Berat Albayrak’ın istifası bir turnusol kağıdıdır.
Bize bizi gösteren bin bir örnekten biridir.
Bize bizi gösteren parlak bir aynadır.
Bazılarımız için puslu bir aynadır ama aynadır.
Pazar akşamı olanlar birçok bakımdan ele alınacak kadar önemli göstergeler taşıyor.
Biri var ki başka söze ne gerek dedirtecek cinstendi.
Türkiye’nin ne hale geldiğini o tek örnek bile açıklar.
O şudur: Damat hazretlerinin istifası medyanın yüzde sekseni için hiç olmamış gibiydi.
“Böyle bir instagram mektubu var, doğru mu, yanlış mı henüz netlik yok…” bile diyemediler.
Düz bir haber cümlesi de edemediler.
Amerikan televizyonları bile yayınlarını kesip son dakika diye bu önemli haberi verirken, bizimkiler gözlerini kulaklarını tıkadılar, ağızlarını kapattılar.
Bu işin neden böyle olduğu açık: İktidar susuyordu.
Bu medya organları ve onlarda konuşan kadrolu yorumcular, onlardan bilgi almadan ne diyeceklerdi?
Gazetecilik ve yorumculuk etmedikleri, bir talimatı seslendirdikleri böylece anlaşıldı.
Bu şuna benziyor:
Tayyip Bey, konuşmalarını bir ekrandan okur.
Bu, frenklerin “prompter” dedikleri bir cihazdan akan metindir.
Bir anda bir arıza olursa -ki oluyor- Tayyip Bey biraz duruyor ve baktı olmuyor önündeki yazılı kâğıda bakarak konuşuyor.
Berat Bey istifa edince prompter bozuldu.
Çünkü, o hazır akan gündem konuşuluyordu, birden bu olunca yazılı bir metin de tabii ki yoktu.
Olamazdı.
Sustular.
Bu sükût en net konuşmaydı.
Bu mecraların bir yerden emir aldıklarını gösterdi.
En azından talimatla hareket ettiklerini gösterdi.
Türkiye’de basının iplerinin bir yere bağlılığını gösterdi.
Hür bir memleket gibi olmadığımızı gösterdi.
Açık konuşalım: Siyasetin tek merkezden her şeye hâkim olma yıllarının net bir fotoğrafıydı.
Bu Türkiye’nin hiçbir döneminde yaşanmamış büyük bir rezaletti.
Utandık.
O kanallar, 24 saat sonra cılız bir sesle istifayı haber verdiler.
Belli belirsiz.
Bu sefer başka bir şey oldu.
Hiçbir yorum yapmamaya çalıştılar.
Tayyip Bey bilir, dediler.
Bunu ileri götürmenin manası yok, dediler.
Kriz mıriz olmaz, hele devlet krizi hiç olmaz, Tayyip Bey var dediler.
“Tek adam“ı işaret ettiler.
Bir an önce bunu kapatalım talimatı aldıkları görüldü.
Karartma uyguladılar.
Yine açık konuşalım: Bu görüntü Türkiye için ayıpların ayıbıdır.
Yürütme, yasama ve yargı’nın yanında dördüncü kuvvet medyanın da “sahibinin sesi” haline geldiği bir Türkiye olamaz.
“Oldu” demeyiniz, olamaz, hatta daha ileri gideyim, oldurulamaz…
Türkiye bu manzaraya razı olamaz.
Buradan dönülecektir.
Necip Fazıl doğru söylüyor: “Bu cadde çıkmaz sokak“