Rıza Tahir Yel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kapımızdaki Ateş: Şap, Sınır Ve Devletin Uykusu

Kapımızdaki Ateş: Şap, Sınır Ve Devletin Uykusu

featured
0
Paylaş

Yunanistan’da 32 yıl sonra ilk kez görülen SAT-1 serotipi şap hastalığı Midilli’den Malkara’ya, Kuzey Trakya’mızın kapısına dayandı. Bu bir hastalık algısı değil; bir devlet sınavıdır. Sınavı geçemeyenin faturasını çiftçi ödedi, ödemeye devam ediyor.

 

Mart’ın sonunda Midilli’de bir büyükbaş çiftçi protestolarla adalarını ayaklandırırken, Trakya’mızın kuzeyinde alarm zilleri çalmaya başladı. Kıbrıs’ta şap hastalığı adaların tümünü sardı; Yunanistan’da ise 1994’ten bu yana ilk kez SAT-1 serotipi görüldü. Midilli ile Ayvalık arasındaki feribot hattı Nisan sonuna kadar askıya alındı. Trakya sınırımız ’da uzmanlar uyarıyor: “Mayıs 2010’dan bu yana ‘Aşılı Ari Bölge’ statüsünde olan Trakya için tehlike çanları çalıyor.”

Biz bu satırları yazıyor olurken, hayvancılık sektörümüz zaten sıkışık bir yıldan çıkıyor. 2025’te tarım yüzde 8,8 küçüldü. Trakör satışları yüzde 40 düştü. Yem fiyatları çiftçinin belini büküyor. Bir de üstüne şap: dışarıdan geliyor, içeride yayılıyor, fatura üreticiye kalıyor.

Şap’ın Tarihi: Her Seferinde Aynı Film

Hastalık yeni değil. Şap, Türkiye’nin kronik yarasıdır. Önce İran sınırından giriyor. Sonra Doğu Anadolu’dan batıya yayılıyor. Kurban Bayramı’nda hayvan hareketliliği hastalığı taşıyor. “Bir şey olmaz abi” anlayışı işleyince fatura çok daha ağır oluyor. Bu sefer farklı: Batı’dan da tehlike kapımızın dibine geldi.

Yunanistan’daki salgının ekonomik boyutu da dikkat çekici. 1 milyar Euro’yu bulan feta peyniri ihracatı tehlikede. Midilli’de 3 binin üzerinde hayvan kesildi. AB acil ekipleri sahaya indi. Peki ya biz? Sınır komşumuzda bu tablo yaşanırken Trakya’mızın ‘aşılı ari’ statüsünü korumak için ne yapıldı? Aktif sürü taraması başlatıldı mı? Biyogüvenlik duvarı en üst seviyeye mi çıkarıldı? Bunlar soru değil; üreticilerin hakkıdır.

Osmanlı’nın Tahaffuzhanesi, Bugünün Biyogüvenlik Duvarı

Tarih boş söz değildir. Osmanlı Devleti, sınırlarından içeri girecek her tehlikeye karşı karantina sistemini yüzyıllar öncesinden kurmuştu. Tahaffuzhane — karantina istasyonları — sadece insan sağlığı için değil, hayvan ve tarımsal ürünlerin denetimi için de işlerdi. Bu bilinç, devletin sınırı yalnızca toprak değil, hücre zarı gibi işlettiğini gösterir.

Bugün bu anlayışın adı biyogüvenlik. Trakya, Ege ve Marmara bölgelerindeki işletmelerde biyogüvenlik protokolleri en üst seviyeye çıkarılmalı; karma sürülerde ayrım yapılmalı; sınır kapılarında risk analizi aralıksız çalışmalı. Hastalık görüldükten sonra mücadele etmek kolay değildir. Asıl mesele, hastalığı sınırda durdurmaktır.

Yem Krizi ve Hayvancılığın Kırılganlığı

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, 25 Nisan’da Serik’te Uluslararası Yem Kongresi’nde konuştu. Türkiye’nin karma yem üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada olduğunu vurguladı. Doğru bir gurur. Lakin yem ham maddesinde dışa bağımlılık sürerse bu gurur ayakta durmaz.

Hayvancılıkta maliyetin önemli kısmını yem oluşturuyor. Yem fiyatlarındaki her sarsıntı vatandaşın sütüne, etine, ekmeğine doğrudan vuruyor. Üretici hem yem maliyetiyle boğuşuyor, hem de şap tehdidiyle yaşıyor. Sistemi dıştan vurulduğunda ayakta tutan ne? Üreticiyi koruyacak bir devlet tampon mekanizması var mı? Hayvanlar hasta olduğunda tazminat zamanında geliyor mu?

Yapılması Gerekenler

Birincisi: Trakya’da aktif sürü taraması derhal yoğunlaştırılmalı, özellikle koyunlarda hareket kontrolü sıkılaştırılmalıdır.

İkincisi: Yunanistan bağlantılı ticaret ve hareketlilik üzerinde derinlemesine risk analizi uygulanmalı; sınır kapılarında canlı hayvan ve ürün denetimi en üst düzeyde tutulmalıdır.

Üçüncüsü: Şap çıktığında üretici tazminatını zamanında almalıdır. Geciken tazminat, azalan hayvancılık anlamına gelir; azalan hayvancılık ise sofraya yansır.

Dördüncüsü: Yerli yem bitkileri üretimi millî politika haline getirilmelidir. 2026’da yulaf, çavdar ve tritikalenin planlı üretim desteğine alınması doğru yönde bir adımdır; ama yeterli değildir.

Son Söz

Hastalık sınırda durursa ucuz atlatılır. Sınırı geçerse fatura ağır olur. Devlet ebed mümdet anlayışı, sınır kapılarında sadece asker değil; veteriner hekim ve biyogüvenlik uzmanı da ister. Şap’a çare, şap görülmeden önce alınan tedbirdir.

Trakya’nın asırlık toprağı, bu milletin göz bebeğidir. O toprağın sürüleri hasta düşmesin diye var olacak devlet refleksi, bugün sınavdan geçiyor. Geçiyor mu? Siz karar verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!