1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Enflasyon yavaşlarken alım gücü neden azalıyor?

Enflasyon yavaşlarken alım gücü neden azalıyor?

TÜİK’e göre enflasyon yavaşlıyor ancak ücretler yıl başından beri sabit. Asgari ücretin alım gücü yaklaşık 5 bin 600 lira kaybetti. Gıda ve kira artışı dar gelirlileri daha sert vuruyor.

featured

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Temmuz ayında tüketici enflasyonu aylık yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75 olarak gerçekleşti.

Resmi veriler piyasa beklentilerinin altında kalırken enflasyondaki yavaşlama Mayıs ayından bu yana sürüyor.

Peki bu durum alım gücünün iyileştiği anlamına geliyor mu?

Alım gücünde yaklaşık 5 bin 600 liralık kayıp

Resmi veriler, enflasyondaki yavaşlamaya rağmen ücretlerin satın alma gücündeki aşınmanın sürdüğüne işaret ediyor. Bunun nedeni, fiyatların artmayı sürdürmesine karşın ücretlerin yıl başından bu yana sabit kalması.

Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmadı. Böylece ocakta 28 bin 75 lira olarak belirlenen net asgari ücret yıl sonuna kadar değişmeyecek.

Buna karşılık TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları yılın ilk yedi ayında yüzde 19,86 arttı. Bu artış dikkate alındığında, asgari ücretin ocak ayındaki satın alma gücünü koruyabilmesi için Temmuz itibarıyla yaklaşık 33 bin 650 liraya yükselmesi gerekiyordu.

Mevcut ücret ile bu tutar arasındaki fark yaklaşık 5 bin 600 lira oldu.

Ücret daha belirlenirken açlık sınırının altındaydı

Asgari ücretteki kayıp yalnızca son yedi ayın sonucu değil. Ücret, açıklandığı gün de dört kişilik bir ailenin açlık sınırının altında kalmıştı.

Türk-İş’in asgari ücretin belirlendiği dönemde yayımladığı araştırmaya göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 29 bin 828 liraydı. Buna karşılık 2026 yılı için belirlenen net asgari ücret 28 bin 75 lira oldu. Böylece asgari ücret, daha yürürlüğe girdiği gün yalnızca gıda harcamasını dahi karşılayamaz duruma geldi.

Yıl içinde ücret sabit kalırken temel ihtiyaçların maliyeti artmayı sürdürdü. Birleşik Kamu-İş’in Temmuz araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 38 bin 216 liraya, yoksulluk sınırı ise 117 bin 336 liraya yükseldi. Buna göre net asgari ücret, açlık sınırının yaklaşık 10 bin lira altında kaldı.


Enflasyon yavaşlasa da asgari ücret sabit kaldıFotoğraf: Umit Bektas/REUTERS

Asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki farkın büyümesi, enflasyondaki yavaşlamanın dar gelirli hanelerin geçim koşullarına henüz yansımadığını gösteriyor. Bugün tek asgari ücret, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenme için yapması gereken harcamayı dahi karşılamıyor. Yoksulluk sınırı ise asgari ücretin dört katını aşmış durumda.

DİSK-AR’ın TÜİK mikro verileri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre yaklaşık her iki ücretli çalışandan biri de asgari ücret ya da ona çok yakın bir gelir elde ediyor. Bu nedenle asgari ücretteki alım gücü kaybı yalnızca asgari ücretlileri değil, milyonlarca çalışanı doğrudan etkiliyor.

Gıda enflasyonu dar gelirlileri neden daha fazla etkiliyor?

Enflasyonun dar gelirli haneler üzerindeki etkisi, genel enflasyon oranından çok temel ihtiyaçlardaki fiyat artışıyla hissediliyor. Temmuz ayında gıda ve alkolsüz içecek fiyatları yıllık bazda yüzde 37,53 arttı. Bu oran, yüzde 31,75 olan genel enflasyonun yaklaşık altı puan üzerinde gerçekleşti. Gıda ve alkolsüz içecekler, 8,94 puanlık katkıyla yıllık enflasyona en fazla katkı yapan ana harcama grubu oldu.

Bu tablo bütün haneleri aynı ölçüde etkilemiyor. TÜİK’in Hanehalkı Bütçe Araştırması’na göre en düşük gelir grubunda konut ve kira harcamalarının payı yüzde 38,7, gıda ve alkolsüz içeceklerin payı ise yüzde 29,2. Gelirin önemli kısmı zorunlu harcamalara gittiği için gıda fiyatlarındaki her artış, dar gelirli ailelerin bütçesinde ortalamanın üzerinde hissediliyor.

Bu durum, hanelerin tüketim tercihlerini de değiştiriyor. Gelirin daha büyük bölümü gıda ve kiraya ayrılırken sağlık, eğitim, giyim, kültür ve sosyal yaşam gibi harcamalar erteleniyor ya da azaltılıyor.

Yıllık artışta eğitim, aylık artışta sağlık öne çıktı

Ana harcama grupları içinde yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu grup yüzde 44,18 ile eğitim oldu. Eğitimi yüzde 43,89 ile sağlık, yüzde 40,32 ile konut, yüzde 37,53 ile gıda ve alkolsüz içecekler izledi.

Aylık bazda ise en yüksek artış yüzde 10,74 ile sağlık grubunda gerçekleşti. Sağlığı yüzde 2,59 ile ulaştırma, yüzde 2,28 ile lokanta ve oteller, yüzde 2,25 ile konut takip etti. Gıda fiyatları da Temmuz ayında yüzde 1,61 arttı.

En yüksek yıllık artış eğitimde görülse de genel enflasyonu en fazla yukarı çeken kalem gıda oldu. Bunun nedeni gıdanın tüketici sepetindeki ağırlığının diğer birçok harcama grubundan daha yüksek olması.

Kira artış oranı yüzde 31,90 oldu

Temmuz enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte Ağustos ayında yenilenecek kira sözleşmelerinde uygulanabilecek tavan artış oranı da belli oldu. TÜFE’nin on iki aylık ortalamasına göre hesaplanan kira artış oranı yüzde 31,90 olarak gerçekleşti.


Kira artış oranı da belli oldu Fotoğraf: Yurttas Cemal/Demiroren Visual Media/ABACA/picture alliance

Orandaki sınırlı gerileme, kiraların düştüğü anlamına gelmiyor. Mevcut kira bedeli, sözleşme yenilenirken yine bu orana kadar artırılabilecek. Bu nedenle yıllık enflasyondaki düşüşe rağmen barınma giderleri hanelerin bütçesi üzerindeki baskısını koruyor.

Gayrimenkul değerleme platformu Endeksa’nın verilerine göre ise Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye genelinde ortalama konut kira bedeli 28 bin 249 lira. Yani net asgari ücret, ülke genelindeki ortalama kirayı tek başına karşılamaya yetmiyor. Ortalama kira bedeli Ankara’da 34 bin 769 lira, İzmir’de 32 bin 685, İstanbul’da 46 bin 630 liraya çıkıyor.

TÜİK verileri neden tartışılıyor?

Resmi enflasyon verileri uzun süredir hesaplama yöntemi ve fiyat derleme süreci üzerinden tartışılıyor. Çünkü TÜİK’in açıkladığı oranlar ücret artışlarından emekli aylıklarına, kira zamlarından birçok ekonomik düzenlemeye kadar temel referans olarak kullanılıyor.

Bağımsız akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) hesaplamasına göre tüketici fiyatları Temmuz ayında aylık yüzde 3,07, yıllık yüzde 50,49 arttı. TÜİK aynı dönemde aylık enflasyonu yüzde 1,78, yıllık enflasyonu yüzde 31,75 olarak açıkladı.

İki kurumun kullandığı veri seti ve hesaplama yöntemleri farklı olsa da her iki çalışma da fiyatların yükselmeye devam ettiğini gösteriyor. Fark, bu artışın hangi hızda gerçekleştiğine ilişkin hesaplamalarda ortaya çıkıyor.

Yıllık enflasyondaki gerileme bu nedenle tek başına hayat pahalılığının azaldığı anlamına gelmiyor. Fiyatlar artmayı sürdürdüğü, ücretler ise yıl başından bu yana değişmediği sürece satın alma gücü üzerindeki baskı da devam ediyor. Gıda ve barınma gibi zorunlu harcamaların genel enflasyondan daha hızlı artması ise bu baskıyı özellikle dar gelirli haneler açısından daha görünür hale getiriyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!