Dünyanın en prestijli finans yayını The Economist’in dünyaya “Türkiye’nin Yatırım Fonu Fiyaskosu” ve “Ponzi Benzeri Saadet Zinciri” diye ilan ettiği o 30 milyar dolarlık devasa vurgunun, Meclis’te bir gece yarısı operasyonuyla 250 bin mağdurun üzerine yıkılma hamlesi, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) panikle yayımladığı o 22 Ekim 2026 tarihli resmî basın duyurusuyla tescilli bir kurumsal itirafa dönüşmüştür.
Türkiye’nin yatırım fonu skandalı, Sermaye Piyasası Kurulu’nun tartışmalı kararları ve mecliste gece yarısı kabul edilen yasal düzenlemelerle yüz binlerce mağdurun haklarını gasp etme girişimini gözler önüne sermektedir. TERA’nın borsaya açılmasına karşı çıkan dürüst kurul üyelerinin görevden alınması, bu büyük soygunun arkasındaki idari ve siyasi himayeyi açıkça kanıtlamaktadır. Anayasal güvence altındaki takas kesinliği ilkesi hiçe sayılarak yasal satış emirlerinin geriye dönük iptal edilmesi, vatandaşların yargı yollarının kapatılmasına ve hak arayışlarının engellenmesine neden olmaktadır. SPK’nın panikle yaptığı açıklamalar ve resmi metinlerden temerrüt kelimesini sansürlemesi, kurumun kendi suçunu ve idari sorumluluğunu örtbas etme çabasını açıkça göstermektedir. Mağdur edilen vatandaşlar, bu haksız mülksüzleştirme operasyonuna karşı ulusal ve uluslararası hukuk mecralarında mücadele etmeye devam edeceklerini kararlılıkla vurgulamaktadır.
Meclis kürsüsünden ve resmî tutanaklardan fırlayan vesikalar, bu büyük soygun mekanizmasının arkasındaki siyasi koruma kalkanlarını ve idari nizamın iflasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun’un deşifre ettiği üzere; söz konusu TERA’nın borsaya açılmasını sakıncalı bulup ret oyu veren iki onurlu SPK üyesi Mutalip Ünal ve Ali Akay’ın bir gece yarısı operasyonuyla görevden alınması, yerlerine atanan isimlerin eliyle sadece iki ay sonra o şebekenin önünün açılması, bu büyük enkazın idari ve siyasi hamilerini mühürlemektedir.

Daha da vahimi, dün Meclis koridorlarında AK Parti vekillerinin o ıslak imzalarıyla 294 sıra sayılı kanun teklifinin 3. maddesine bir gece yarısı önergesiyle eklenen o sinsi düzenlemedir. Uluslararası finans hukukunun ve mülkiyet hakkının en temel anayasal zırhı olan “Takas Kesinliği İlkesi” (PBLK) açıkça çiğnenmiş; henüz resmî bir tasfiye ya da temerrüt kararı açıklanmadan önce verilmiş ve MKK sisteminde pürüzsüzce eşleşmiş olan o yasal satış emirleri, geriye dönük olarak tamamen iptal edilmiştir. Amaç bütünüyle ortadadır: Vatandaş alacağına kavuşmasın, yargı yolları kanun zırhıyla kapatılsın ve 455 bini aşkın masum mağdur ucu açık bir tasfiye kuyruğunda erimeye mahkûm edilsin!
İşte bu devasa parlamento suçüstünün ardından panikle ayağa kalkan SPK, yayımladığı resmî duyuruyla yasal kalkan olma derdine düşmüş ancak kendi kendini ihbar etmiştir. Kurul, Kanun’un 79. maddesindeki takas kesinliğini açıkça çiğnemiş ve Meclis’teki o ıslak imzalı resmî önergede tam dört kez geçen, vatandaşı koruyan o “temerrüt” kelimesini korkudan resmî metinlerinden sansürlemiştir! Çünkü ortada doğmuş bir nakit borcu ve idari sorumluluk olduğunu, kelime oyunlarının arkasına saklanmaya çalışsalar da kendileri de çok iyi bilmektedir.
Fatura vatandaşa kesilemez! Bizim kitabımızda savaşmadan teslim olmak yoktur; bu toprakların mülksüzleştirilmesine, vatandaşın anayasal hakkının bir gece yarısı haramiliğiyle gasp edilmesine karşı hakikati savunmayı sonuna kadar sürdüreceğiz. Ankara’daki o sinsi süzgeçlerin itirazlarımızı ilk aşamada reddedeceğini bilsek dahi, uluslararası mahkemelerde ve küresel şeffaflık kürsülerinde hakkımızı söke söke alacağımız o kapı gibi hukuki delilleri biriktirmeye, haksızlıklar karşısında susmayarak gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz! Hakikatin sesini hiçbir siber abluka kesemeyecektir.




