AKUT’un kurucusu ve eski başkanı Nasuh Mahruki, 15 Temmuz darbe girişimi hakkında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle 16 Temmuz 2026’da gözaltına alındı, 17 Temmuz’da ise “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla tutuklandı. Bakırköy 57. Asliye Ceza Mahkemesi, 16 Eylül’de görülen duruşmada Mahruki hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakırken Mahruki’nin tahliyesine de karar verdi.
Tahliyesinden sonra Sözcü’ye konuşan Mahruki, 63 günlük tutukluluk döneminde yaşadıklarını ve hakkındaki yargı sürecini anlattı.
“PAYLAŞIMIMDA ‘TİYATRO’ DA ‘OYUN’ DA YOKTU”
Mahruki, tutuklanmasına gerekçe gösterilen sosyal medya paylaşımının üç satır, iki cümle ve toplam 40 kelimeden oluştuğunu belirtti. Paylaşımında “tiyatro” ifadesine yer vermediğini, buna rağmen ilk aşamada bu sözü kullandığı iddiasıyla tutuklamaya sevk edildiğini söyledi.
İddianame sürecinde ise “tiyatro” ifadesinin yerini “oyun” kelimesinin aldığını anlatan Mahruki, paylaşımında bu kelimenin de bulunmadığını savundu. Savcının işlem öncesinde kendisine neyi kastettiğini sormadığını belirten Mahruki, suçlamaların kendi ifadelerinin dışına çıkan yorumlara dayandığını ileri sürdü.
DAHA ÖNCE DE 16 GÜN TUTUKLU KALDIĞINI ANLATTI
Mahruki, daha önce başka bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle de 16 gün tutuklu kaldığını söyledi. Son davada Türk Ceza Kanunu’nun 216 ve 218. maddeleri kapsamında yargılandığını belirten Mahruki, söz konusu hukuki sürecin kendisi açısından büyük bir adaletsizlik oluşturduğunu savundu.
“KOĞUŞTA 59 KİŞİYE KADAR ÇIKTIK”
Cezaevindeki yaşam koşullarını da anlatan Mahruki’nin aktardığına göre, kaldığı koğuşta 48 yatak bulunmasına rağmen mahkûm sayısı zaman zaman 59’a ulaştı.
Bu nedenle her gün yaklaşık 10 kişinin yerde yatmak zorunda kaldığını belirten Mahruki, kendisinin de toplam 13 gün boyunca yerde yattığını söyledi.
İLK ÜÇ GÜNÜNÜ GEÇİCİ KOĞUŞTA GEÇİRDİ
Mahruki, cezaevine girdikten sonraki ilk üç gününü geçici koğuşta geçirdiğini anlattı. Üç kişilik olarak tasarlandığını söylediği bu bölümde 25 kişinin kaldığını ifade eden Mahruki, burada ciddi bir tahtakurusu sorunuyla karşılaştığını dile getirdi.
Mahruki, ilk üç gün içinde vücudunda 256 tahtakurusu ısırığı saydığını, geceleri uyumanın güçleştiğini ve bazı mahkûmların bacakları ile ayaklarında şişmeler oluştuğunu söyledi. Duvarlarda ezilen tahtakurularından kalan kan izleri bulunduğunu da aktardı.
PAYLAŞIMINDA SATRANÇ BENZETMESİ KULLANDIĞINI SÖYLEDİ
Tutuklanmasına neden olan sosyal medya mesajının içeriğine ilişkin de konuşan Mahruki, 15 Temmuz öncesinde bazı emareler bulunduğunu, bunların tutanaklara geçtiğini ve darbe girişiminin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinde bir fırsat olarak görüldüğünü düşündüğünü ifade etti.
Mahruki, düşüncesini anlatırken “satranç” üzerinden bir metafor kullandığını söyledi. Soruşturma aşamasında savcının kendisiyle görüşmediğini ve paylaşımındaki ifadelerin ne anlama geldiğini sormadığını öne sürdü.
15 TEMMUZ’DAN İKİ GÜN SONRAKİ YAZISINI DA PAYLAŞMIŞTI
Mahruki, tartışmaya konu olan sosyal medya mesajının altında, 15 Temmuz darbe girişiminden iki gün sonra kaleme aldığı eski bir köşe yazısına da bağlantı verdiğini anlattı.
Bu yazıda 15 Temmuz’u kanlı bir darbe girişimi olarak nitelendirdiğini belirten Mahruki, söz konusu metnin sorgu hâkimliğine sunulmadığını ileri sürdü. Kendisine yöneltilen “15 Temmuz’u tiyatro ya da oyun olarak gördüğü” yönündeki yorumu reddeden Mahruki, ailesinde şehit bulunduğunu da vurguladı.
Mahruki, Osmanlı donanmasında görev yapan Kaptan-ı Derya Nasuhzâde Ali Paşa’nın beşinci kuşaktan torunu olarak biliniyor.
HASTA TUTUKLUNUN DURUMU ONU EN ÇOK ETKİLEYEN OLAYLARDAN BİRİ OLDU
Mahruki, cezaevinde kendisini en fazla etkileyen olaylardan birinin 50’li yaşlarda, şeker hastası bir tutuklunun yaşadıkları olduğunu söyledi.
Anlatımına göre söz konusu kişinin ayağındaki yara ilerledi ve hastaneye kaldırılmasının ardından bacağı kesildi. Daha sonra yaklaşık 60 kişinin bulunduğu koğuşa getirilen tutuklu, günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacak durumdaydı.
Mahruki, koğuştaki bazı tutukluların gönüllü biçimde hastanın temizliğini yaptığını, kan şekerini ölçtüğünü ve ilaçlarıyla ilgilendiğini anlattı. Hastanın daha sonraki süreçte kolunun da kesildiğini ve bir süre sonra tahliye edildiğini söyledi. Mahruki, bu kadar ağır durumdaki bir hastanın bakımının diğer mahkûmların gönüllü çabasına kalmasını eleştirdi.
KOĞUŞTA GÜNLÜK YAŞAM NASILDI?
Mahruki’nin aktardığına göre 45 yaşın üzerindeki tutuklular temizlik işlerinden muaf tutulurken, daha genç tutuklulardan oluşan bir ekip her sabah koğuşu temizliyor ve çöpleri topluyordu.
Zorlu koşullarda tutuklular arasındaki dayanışmanın hayatı kolaylaştırdığını belirten Mahruki, yemeklerin zaman zaman semaverde kaynatılan suyun içinde, torbalara konularak ısıtıldığını söyledi. Tutukluların aynı semaverle tost yapmanın da yöntemini geliştirdiğini anlattı.
EN BÜYÜK MORALİ AİLESİYLE GÖRÜŞMEK OLDU
Mahruki, cezaevinde kendisi açısından en önemli imkânlardan birinin görüntülü telefon görüşmesi olduğunu dile getirdi.
Haftada toplam 60 dakika görüşme hakkının bulunduğunu belirten Mahruki, eşi Mine Mahruki ile çocukları Barlas ve Bilge’yi görüntülü olarak görebilmenin kendisi için büyük moral olduğunu söyledi. Günlük 10 dakikalık görüşmelerin bile cezaevi koşullarında kendisini rahatlattığını ifade etti.
“HAYATIMDAN VE AİLEMLE GEÇİRECEĞİM ZAMANDAN GİTTİ”
Tahliye kararını da değerlendiren Mahruki, özgürlüğüne kavuşmasına sevinmesine rağmen yaşadığı süreç nedeniyle buruk olduğunu söyledi.
Başından itibaren tutuklanmaması gerektiğini savunan Mahruki, cezaevinde geçen 63 günün hem kendi hayatından hem de ailesi ve çocuklarıyla geçirebileceği zamandan eksildiğini ifade etti. Yaşanan süreci kendisi ve ailesi açısından ağır bir travma olarak nitelendirdi.
DAĞCILIK VE ARAMA KURTARMA GEÇMİŞİNİ HATIRLATTI
Kendisine yöneltilen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasının ayrıca yaralayıcı olduğunu belirten Mahruki, 30 yılı aşkın süredir farklı alanlarda gönüllü çalışmalar yürüttüğünü ve Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil ettiğini söyledi.
Mahruki, 17 Mayıs 1995’te Everest’in zirvesine ulaşarak bunu başaran ilk Türk dağcı olmuştu. Daha sonra arama-kurtarma faaliyetleriyle tanınan AKUT’un kurucuları arasında yer aldı.
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VURGUSU
Mahruki, yaşadığı hukuki süreci değerlendirirken Türkiye’de hukukun üstünlüğü, bağımsız ve tarafsız yargı konularında sorunlar bulunduğunu savundu.
Türkiye’nin uluslararası hukukun üstünlüğü değerlendirmelerinde ekonomik büyüklüğüyle kıyaslandığında gerilerde yer aldığını söyleyen Mahruki, adalet sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu değerlendirmeler Mahruki’nin kişisel görüşleri olarak röportajda yer aldı.
EMSAL BERAAT KARARINI HATIRLATTI
Mahruki, tutuklu bulunduğu dönemde kendi dosyasına benzer olduğunu düşündüğü başka bir yargı kararını öğrendiğini de anlattı.
Mahruki’nin aktardığına göre, 15 Temmuz’dan dört gün sonra darbe girişimi hakkında açık biçimde “tiyatro”, “senaryo” ve “oyun” gibi ifadeler kullanan bir kişi yargılanmış ancak beraat etmişti.
Kendisinin ise bu kelimeleri kullanmadığı halde 63 gün tutuklu kaldığını savunan Mahruki, duruşmada bu örneği gündeme getirmesinin ardından savcının “tiyatro” ve “oyun” ifadelerini değerlendirmesinden çıkardığını öne sürdü. Buna rağmen savcılığın suçun oluştuğu görüşünü sürdürerek cezalandırılmasını istediğini anlattı.
Bakırköy 57. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda Mahruki’ye 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanması geri bırakılırken tahliyesine karar verildi. Mahruki ise gerekçeli mahkeme kararının içeriğini merak ettiğini söyledi.

