1. Haberler
  2. Manşet
  3. Evlatları Başbuğ Alparslan Türkeş’i Ölüm Yıldönümünde Unutmadı

Evlatları Başbuğ Alparslan Türkeş’i Ölüm Yıldönümünde Unutmadı

featured
0
Paylaş

SİVİLMEDIA medya kuruluşu tarafından hazırlanan bu video, Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü vesilesiyle onun fikri mirasını, siyasi mücadelesini ve Türk milliyetçiliği üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Videoda yer alan çeşitli isimler, Türkeş’in hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan sevgisi üzerine inşa ettiği milliyetçilik anlayışını vurgulayarak kendisinin karakterini dürüst bir devlet adamı olarak betimlemektedir. Katılımcılar, Ülkücü Hareket’in doğuşunu, 12 Eylül darbesi döneminde çekilen çileleri ve Türkeş’in hiçbir dış güce boyun eğmeyen bağımsızlıkçı duruşunu kişisel anılarıyla aktarmaktadır. Özellikle genç nesillerin vatanseverlik bilinciyle yetişmesine adanan bir ömür, vefa ve minnet duygularıyla yad edilmektedir. Metin genel olarak, Türkeş’in Türk siyasi tarihindeki sarsılmaz yerini ve bıraktığı ülkücü doktrinin güncelliğini koruduğunu ifade etmektedir.

Türk siyasi tarihinin en önemli devlet ve fikir adamlarından biri olan, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ve Ülkücü Hareketin kurucusu merhum Alparslan Türkeş, vefatının yıl dönümünde dava arkadaşları, siyasiler ve sevenleri tarafından anıldı. Türkeş’in vefatının 29 yıldönümü dolayısıyla SİVİLMEDIA medya kuruluşu Türkeş’i yakından tanıyan bazı isimlerin anılarını bir video albümünde topladı.

Albümde yer alan isimler ve anlatımları şu şekilde:

 

“ADALET VE DİK DURUŞ MİRASI”

SELMA ATEŞ (Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı Sinan Ateş’ın ablası)

Başbuğ Parslan Türkeş bize sadece bir yol değil bir duruş bıraktı; dik durmayı her ne pahasına olursa olsun doğrunun yanında saf tutmayı ve adaletten asla ayrılmamayı. Bugün onu anarken sadece geçmişi değil bize miras bıraktığı o sarsılmaz vicdanı ve adalet mülkün temelidir ilkesini de hatırlıyoruz. Hak arayanın yanında haksızlığın karşısında dimdik durmak bizim ona olan en büyük vefa borcumuzdur. Vefatının yıldönümünde başbğumu rahmet minnet ve sönmeyen bir inançla anıyorum ruhu şad mekânı cennet olsun.”

 

IRKÇILIK İTHAMLARINA KARŞI İNSAN ODAKLI MİLLİYETÇİLİK”

  1. LÜTFÜ ŞAHSUVAROĞLU (Zafer Partisi GİK ve Kurucular Kuruku Üyesi, 1980 çncesi Ülkü Ocakları Genel aşkanı)

“Bazı isimler bazı isimlere çok yakışır Başbuğ Alpaslan, Başbuğ Atatürk gibi. Yusuf ile Ali kardeşler Başbuğ Atatürk diye kitap çıkarmışlardı ben de ön sözünü yazmıştım. Başbuğ Alpaslan Anadolu’da 1071’de Malazgirt’te o kapıyı Bizans kapılarında açan ve Anadolu’nun Türkleşmesine İslamlaşmasına zemin hazırlayan büyük kumandan. Tabii Türklerin Anadolu’daki varlıkları çok eski bu da önemli bir tarih tezidir. Başbuğ Alpaslan Türkeş’in 1974’te bir konferansına katılmıştım konferansın adı Türk Töresiydi daha sonra genel merkezde görev aldık.

Esir Milletler Haftası vardı o zaman temmuz ayının ikinci haftası kutlanıyordu. Ben Esir Türkler diye bir kitap yazmıştım 10.000 adet basmış ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun genel başkan seçildiği konak sinemasındaki ve Devlet Bahçeli’nin divan başkanlığı yaptığı kongrede 10.000 adet bütün teşkilata dağıtmıştık. O kitaptan bir tanesini de o devrin Erzincanlı Cumhurbaşkanı Sayın Fahri Korütürk’e 30’u aşkın dış Türk temsilcisi ile birlikte çıkıp bu haftanın esir Türkler Haftası olarak kutlanmasını söylemiştik ve onun izniyle de biz o haftayı esir Türkler Haftası olarak kullandık resmi olarak yüz binlerce afiş bastık ve esir Türkler kitabını çıkardık. İsa Yusuf Alptekin de merhum Doğu Türkistan ilk cumhurbaşkanı aramızdaydı türkeş Bey bundan çok memnun olmuştu. Daha sonra pazartesi toplantılarında yan kuruluşlar toplantılarında hep beraber olduk.

Sonra darbe oldu. Mamak zindanlarında da yan yana olduğumuz duruşmalar oldu. Duruşmanın bir tanesinde Türkeş Bey 900 küsur sayfalık iddianameyi kaldırıp işte suçlarken savcılık makamını olur olmaz suçlamalar icat ettiği için fırlattı ya da o büyük iddianame yere düştü büyük bir ses çıktı. Yanıma oturduğunda bu tarafta yüzbaşı tanıdıktı. Tabii askerlerden bunu yapmak çok zor biraz izin istedim çünkü o benim kan kardeşimdi. Taaldan Türkeş Bey’e dedim ki “Mahkemeyi tanımayın, efendi adamlar çok telaşlandılar”. Böyle bir anımız var. Daha sonra ben tahliye oldum, o da mevki hastanesinde yatıyordu. Arada ziyaret ederdik. Sonra gazete çıkarma gereği hasıl oldu, benim de olmamı istedi. Esat Güçhan Bey’in patronajında İstanbul’da Millet Gazetesi çıkardık.

Bu gazetelerden sonra da tahliye olduğu ilk gün ben Sincan Belediye Başkan Yardımcısıydım 15.000 kişilik bir arabalık muhteşem bir konvoy yaptık ve daha sonra Gölbaşı’nda sinema vardı. Maltepe’de Gölbaşı Sinemasında büyük bir konferans tertip ettik. Türkeş Bey’in ilk çıktığındaki toparlama hareketi sonra 1987’de de Yeni Düşünce gazetesini çıkarmamızı istedi. O gazetede bu gazetedir bu tabii cilt olduğu için onu size göstermek istiyorum. Partinin başında Abdulkerim Doğru vardı ve sloganımız “Birlik, Demokrasi, Gelişme”ydi. Daha sonraki yıllarda MHP olacak olan Milliyetçi Çalışma Partisi‘nin yeri yoktu. Biz gazetemize Ahmetlerdeki üç katlı binayı tutmuştuk. “Partinin yeri yok, evladım, onu bize verin” dedi ve biz o genel merkezde Türkeş Bey’in balkon konuşmasını hatırlıyoruz. Yıllar sonra o balkon konuşmasından önce evinde mütalaa etmiştik ve “Dört İlke”yi birlikte kararlaştırmıştık sonra balkondan o “Dört ülkeyi açıklıyorum” diye konuşma yaptı. Nedir o dört ülke? 1. Hukukun üstünlüğü, 2. İnsan hakları, 3. Meşruiyet, 4. Demokrasi. Hukukun üstünlüğü, insan hakları, meşruiyet ve demokrasi bu dört ülkeyi Türkeş 80 sonrasındaki yapılanmada önemli bir mihver olarak oluşturdu. Bugün dört ülkeye bağlı olması gereken gerek iktidarı ve gerek muhalefetiyle siyasi hareketleri Türkeş Bey’in bu dört ülkesi etrafında birleşmeye davet ediyorum.”

 

TEMELİNDE İNSAN SEVGİSİ OLAN, DİN DİL MEZHEP IRK OLMAYAN BİR MİLLİYETÇİLİĞİ KENDİLERİ BİZE ÖĞRETTİLER”

ALPARSLAN YILMAZ ( Alparslan Türkeş Vakfı Genel Sekreteri)

“Hayatı boyunca dört kez idamdan yargılandı ve her seferinde de ırkçı olduğuyla itham edildi ama başbuğumuz her seferinde mahkeme salonlarında Türk milliyetçiliği bir suçsa ben bu suçu işlemeye devam edeceğim demeye devam etti. Başbuğumuzun bize öğrettiği ve Türk milletine haykırdığı Türk milliyetçiliğinin temelinde insan sevgisi olan, din dil mezhep ırk olmayan bir milliyetçiliği kendileri bize öğrettiler. Başbuğumuzun bize öğrettiği Türk milliyetçiliğinin odağında insan sevgisi ve insana Türk milletine olan değer Türk milletine olan hizmet aşkı yapmaktadır. Rahmetlik başumuzun insan odaklı bir milliyetçilik anlayışı vardı bizim milliyetçiliğimizin temelinde dil din ırk gözetmeksizin mezhep gözetmeksizin insana hizmet ve kucaklayıcı bir milliyetçilik anlayışı gözetiyoruz. Şunu çok iyi biliyoruz ki Atatürk gibi Türk milliyetçisi bir nesil yetiştirmek istiyordu. Çünkü başbuğumuz şunu çok iyi biliyordu ve bizlere hep bunu öğretti Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerinde Türk milliyetçiliği yatmaktadır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti var ise milliyetçilik olduğu için var.”

 

“EN BÜYÜK ESERİ ÜLKÜCÜ GENÇLİK TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE BU DAVA UĞRUNA VERMİŞ OLDUĞU MÜCADELEDİR”

BAHADIR YILMAZ (Nizamı Alem Ocakları Eski Genel Başkanı)

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran değerli dava arkadaşlarım bugün başbuğumuz Alpaslan Türkeş’in mezarı başındayız. Kendisi Ülkücü Hareketin ve Türk milliyetçiliği davasının kurucusu ve aynı zamanda milyonlarca ülkücü gencin yetişmesine vesile olmuş 20 yüzyılın büyük dava adamıdır. Kendi hizmetleri sayılamayacak kadar çoktur ama en büyük eseri ülkücü gençlik Türk milliyetçiliği ve bu dava uğruna vermiş olduğu mücadeledir. Cezaevlerinden işkenceleri hayati tehlikesinden her türlü zorluklara katlanmış Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası ve geleceğinin teminatı olan bir gençliğin yetişmesine vesile olmuştur. Bu nedenle kendisine Allah razı olsun diyoruz ve emaneti olan davamızı Türk milliyetçiliği ülkücülük davasını bir ömür devam ettireceğimizi beyan ediyoruz. Bizim demek istediğimiz şudur ki yüce Türk milleti var oldukça tarih boyunca var oldukça Türk milliyetçiliği ve ülkü davası devam edecektir. Tüm emeğe geçenlerden Allah razı olsun diyoruz ülkücü şehitleri de hayırla yad ediyoruz allah razı olsun teşekkür ederiz.”

 

“TEMELDE ÖRGÜTLENME BİÇİMİNE KADROLAŞMAK VE KİTLELEŞMEK GİBİ İKİ TEMEL HEDEF KOYMUŞTU.”

ERAY ERTÜRK (Zafer Partisi Kurucular Kurulu ve GİK Üyesi)

“Alparslan Türkeş Türk tarihinin yetiştirdiği önemli fikir ve devlet adamı. Özellikle kahtı rical dediğimiz devlet adamı sorunu yaşadığımız bir dönemde bu tip devlet adamı vasfı taşıyan insanlara çok ihtiyaç olduğunu bugün daha da yakından görerek hakkel yakin anlıyoruz.

Bir dönemin gençliğine çok önemli fikir katkıları olduğu damga vurduğu bir gerçektir. Temelde örgütlenme biçimine kadrolaşmak ve kitleleşmek gibi iki temel hedef koymuştu. Bu iki temel hedef de kadrolaşmayı öne almıştı çünkü iktidar olup da muktedir olamamak gibi bir sorunla karşılaşıyordu o dönemin iktidarları. Madem öyle biz önceliğimizi kadrolaşmaya verelim diyerek Ülkücü, Türk milliyetçisi kadroları örgütlü bir şekilde yetiştirmeye önem verdi. Tabii mevcut şartlar itibariyle o dönemde en yakın tehdit ve tehlike Sovyetler Birliği’nden oranın emperyalizminden geldiği için bir iyi bir kurmay olarak öncelikle o cepheye yönelik strateji geliştirmiş oldu.

Ülkü kelimesi nedir? Ülküsü olana ülkücü denir. Ülküm göklerde yükselen bir sancak veya andımızda geçen. Aslında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Ziya Gökalp dönemlerine kadar bunu rahatlıkla getirebiliriz. Ülkü kelimesi nereden geliyor dediğimiz anda ülkü gaye ideal ülkü yükseltmek ileri gitmektir diyor değil mi andımızda ve ülküsüz insan bize ocaklarda verilen eğitim budur ülküsüz insanın insanlık vasıfları tabii ki eksilmiş oluyor insanın bir amacı gayesi ülküsü olması lazım. En önemli ülkü de vatan sevgisi çünkü biz şuna inanırız vatanını sevmeyen insan diğer sevgileri hevesten öte geçiremez yalandan ibarettir. Biz ülkü dönen Nazlı geline sevdayla yetiştirilirdik ocaklarda. Bunun yanında ben mesela Mühendislik Fakültesinde olmama rağmen benim gibi birçok arkadaşım da sözel bilimler konusunda da Ocak bünyesinde hem bir takım eğitimler ve kitaplar ve de teşkilatçılık noktasında sabahlara kadar beyin fırtınasıyla bu memleketi nasıl kurtarırız düşüncesiyle fikir üretmek noktasında hareket ederdik. Bizim tamamen ömrümüz böyle geçerdi dolayısıyla ülkücü ülküsü olana denirdi bizim dönemimizde ülküsü olmayanın ülkücülüğü de olmaz fikrindeydik.

5 yaşından itibaren aileden gelerek bu hareketin içerisinde bulunmuş oluyorum. 45 yaşlarından itibaren nasıl şeyler ülkü ocaklarının gecelerine giderdik tabii o benim için küçük çocuk hafızalarında çok önemli bir yeri olan çok zevk aldığım anlardı. Çekirdekten öyle yetiştirildik diyebilirim ve bizim ocak başkanlığının belli dönemlerinde belli görevler yaptığımız anlarda 12 Eylül öncesinin çocuk yaşta da olsa ben 9 yaşındaydım 12 Eylül olduğunda görebilen ve 12 Eylül’ün 12 Eylül sonrasına uzanan ilk ve tek nesli biz olduk. Bizden sonra şu anda tabii o yapılar değişti yeniden şekillendirdik. MÇP, Bizim Ocak dergi temsilciliği şeklinde başlayan çalışmalarımız %1’lik dilimli oylarla başlatıp iktidar noktasına taşınacak hale getirmiştik hareketi. Ancak şimdi siyasi söylem de bulunmak da istemiyorum çok fazla ama ne yazık ki ülkünün nerede kaldığını şu anda Türk milleti biliyor.”

 

“NE AMERİKA NE RUSYA NE DE ÇİN; HER ŞEY TÜRKLÜK İÇİN”

FERİDUN YILDIZ (Zafer Partisi Kurucular Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu Üyesi)

“Ben Feridun Yıldız. Rahmetli başbuğumuz Alparslan Türkeş ile olan ilişkilerim daha çok 1978-80 yılları arasında Ülkü Ocakları Eğitim Masasında görevliyken gerçekleşti. Ülkü ocaklarına ait sanat edebiyat ve kültür dergisi olan Yeni Divan dergisinin sahibi yazı işler müdürü esnaflar bünyesinde faaliyet gösteren Siteler Gazetesi‘nin de genel yayın yönetmeniydim. Sık sık rahmetli başbuğumuzla görüşür ve strateji belirlerdik.

Rahmetli başbuğumuz iyi bir Türk milliyetçisi idi. Atatürk’e çok bağlı idi, Türk tasavvufunu benimser ancak günümüzde bir siyasi parti ya da ticari kuruluş gibi işleyen tarikat ve cemaatlere karşı idi. Kendisinin en güzel belirleyen sloganlardan birisi de “Ne Amerika ne Rusya ne Çin her şey Türklük için” sloganıydı.

Genelde sol kesim rahmetli başbuğumuzu Amerikan destekçisi olarak görürler ve ülkücüleri Amerikan maşası olarak görürler bunun hiçbir zaman aslı astarı olmamıştır. Eğer öyle olsaydı biz 80 öncesinde çok rahat olurduk maddi sıkıntılarımız olmazdı ve bir Amerikan darbesi olan 12 Eylül’de de darbe yemezdik.

Rahmetli Başbuğ’un Amerika ile ilgili görüşleri kendi hatıralarında da vardır sürgünden döndükten sonra Genelkurmayla JUSSMAT’ın nasıl iç içe olduğunu Milli İstihbarat Teşkilatı’nın nasıl Amerikan güdümünde işletildiğini, CIA ile ilişkileri hepsini yakından gördü. Kendisine Amerika bazı yakınlaşmalar yapmak istedi ama hiçbir zaman alet olmadı. Ülkücü hareketi devlet belli zamanlarda destekledi 12 Mart’tan sonra ülkücü hareket devletin önemsediği bir kuruluştu. Ancak bu hiçbir zaman devletin bir yan organı ya da arka planda Amerika’nın desteklediği bir kuruluş haline gelmedi. Amerika ile Ülkücü Hareket ve rahmetli Başbuğ arasındaki ilişkileri en iyi açıklayan kendi açıklamasıdır. Bu açıklamayı 1980 sonrası bir Kara Harp Okulu ziyaretinde yapmıştır. Bu açıklamaya şahit olan bir arkadaşımız, E. Alb. Dr. Ali Güler bunu aynen nakletti. Kendisinden dileğim bu naklettiği olayı yazılı olarak anlatması ya da ekranlarda tekrarlaması, böylelikle tarihe bir belge olarak geçer. Ali Bey’in dediğine göre rahmetli Başbuğ Harp Okulunda bir sohbet esnasında “Amerika benimle çok uğraştı çok kullanmak istedi ama kullanamadı ben de onu istediğim gibi kullanamadım.” demiştir. Buradan Ali Bey’e çağırın bunu yazılı bir belge olarak yansıtması.

Daha çok anlatacak şeyler var rahmetli Başbuğumuz çok önemli bir insandı gerçek bir Türk’tü, gerçek bir fedakardı, gerçek bir vatanseverdi. Ama ben uzatmak istemiyorum bu kısa fırsat da bana verdiğiniz için teşekkür ediyorum.”

 

SOKAĞA SAHİP OLAMAYAN DEVLETE HÂKİM OLAMAZ”

NAZIM KILIÇ (Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi)

“Tarih 4 Nisan 1997 Türk milliyetçiliğinin başbuğu ülkücü hareketin lideri büyük dava atanı Başbuğ Türkeş’in ölümüydü. 4 Nisan 1997 tarihinde Ankara sokaklarında yüz binlerce insan açı ve gözyaşı içerisinde Başbuğ Alparslan Türkeş’i ebedi istinatgâhına uğurluyor ve o gün yükücü harekette bir dönem kapanıp yeni bir tarih başlıyor. Başbuğum ülkücü hareketin sokakta olması gerektiğini söylüyor sokağa sahip olamayan devlete hâkim olamaz diyor. Ve bugün o meşale halen yanıyor Mekânın cennet olsun başbuğum, saygılar.”

 

“AYNI ÇİZGİDE MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ BAŞBUĞUM”

ZİYA YALÇIN (Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi)

“1940’lardan 1997’ye kadar 4 Nisan 1997’ye kadar verdiğin fikri ve siyasi mücadelen hala içimizde çığ gibi büyüyor başbuğum. Ektiğin tohumlar filizlendi çiçek açtı. Biz her zaman emanetine sahip çıkmak için yemin ettik aynı doğrultuda aynı çizgide mücadelemizi sürdürüyoruz başbuğum. Bugün İkinci İhanet Çözüm Süreci olan bebek katili Abdullah Öcalan’a umut hakkı tanıyan, bebek katili kurucu bebek katili Abdullah Öcalan’a “kurucu önder” diyen bir zihniyete siz geçmişte Tansu Çiller’e verdiğiniz emirle bir gecede PKK’nın kravatlı temsilcilerini meclisten attınız. Başbuğu ruhun şad, mekânın cennet olsun. Seni saygı minnet rahmetle anıyoruz başbuğum.”

 

YAŞAR ERİŞ Türk’ün Gazisi)

“Vefatının seneyi devriyesinde Alparslan Türkeş Bey’i rahmet ve minnetle anıyorum.”

 

HÜSEYİN KAHRAMAN (Zafer Partisi Rize İl Başkanı)

“Merhaba arkadaşlar ben Zafer Partisi Rize İl Başkanı Hüseyin Karaman bugün Milliyetçi Hareket Partisi kurucu lideri Sayın Alparslan Türkeş’in ölüm yıldönümü, bu vesileyle kendisine rahmet diliyorum mekânı cennet olsun.”

 

MUHİTTİN ÇATLI (Zafer Partisi Pazar İlçe Başkanı)

“4 Nisan 97 alelade gün değil. Kara günsün kargasın ki tarifi mümkün değil. Başbuğumu< başımızdan çekildiği günsün. Sen dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen. Vefatının sene-i devresinde baş bu Alpaslan Türkeş’i saygı sevgi ve rahmetle yad ediyorum. Bedeni bizimle olmasa da fikirleri sonsuza dek bizimledir onun bize emanet ettiği fikirleri yaşatmaya ve anlatmaya devam ediyoruz. Allah mekanını cennet eylesin ruhu şad olsun.”

 

“ÜLKÜCÜ NE KİMSEYİ UŞAK OLARAK KULLANAN NE DE KİMSEYE UŞAKLIK YAPMAYAN ŞEREFLİ BİR BAYRAĞIN TAŞIYICISIDIR.”

HARUN ÖKSÜZ (Türk Milliyetçisi)

Alpaslan Türkeş dediğimiz zaman aklımıza ilkeli, prensip sahibi, dürüst bir devlet adamı gelir. Alpaslan Türkeş, samimiyeti, ahde vefayı, feraseti ve bilgiyi öne tutan bir devlet adamı gelir. Alparsaslan Türkeş çok şahsiyeti Türk milliyetçiliğini vatanperverliğini Türk gençlerine ve bizlere aşılayan bizim siyasi önderimizdir. Alpaslan Türkeş 1944’ten 1997’ye kadar Cumhuriyet tarihinin Türk siyasetine büyük hizmetleri olmuştur. Ve Alpaslan Türkeş ülkücüleri şöyle anlatmaktadır eğer bir ülkücü size söz vermişse eğer gelememişse onu gidin hastanede, hapishanede veyahut toprakta arayın eğer bunların üçünde yoksa zaten ülkücü olamamıştır. Alparslan Türkeş Ülkücüleri şöyle de anlatmaktadır: “Ülkücü ne kimseyi uşak olarak kullanan ne de kimseye uşaklık yapmayan şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.” demiştir. Sene-i devriyesinde Alpaslan Türkeş’e rahmetle anıyor minnet duyuyor ruhu şad olsun diyoruz. Ona bağlılığımızı beyan ediyoruz saygılar ve sevgiler sunuyoruz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!