Hazırlanan iddianamede, eski bakanın ölüm olayında adı geçen isimler ve yöneltilen suçlamalar detaylandırıldı. Denizolgun’un özel doktoru Nurettin Demirkol hakkında “yalan tanıklık”, Adli Tıp Kurumu bünyesindeki görevliler İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında “belgede sahtecilik”, diğer şüpheliler A.G.D.K. ve H.T.K. hakkında ise “suç delillerini yok etme” suçlamalarıyla cezalandırma talep edildi.
KRİTİK CEP TELEFONU ORTADAN KAYBOLDU
Soruşturmanın merkezinde ise dosyanın en önemli delili olan eski bakana ait cep telefonunun akıbeti yer aldı. Olay yerinden alınarak parmak izi incelemesine götürülen cihaz, yargı sürecinin ardından mahkeme kararıyla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmek üzere işleme konuldu. Ancak tanık avukatın ifadesine göre, cihaz incelenmeksizin Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle bir eve götürülerek çalışana teslim edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü başka bir soruşturma çerçevesinde şüphelinin evinde yapılan aramalara rağmen telefon bir daha bulunamadı.
“MESAJLAR VE NOTLAR CİNAYET ŞÜPHESİNİ AYDINLATABİLİRDİ”
Savcılık değerlendirmesinde, cihazın ölümünün ardından hiçbir teknik veya bilirkişi incelemesinden geçirilmediğine dikkat çekildi. Telefonun içinde yer alabilecek mesaj içerikleri, notlar ve fotoğrafların kasten öldürme ihtimaliyle yürütülen soruşturmayı aydınlatacak nitelikte hayati deliller olduğu vurgulandı. Bu kapsamda, telefonun teslim alınmasına rağmen kasten ortadan kaldırıldığı kanısına varılarak şüpheliler hakkında kamu davası açıldığı bildirildi.

