PKK’nın ilk saldırısını yapan caninin heykeli dikildi.
15 Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli’yi basıp 1 askerimizi şehit eden terör örgütü PKK’nın o dönemdeki başı ilk hain Mahsum Korkmaz’ın dev heykeli Diyarbakır Lice’de törenle dikildi.
Kanlı baskınının 30. yılında düzenlenen “İlk Kurşun Festivali” kutlamaları(!) çerçevesinde, sözde “şehit Harun şehitliğinin” girişine dikilen heykelin açılış törenine HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, BDP Eş Genel Başkanları Emine Ayna ile Kamuran Yüksek de katılırken, güvenlik güçleri ne olay yerine geldi, ne de uyarıda bulundu.
Hiçbir müdahalede bulunulmadığı gibi, şu ana kadar resmi kurum ve yetkililerden hiçbir açıklama da yapılmış değil!..
*
Aslında bu gelişme, adım, adım gerçekleştirilen yıkımı özetler mahiyette!..
. İhanet festival(!) yapar olmuş, bebek katilleri “şehitliklere” taşınabilmiştir.
. Yatak odasından, en gizli görüşmelere kadar günü birlik ortaya saçılan her şeyden haberdar olan Türkiye, kalbindeki ayrılıkçı başkaldırı sembolünü nasılsa görememiş, duyamamış, haberdar olamamıştır.
. Günlerce sürmesi muhtemel olan ihanet sembolünün yapılışı gözden kaçırılmıştır.
. Cinayet hak, cani kutsal, alçaklık meşru kılınmıştır.
. Hıyanet ilk defa kanunlarca koruma altına alınabilmiştir.
. İlk kahpe saldırıda şehit olan Vatan evladı Süleyman Aydın bugün hatırlanmazken, vatana kasteden caninin heykeli dikilmekte, ayakta durabilmektedir.
. Mısır da Rabia’ya günde üç öğün tok karına ağıt yakanlar, içerde, dışarıda tüm şehitlerimize sırt dönebilmişlerdir.
. Bölücü terör silah gücü ile istediği meşruiyeti dayatmış, sonuç almıştır.
. Çözüm süreci denen garabetin, teröristlere sınırsız şımarıklık ve isyan avantajı, güvenlik güçlerine de “aman süreç zarar görür” kıskacı taşır yönü, nice “olmazları” mümkün kılar şekilde kökleşmektedir.
*
Aynı gün İmralı’daki cani başının; “Bu 30 yıllık savaş büyük bir demokratik müzakereyle sonuçlanma aşamasındadır.” Diyerek başladığı zafer naraları manşetleri süsleyebilmektedir.
*
Devlet, Tüm kurumları, tüm kademeleri ile;
Haberdardır, farkındadır, biliyordur.
Cumhurbaşkanlığı, Hükümet, Genel Kurmay Başkanlığı, Bakanlıklar, İstihbarat, Tüm yerel yöneticiler, güvenlik güçleri bu “meydan okumanın” bilgisindedir.
Engellemiyorsa, müdahale etmiyorsa, ses çıkarmıyorsa bunun anlamı tektir!
Bu kahpe eylemin yanındadır, ortağıdır, sahibidir!..
*
Görünen odur ki; “yüzyılın projesi” denen emperyal kahpelik şekillenir olmuştur.
Ortalığa saçılan paçavra haritalarda, asıl hedefin Türkiye olduğu gerçeği her geçen gün daha da açık görülmektedir.
Şartlar oluşturulmuştur;
Şahadet ile ihanet,
Sadakat ile hıyanet,
Asalet ile alçaklık bir tutulmaktadır, artık!..
Bayrak gönderden indirilmiştir!
Hukukun üstünlüğü fantezi, adaletin tesisi kıymetsiz, devlete sövmenin ileri demokrasi sayıldığı dönem elbirliği ile kurulmaktadır.
Ayrıştırılmak, kutuplaştırılmak alkış almaktadır.
Yolsuzluk aleni, kayırmacılık teamül olma aşamasındadır.
Devlet-Millet-Vatan diyenlerin sesi bir, bir kısıldıkça, muktedir olanı övüp, sevenlerin sesinin gürleştiği dönem pervasızdır.
*
İşte ısrarla dillendirilen “Yeni Türkiye” bu zeminde vücut bulmaktadır.
Diyarbakır Lice’de dikilen heykelle kutsanan ihanet, Türk Milletinin bin yıllara dayanan tüm değerlerine meydan okurken, aynı zamanda “Yeni Türkiye’nin” eseri ve sembolü durumundadır.
*
Saygıdeğer Selcan Taşçı “nihayeti” eksiksiz söylemiş;
“…. O heykel orada dikildiği sürece bana devletten, milletten, Türklükten, vatanseverlikten, bayraktan, dinden, imandan, Kur’an’dan dem vurmayın mümkünse. Ağır konuşurum.”
……………………….
Söz bitti!..