DOLAR 16,1920 -0.96%
EURO 17,4658 -0.86%
ALTIN 964,40-0,79
BITCOIN 467804-3,46%
Ankara
24°

AÇIK

Mehmet Emir Özkan

Mehmet Emir Özkan

12 Mayıs 2022 Perşembe

DİĞER YAZARLARIMIZ

Faşistliğin İtibarını Yükseltenler

Faşistliğin İtibarını Yükseltenler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gözümüzün önünde yaşandı her şey…

Gözümüzün önünde yaşanmaya devam ediyor.

***

Hatırlayalım…

Kürt açılımı dediler, tutmadı

Demokratik açılım dediler, olmadı.

En son çözüm süreci adında karar kıldılar.

Millet yıllarca adalet için mahkeme günü beklerken, Habur’da seyyar mahkeme kurup terörist karşıladılar.

Pişman değilim diyen teröristleri pişmanlar diye serbest bıraktılar.

***

Demokrasi dediler…

Şehit ailelerini susturup, Apo’nun heykelini dikmeye kalkanları konuşturdular.

Tsk’yı sanık, teröristleri tanık yapıp, Ülkeye işgal kuvvetleri gelmiş gibi ‘’TC’’ yazılarını,  ‘’Ne Mutlu Türk’üm Diyene’’ tabelalarını söktüler.

Sayın öcalan demeyi ve pkk bayrağı açmayı suç olmaktan çıkarmakla övündüler.

Türk bayrağı sallamayı provokatörlük saydılar.

Genelkurmay başkanını terörist ilan edip, terörist başına demokrasiye yaptığı katkılardan dolayı minnet duydular.

***

Açılımı savunmak demokratlıktı, özgürlükçülüktü; eleştirmek ise faşistlik, kandan beslenmek, iki cihanda da lekeli olmaktı.

Medyaya ve internete görülmedik sansür ve baskı uygulandı, İlle de barış, ille de barış diyerek açılım karşıtları susturulmaya çalışıldı.

Şehitlerimiz diyene analar ağlamasın dediler

Devletimiz diyene insan hakları diye yüklendiler.

Kürt’sen Kürt’tün, Laz’san Laz’dın, Çerkez’sen Çerkez’din, Arap’san Arap’tın.

Ama Türk’üm diyorsan ırkçıydın, ayrımcıydın.

***

Çoğu aydın; Bu kepazeliklere, faşistlikle suçlanmamak için sustu, Ergenekon ile intisaplaştırılmamak için görmezlikten geldi, ağzımızın tadı bozulmasın diye yüzünü çevirdi, ‘’bu vatanı biz mi kurtarıcaz azizim’’ diyerek sesini çıkarmadı.

Alt kimlik üst kimlik tartışmaları 793 kahramanımızın bu topraklar Türk toprağı kalsın diye toprağın altına girmesiyle sona erdi.

***

Unutmadık…

Ergenekon, açılım, balyoz, fetö gibi meselelerle uçurumun eşiğinden döndük.

Bugün yine iktidarın yanlış politikaları yüzünden çok tehlikeli bir sorunla karşı karşıyayız.

Geçici sığınmacılar ve kaçaklar…

İktidar ülkenin beka meselesi haline getirdiği bu sorunda da kendinden bekleneni yapıyor, Türk devletini ve milletini büyük bir bela ile baş başa bırakıyor.

***

Türk Milleti; tabiri caizse, her bir memesini bir başka grubun paylaştığı, sütü, artık kanı ile karışıp emilen sağmal ineğin durumundan farksız vaziyette.

Onlarca milyar doları kendisine sorulmadan sığınmacılar için harcanıyor.

Dolmuşta, vapurda, metroda röntgenleniyor.

Doktorları yurtdışına göçerken, yurtdışından gelen kaçkınların yığılmasıyla muayene randevusu bulamıyor.

30 kişilik sınıfta 20 kişi Türkçe bilmediği için evlatları iyi eğitim alamıyor.

Tecavüz ediliyor, öldürülüyor…

Hakkının savunulması bir tarafa hakkını savunanlar bile susturuluyor.

***

Dünyanın her ülkesinde; vergileri çarçur edilen, yaşam alanları istila edilen, evlatları röntgenlenen,  öldürülen, sokaklarda rahatça gezemeyen, hastanelerde muayene sırası gelmeyen ve de susturulmaya çalışılanlar,  o ülkenin mağdur edilmiş insanlarıdır.

Haklarını savunmak demokratik haktır.

Bu en temel hak ülkemizde faşistlik olarak yaftalanmaya çalışılıyor.

Boşuna uğraşmayın…

Türk milletinin derdiyle dertlenen insanları ırkçı, faşist, diyerek itibarsızlaştıramazsınız.

Türk milletinin gözünde Irkçı ve faşist kelimelerinin itibarını yükseltirsiniz…

 

***

Anadoludaki Türk hakimiyetini hâlâ içine sindiremeyenler, son 20 yılda ülkenin en kritik meselelerinde bilerek veya bilmeyerek yanlış tercihlerde bulunanlar, vaziyet aldıkları her yanlış seçenekle Türk Milletline ağır bedeller ödetenler, iktidar tarafından beslenenler veya Avrupa tarafından fonlananlar bilsinler ki:

Geçici sığınmacılar ve kaçaklar ülkenin beka meselesidir ve bu arif millet bunun farkındadır.

Devamını Oku

Postmodern Saray Dalkavukları

Postmodern Saray Dalkavukları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Vezir, sarayın dalkavuğuna sormuş:
– Söyle bakalım sen dalkavuk musun?
– Evet efendim.
– Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
– Hayır, hiç benzemem efendim.
– Dur bakayım, biraz da benziyorsun galiba.
– Evet efendim. ben biraz dalkavuğa benzerim…

***

Böyle fıkraları eğlenceli ama hayali bulur, müellifinin yaratıcılığına ve hayal gücüne hayran olurduk.
Bugün muhatap kaldığımız postmodern dalkavukluklardan sonra anlıyoruz ki meğer bu fıkralar hayal gücü ve yaratıcılık değil, tamamen bir gözlemin tezahürüymüş…

***

Örneğin Kabil havalimanını işletme meselesinde yaşananlar bu fıkradan aşağı kalıyor mu?

***

Cumhurbaşkanlığından Kabil Havalimanı’nda kalmak istiyoruz diye açıklama yapılınca, ‘’Büyük Devletlerin orada olması zorunludur’’ diyorlardı.

İşler istenildiği gibi gitmeyip Mehmetçiklerimiz Türkiye’ye dönünce, ‘’Kaos ortamı var askerlerimizin çekilmesi çok doğru bir karar’’ dediler.

Şimdi Katar ile beraber havalimanını işletme ihtimali belirince, ‘’Ankara’nın güvenliği Kabil’den başlar…’’

***

Türkiye’nin en önemli sorunu sığınmacıların ülkeyi istila etmesi.
Türk vatanını, Avrupa’nın mülteci ambarı haline getiren hükümeti övmek için “Ensar-muhacir” dediler.
“Türkiye göçlerle kuruldu” dediler.
“Sığınmacılar giderse sanayi çöker” dediler.
“Allah gelenlerin rızıklarını verecek” dediler…

Türkler işlerini kaybetti.
Sığınmacılar mafyalaştı.
Yeni İşid’ler peydah oldu.
Sağlık sistemi çökme noktasına geldi.
Eğitim baltalandı.
Sosyal huzursuzluklar ortaya çıktı.

Türk milletinin uğradığı bütün bu sıkıntılar umurlarında bile olmadı.
Ceplerinden 80 lira alınsa seksen sene bağıracak tipler, milletin cebinden 80.000.000.000 doların harcanmasına tek laf etmediler.

Dahası, yıllardır bu sorunun ülke için beka meselesi olduğunu ortaya koyan Ümit Özdağ gibi akademisyen ve devlet adamlarını faşist, ırkçı diye yaftaladılar.

“Ülkeden gidecekse Türk’ler gitsin” bile dediler.
Ne zaman ki saraydan milletin gazını almak için de olsa ‘’Türkiye Avrupa’nın mülteci ambarı değil’’ açıklaması oldu, o zaman koro halinde isyan etmeye başladılar.

İdlip’te meydana gelen hain saldırıdan sonra yaptıkları ensar-muhacir propagandasını unutup Suriyelileri otobüslerle sınıra yığan iktidarı ayakta alkışlayanlar da bu hümanist uzmanlarımızdı!

***

Türkiye’ye düşman şer ittifakı vardı:

Mısır, Suudi Arabistan, B.A.E. ve İsrail…
Ağza alınmayacak hakaretleri salladılar ekranlardan bu ülkelerin yöneticilerine.

“Durduk yere düşman kazanmayın, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de elini güçlendirmeyin” diyen gerçek uzmanları ‘vatan hainliği’, ‘İsrail ve Yahudi muhibbiliği’ ile suçladılar…

Değerli yalnızlığa(!) methiyeler düzdüler.

Bugünlerde ise Mısır ile başlayan istikşafi görüşmeleri övüyorlar, İsrail ile yakınlaşmayı ballandıra ballandıra anlatıyorlar.

Sayelerinde; B.A.E. ile yakınlaşmanın ekonomiye olan olumlu katkılarını, Suudi Arabistan ile normalleşme çabalarının ne kadar önemli olduğunu, Mısır ve İsrail ile arayı düzeltirsek Yunanistan’ın nasıl çaresiz kalacağını öğreniyoruz!

***

Dün; ‘’ekonomik kriz yok’’ diyenler, bugün ‘’ekonomik krizi aştık’’ diyorlar.
Yarın, krizin aşılamamasının müsebbibi olarak birilerini de hedef gösterebilirler.

Saray yönetiminin canı nasıl isterse…

***

AKP iktidarı döneminde yaşananları tarih kitapları nasıl yazacak bilmiyoruz.

Ama fıkra kitaplarında olacak dalkavukluk hikâyelerine her gün şahit oluyoruz.

En doğru haberleri yayımladıkları reklamlar olan yandaş basın var oldukça, yeni nesillere bırakılacak daha çok fıkramız olacak…

Devamını Oku

Hudut Namustu!..

Hudut Namustu!..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul’da Taliban bayrağı açabiliyorsun.

Suriye bayrağı ile halay çekebiliyorsun.

Türk dağlarına çektiğin Afganistan bayrağını videoya kaydedip yayınlayabiliyorsun.

Ankara’nın göbeğinde PKK bayrakları açıp elini kolunu sallayarak dolaşabiliyorsun.

Ama “Hudut Namustu… Öfkeli Genç Türkler” pankartı asınca gözaltına alınıyorsun.

***

Terörle mücadele timlerinin 6 genci gözaltına almak için kapılarına dayanmasına sebep olan afişteki suç unsuru nedir?

Hudut namustu…” Hatırlatması mı?

Öfkeli olmak mı?

Genç olmak mı?

Türk olmak mı?

***

Hudut hâlâ namus olduğuna ve devlet kurumlarında bile yazılı olduğuna göre bu cümleden suç unsuru çıkmaz.

Öfkeli olmak desek, “Öfke de bir hitabet sanatıydı.”

O seçeneği de eliyoruz.

Genç olmakta suç olamaz.

Zaten dindar gençsen kindar da olabiliyorsun!

Ama:

Hem öfkeli hem genç hem de Türk’sen; biat etmiyorsan,  İtaat etmiyorsan, varlığın reise değil de Türk varlığına armağansa eğer, o pankarta “hudut namustu…” değil de araba plakası bile yazsan ya bir sebepten suçlusun ya da provokatörsün.

***

Çünkü iktidarlarını sürdürmelerinin önündeki en büyük engel Türk gençliğidir.

Onlar; iftiralara inanmıyorlar.

Entrikalara, hilelere kanmıyorlar.

Propagandacı gazetecilere aldanmıyorlar.

Fitne çıkarmaya uğraşanların oyunlarına gelmiyorlar.

Yanlarında olduklarını söyleyip kendi yanlarına çekmek istiyorlar, yüz vermiyorlar.

***

Eskiden siyasi partiler gençlere pankart astırırdı, şimdi gençler “hudut namustu” diyor, siyasi partilere pankart astırıyor.

***

Bütün güçler ellerinde olsa da bu nesilden korkuyorlar.

Seçimi kaybetme, iktidardan düşme düşüncesi uykularını kaçırıyor.

Moralleri bozuk.

Huzursuz ve telaşlılar.

Bu yüzden hata üstüne hata yapıyorlar.

Kaş yapalım derken göz çıkarıyorlar.

Her şey gün gibi ortada:

Çarşamba günündeler, perşembeyi ötelemeye uğraşıyorlar.

Devamını Oku

Ormanlarımız Yanarken…

Ormanlarımız Yanarken…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Milletimizin Cumhurbaşkanına tahsis ettiği 8 VIP uçak var.

Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı’na tahsis ettikleri VIP uçaklar da eklendiğinde bu sayı 15-16.

Diğer bakanlıklara tahsis edilen uçaklarla beraber dünyanın en büyük VIP uçak filosuna sahip milleti biziz.

***

Hepsi milletimizin…

Ama kendisinin binemediği VIP uçağı olan milletimizin yeteri kadar yangın söndürme uçağı yok!

***

Dünyanın istisnasız her ülkesinde skandaldır bu.

Saray rejiminin halktan kopuşunun ispatıdır.

Haberdir;  seyredersin, üzülürsün, bilinçlenirsin, bilinçlendirirsin, tartışırsın bir sonuca varırsın.

Bizde, son zamanlarda vatan hainliğidir tartışmak, sarayı eleştirmek.

Konuşamazsın!

Eleştiremezsin!

Devlet ile hükümeti öyle ustaca birleştirmişler ki her itiraz, devlete başkaldırı olarak yansıtılıyor, bedel ödettiriliyor.

***

RTÜK orman yangınlarını bile göstermeye yayın yasağı getiriyor.

Çünkü, kameralara açıkça yansıyor:

Hükümeti aciz göstermek için yangına kovalarla müdahale etmeye çalışan köylüler var!

Bence yayın yasağıyla geçiştirmesinler!

Bu kişiler tek tek tespit edilip danışmanlarca tekmelensin.

Dayak yerlerken afişe edilsin ki bu işe niyetlenen diğerlerine gözdağı olsun.

***

Ayrıca uçağımız yokmuş gibi yayın yapan şaşkınlar da var.

Bütün VİP uçaklar yanan ormanların üstünde uçurulsun!

Milletimiz kendisine ait bu uçakları görüp gururla aşağıdan el sallasın.

Tüm Türkiye’ye servis edilsin bu göğüs kabartan görüntüler.

***

Yanan ormanların yerine saray yapılsın!

Kaç hektar yandıysa içinde o kadar odası olsun.

Boeing 747- 8 tipli fiyatı 3,5 milyar lira olan uçan saraydan verilsin bu müjde dünyaya.

Dosta düşmana gösterelim yapılacak sarayımızın büyüklüğünü.

Almanya kıskançlıktan çatlasın.

***

Kaçak Afganlar, Suriyeliler yangın sahasına sokulup artık mangal kömürü olmuş ağaçlar ucuz ucuz toplatılıp ekonomiye kazandırılsın!

Sonraki afetlerde keyif çayı ile birlikte mangal kömürü de afetzedelerin kafasına fırlatılsın!

***

Mehmetçik yangınlara neden müdahale etmiyor diyen darbe şakşakçılarına müsamaha gösterilmesin; meşhur çay, verilecek gibi yapılıp verilmesin.

Hevesleri kursaklarında kalsın!

***

İzahı olmayan şeylerin mizahı olmasın!

***

Sonuç itibarıyla:

Yandaş medyanın anlattıklarına inanalım.

Hiçbir şeyi kafamıza takmayalım.

Kan ağlamayalım.

Tartışmayalım, eleştirmeyelim.

Böyle milli birlik günlerinde ağaç üstünden siyaset yapmayalım.

20 yıldır çam dikiyorlar, kozalakları toplayalım.

Devamını Oku