Ülkenin bütünlüğünü sağlama sürecini tıkayan SDG’ye rağmen Suriye’de denklem bir anda değişti. Şam yönetiminden bile güçlü olduğu ileri sürülen terör örgütü PKK iltisaklı SDG, Suriye ordusunun 44 saatlik harekâtıyla darmadağın oldu. Suriye ordusu, 16 Ocak’ta yerel saatle 22.00 civarı, Fırat Nehri’nin batısında yer alan işgal altındaki Deyr Hafir ve Meskene’ye operasyon başlattığını duyurdu. Buraların alınmasının ardından Rakka üzerine yüründü. Bu sırada Deyrizor ve çevresinde kontrol sağlandı. 18 Ocak akşam saatlerinde ise Rakka kent merkezine girilmesiyle harekat 44 saatte 5 zafer elde edilen bir başarıyla sonuçlandı.
1- ATEŞKES VE ENTEGRASYON
14 yıllık iç savaşın ardından 2024’ün aralık ayında İdlib merkezli silahlı muhalif güçlerin Şam’a ilerleyerek Beşar Esad rejimini devirmesinin ardından yeni Şam yönetiminin önündeki birincil mesele, ülkenin neredeyse üçte birini kontrol eden SDG ile anlaşmaya çalışmak olmuştu. 10 Mart 2025’te imzalanan mutabakat anlaşması, ülkenin toprak bütünlüğüne işaret etse de Suriye ordusunun son zaferiyle eski anlaşmanın muğlak maddeleri de Şam lehine güncellendi. Önceki gece imzalanan 14 maddelik son anlaşma artık Suriye’de savaşın döneminin bittiğini, federalizmden uzak; tüm farklılıkların temsil edildiği merkezi bir yönetimi müjdeliyor.
2- SINIRLAR KONTROL ALTINDA
Türkiye için en kritik başlık olan, 911 kilometrelik Suriye-Türkiye sınırı, terörden temizleniyor. Enerji sahalarının yanı sıra ülkenin tüm sınır kapıları da yapılan anlaşma ile Şam yönetimine devredildi. 2019’da yapılan “Soçi mutabakatı” çerçevesinde SDG güçlerinin sınırdan belli bir mesafe kadar çekilmesi öngörülmüş ancak SDG’nin sınır hattı üzerindeki fiili kontrolü devam etmişti. Varılan son anlaşma ile SDG kontrolündeki yüzlerce kilometrelik Türkiye sınırındaki tek silahlı güç Suriye ordusu mensupları olacak. Şam ile SDG arasında bir yıldır devam eden müzakerelerde sınırların kontrolünün devletin elinde olacağı belirtilse de Ankara, entegrasyon sonucu SDG’nin orduya dahil edilmesiyle bu noktalarda SDG’ye bağlı kişilerin görev almasından endişe ediyordu.
3- KORİDOR PROJELERİ ÇÖKTÜ
Suriye’de iç savaşın çıktığı ve SDG’nin Türkiye sınırındaki bölgede etkinliğini arttırdığı dönemden bu yana Ankara’nın en öncelikli meselesi, ülkenin kuzeyinde PKK bağlantılı bir örgütün devlet kurmasını engellemek oldu. Türkiye’nin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekâtları ile Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü ve destekçileri tarafından “terör koridoru” kurmaya yönelik çalışmaları akamete uğratılsa da Suriye ordusunun son harekâtıyla söz konusu koridor ihtimali tamamen ortadan kalktı. Çöpe giden bir diğer proje ise İsrail’in “azınlıklar ittifakı” stratejisiyle oluşturduğu “Davut Koridoru” planı oldu. Tel Aviv yönetiminin Suriye’nin güneyinde silahlandırdığı Dürzi gruplarla kuzeydeki SDG tarafından kontrol edilen bölgenin birleştirilmesini amaçlayan proje, SDG’nin “oyun dışı” kalmasıyla kâğıt üzerinde kaldı.
4- BARAJLAR EL DEĞİŞTİRDİ
Suriye topraklarının üçte birini işgal eden SDG, enerji kaynakları ve tarım arazilerinin yanında ülkenin su kaynaklarına da el koymuştu. Halep’in doğusundaki Tişrin, Rakka’nın batısındaki Tabka ve Baas barajlarını örgüt kontrol ediyordu. Halep’teki çatışmalar sırasında Fırat Nehri’nden gelen suyu kesen örgüt, uzmanlara göre bunu tehdit aracı olarak kullanıyordu. Önceki gün Deyrizor ve Rakka’ya giren Suriye ordusu, anlaşmanın ardından dün de Menbiç yakınlarındaki Tişrin Barajı’nda kontrolü sağladı. Konumu barajı önemli bir askerî ve stratejik boğaz noktası hâline getirirken, Fırat Nehri’nin su akışını kontrol ettiği için milyonlarca kişi için sulama, içme suyu ve tarım açısından da hayati öneme sahip. Tarımsal kalkınmaya önem veren Şam yönetiminin son gelişmeler ışığında tarımsal gelirlerinin artması, sürdürülebilir ekonomik istikrar politikalarının güçlenmesi bekleniyor.

5- PETROL GELİRLERİ ŞAM’A AKACAK
SDG’yi iç savaş boyunca hayatta tutan petrol gelirleri son operasyonların ardından Şam yönetiminin eline geçti. Suriye ordusunun özellikle Deyrizor’u özgürleştirmesiyle ülkenin en büyük petrol sahası olan El Ömer ve Koniko doğalgaz tesislerinde kontrolün sağlanması, gelirinin yüzde 70’inden fazlasını bu bölgeden çıkartılan kaynaklarla elde eden örgüt için sonun başlangıcı oldu. Önceki gün varılan anlaşmada da bu durum teyit edilirken “Suriye hükümeti petrol ve doğal gaz sahalarının kontrolünü devralacak; kaynakların Suriye devletine geri dönmesini sağlamak amacıyla bu alanlar düzenli ordu birlikleri tarafından korunacak, Kürt bölgelerinin özel koşulları dikkate alınacaktır” denildi. Günde 80 bin varil petrol üretim kapasitesine sahip olan El Ömer sahasındaki toplam rezervin 760 milyon varil olduğu değerlendiriliyor. Bir diğer petrol sahası olan Tanak’da ise günlük üretim miktarı 40 bin varil. Sadece El Ömer ve Tanak sahasından elde edilecek gelirin yılda 3 milyar doları aşması bekleniyor.
SURİYE’DE DENGELER ADIM ADIM DEĞİŞTİ
Suriye’de Şam güçlerinin Halep’teki SDG unsurlarına yönelik 6 Ocak’ta başlattığı askeri harekât, önceki gün ilan edilen ateşkesle sona erdi ve ülkenin kuzeydoğusunda faaliyet gösteren SDG’nin 10 Mart Mutabakatı ekseninde merkezi Şam yönetimine tam entegrasyonu konusunda da anlaşma sağlandı. Suriye’de rüzgârı SDG aleyhine döndüren saha gelişmelerine ek olarak ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın da etkin olarak yer aldığı ziyaret trafiği dikkati çekti:
* Suriye’de 13 Aralık’ta 3 ABD askeri personelinin çatışmada hayatını kaybetmesi sonrasında Barrack, 15 Aralık’ta İsrail’de Netanyahu ile görüştü.
* Barrack, 6 Ocak’ta Suriye ile İsrail arasındaki tansiyonun düşürülmesiyle ilgili Paris görüşmelerinde yer aldı.
* 8 Ocak’ta SDG Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud’dan çekilmek zorunda kaldı.
* 10 Ocak’ta Barrack, Şam’da Suriye lideri Ahmed Şara ve Dışişleri Bakanı Hasan Şeybani ile görüştü.
* 14 Ocak’ta Barrack, Ankara’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile görüştü.
* 16 Ocak’ta Şara, Suriye’de Kürt açılımıyla ilgili kararnameyi yayınladı.
* 17 Ocak’ta Tom Barrack, SDG lideri Mazlum Abdi ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile Erbil’de görüştü. Barzani, Şara’nın Kürtlerin haklarına ilişkin aldığı kararı memnuniyet verici olarak değerlendirdi.
* 17 Ocak’ta SDG, Fırat’ın batısında işgal ettiği bölgelerden çekilmeye zorlandı.
* 18 Ocak’ta Suriye ordusu bir zamanlar DEAŞ’ın kalesi olan Rakka’da ve Arap aşiretler ise doğudaki petrol bölgelerinde kontrolü sağladı. SDG hızla alan kaybederken Şara ve Abdi, 10 Mart Mutabakatı’nın devamı olarak 14 maddelik ateşkes ve entegrasyon anlaşmasını duyurdu.
* ABD’li Barrack, Suriye hükümetini ve SDG’yi “ateşkes anlaşmasına varmak için gösterdikleri yapıcı çabalarından dolayı” tebrik etti. Anlaşmanın “birleşik bir Suriye için yeniden diyalog ve işbirliği yolunu açtığını” söyledi.
* Cumhurbaşkanlığı’na bağlı İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Ahmed Şara’nın bir telefon görüşmesi yaptığını bildirdi. Görüşmede Erdoğan’ın, “Suriye topraklarının terörden tamamen arındırılmasının hem Suriye hem bölgenin tamamı için gerekli olduğunu” ifade ettiği aktarıldı.
İSRAİL HERMON DAĞI’NDAN ÇEKİLECEK İDDİASI
Suriye ve İsrail arasında bu ay yeniden başlayan “güvenlik anlaşması” konulu müzakerelerde de kritik bir gelişme olduğu iddia edildi. İsrail merkezli Yedioth Ahronoth’un haberine göre müzakereler, İsrail’in işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nde geçen yıl inşa ettiği dokuz karakol ve stratejik Hermon Dağı’ndan çekilmesi karşılığında, “güvenliğine yönelik garantiler almasına” odaklanmış durumda. Haberde tarafların, İsrail ordusunun Suriye’ye saldırılarının kısıtlanması ya da yasaklanması konusunda da prensipte anlaşmaya vardığı öne sürülüyor. Öte yandan geçen hafta İsrail merkezli Maariv gazetesine konuşan İsrailli bir yetkili, “İsrail’in tutumu açık ve pazarlık konusu değil: Hermon Dağı’ndan geri çekilme olmayacak” ifadelerini kullanmıştı.