Hidrojen, uzun menzil ve yüksek kullanım gerektiren ağır taşımacılıkta fosil yakıtlara alternatif olurken, yakıt hücreli araçlar verimlilik ve maliyet avantajı potansiyeliyle öne çıkıyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı ile başlayan ve Orta Doğu’da ABD/İsrail-İran Savaşı ile devam eden jeopolitik sorunların petrol fiyatlarını artırmasıyla akaryakıt maliyetleri yükselirken, elektrikli ve hidrojenli ulaşım çözümlerine yönelik ilgi de güçleniyor.
Öte yandan, iklim değişikliğiyle mücade kapsamında ulaştırma sektörünün karbon emisyonunun azaltılmasına yönelik çalışmaları da elektrikli ve hidrojenli araçlar başta olmak üzere alternatif ulaşım çözümlerinin yaygınlaşmasına destek oluyor.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre küresel elektrikli otomobil satışlarının yıl sonunda yaklaşık 23 milyon olması beklenirken, alternatif kaynaklı ulaşım araçlarına talebin artması bekleniyor.

DEV MARKALARDAN HİDROJEN GÜÇ BİRLİĞİ
Alternatif kaynaklı ulaşım araçlarıyla ilgili çalışmalar da dünya genelinde hız kesmeden devam ediyor.
İsveç merkezli Scania ile Japon otomotiv markası Toyota’nın Pilot Partner programı kapsamında 40 ağır hizmet aracına üçüncü nesil hidrojen yakıt hücresi sistemleri sağlaması ve bu sistemle çalışan elektrikli kamyonların lojistik operasyonlarındaki performansını değerlendirdiğini duyurmasıyla otomotiv sektöründe bu yakıt türüne ilgi arttı.
Toyota Motor Corporation Yönetici Başkan Yardımcısı Hiroki Nakajima, şirketin resmi internet sitesinde duyurduğu açıklamasında, ağır taşımacılığın hidrojen talebi ve altyapısının geliştirilmesinde kilit öneme sahip olduğunu belirterek, uzun menzil, yüksek kullanım oranı ve operasyonel verimliliğin kritik olduğu uygulamalarda hidrojenin uygun bir çözüm olduğunu ifade etti.
Nakajima, Toyota’nın üçüncü nesil yakıt hücresi sisteminin Scania müşterilerinin lojistik operasyonlarına entegre edilmesiyle hidrojenli mobilitenin Avrupa ağır taşımacılık sektöründeki rolünü artırmaya yönelik önemli bir adım atıldığını kaydetti.
Scania Teknolojiden Sorumlu Üst Yöneticisi Sara Forsberg de işbirliğiyle yakıt hücresi teknolojisinin zorlu gerçek dünya taşımacılık operasyonlarındaki performansını değerlendirme fırsatı bulacaklarını belirtti.
“YEŞİL HİDROJEN EN DEĞERLİ ALTERNATİFLER ARASINDADIR”
Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği (H2DER) Başkanı Yusuf Günay, iki dünya devinin hidrojenli taşımacılık alanındaki söz konusu işbirliğinin yeşil dönüşüm hassasiyetinin önemli bir örneği olduğunu söyledi.
İklim krizinin sosyal etkileri kadar ekonomik zararının da kurumlar ve ülkeleri kolektif çabaya yönlendirdiğine işaret eden Günay, “Krizin sebebi, temelde karbon emisyonu, bunun da yüzde 72 oranında müsebbibi enerji sektörüdür. Bir seçenekten zorunluluğa dönüşen yeşil dönüşüm sürecinde, yeşil hidrojen en değerli alternatifler arasındadır. Yeşil hidrojen, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen temiz elektrik vasıtasıyla üretilir, karbon salımı sıfırdır. Bu nedenle, yeşil hidrojen mutlaka günlük hayatımıza kadar ekonominin tüm süreçlerinde yer alacaktır, almaya başlamıştır.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’DEN YERLİ AĞIR VASITA HAMLESİ
Günay, Türkiye’nin de bu alanda hız kesmeden çalıştığını ve hidrojenli lokomotifler için İngiltere ile anlaşma sağladığını, demiryollarında yeşil hidrojenin güçlü bir alternatif olduğunu anlattı.
H2DER üyesi Biga H2’nin, Toyota-Scania işbirliğine benzer bir yerel girişim içinde olduğunu aktaran Günay, sözlerini şöyle tamamladı:
“Pilot bir uygulama ile hidrojenle çalışan ağır vasıtalar üretimi için çalışma başlamıştır. Hidrojen maliyeti ve istasyon kullanım oranı aşılabilir handikaplardır. Kamu kararlılığı, mevzuatın hızla tamamlanmasını sağlayacaktır. Fiyat konusu da temiz enerji için özel teşvik ve desteklerle gelişecektir. Yaklaşık 200 kilometrede bir dolum istasyonu öngörülmektedir. Başlangıç, bu sektörde çok yönlü gelişim sağlayacaktır. Çok uluslu işbirliği, temel çözüm maddeleri arasındadır. Bu nedenle, Alman H2Global Vakfı ile H2DER arasında imzalanacak işbirliği protokolü güçlü örnek olacaktır. H2Global Vakfı, temiz hidrojen ve diğer düşük karbonlu ürünlere yönelik pazarların oluşumunu hızlandırmak üzere kuruldu. Uzak Doğu’da gördüğümüz işbirliği örneği, aslında küresel ölçekte, enerji ve taşımacılığın temiz enerjiyle ilişkisinin ne yönde ilerlediğini göstermektedir.”

