŞA KESİLEN FATURA BÜYÜYOR
Mutfaktaki yangının, iğneden ipliğe gelen zamların ve hayat pahalılığının dalga boyu artmaya devam ederken, küresel örgütlerin enflasyon öngörüleri de resmi hedefleri adeta paramparça etti. Rapor doğrultusunda, ülkenin 2026 yılı manşet enflasyon tahmini yüzde 28,4’ten yüzde 31,5’e yükseltildi. Daha da vahim olan tablo ise 2027 yılı için çizildi; daha önce yüzde 18,3 gibi iyimser bir rakamla öngörülen enflasyon beklentisi yüzde 24,7’ye çıkarıldı.
Ekonomi çevreleri, açıklanan bu güncellemelerin aslında sahadaki gerçekliğin çok gerisinde kaldığını, halkın hissedilen enflasyonunun çok daha yüksek olduğunu ifade ediyor. Uygulanan günübirlik sıkı para politikası hamlelerinin dar gelirliyi ve üreticiyi ezdiğini, ancak kamudaki harcama disiplinsizliği ve yapısal reformların hayata geçirilememesi yüzünden enflasyon sarmalından çıkılamadığını vurgulayan analistler, faturanın her geçen gün daha da ağırlaştığına dikkat çekiyor.

