Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ: Halk muhalefete güvenmiyor algısı oluşturuluyor
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ankara’da haklarını arayan madencilerin eylemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Madencilerin protestolarının Türkiye’deki ekonomik çöküşün somut bir örneği olduğunu söyleyen Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Madencilerin ayaklanması Türkiye’de yaşanan ağır ekonomik buhranın Türk halkını nasıl fakirleştirdiğinin hatta sefalete ve açlığa mahkum ettiğinin somut göstergelerinden birisi.”
Madencilerin maaşlarını alamadığı için sokakta hak aramak zorunda kaldığını belirten Özdağ, iktidarın protestolar karşısında geri adım attığını savunurken “12 aydan beri maaşları ödenmiyordu. Ama mesele sadece maaşların ödenmesi değil. Maaşları ödenmesine rağmen aç olan insanlar var.” dedi.
Polisin müdahalesine de tepki gösteren Özdağ, “12 ay çalışmış ve parasını alamamış bir babaya bir başka baba olan polis neden biber gazı sıkar?” diye sordu.

ZENGİN DAHA ZENGİN YOKSUL DAHA YOKSUL
Türkiye’de gelir dağılımının bozulduğunu savunan Özdağ, ülkede rant ekonomisinin hakim hale geldiğini söyledi.
Özdağ “Türkiye’de dolar milyonerlerinin sayısı dünya ortalamasının üzerinde bir artış yaşıyor. Ama öte yandan Türkiye’de açlıkla boğuşanların sayısı da büyük bir artış yaşıyor.” şeklinde konuştu.
Bu servet artışının üretimden değil ranttan kaynaklandığını ileri süren Özdağ, “Paradan para kazananlardan bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.
ENFLASYONU HALKI EZEREK DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR
İktidarın ekonomi programını da sert sözlerle eleştiren Özdağ, mevcut politikaların başarısız olduğunu şu sözlerle savundu:
“3 seneden beri enflasyonu düşürme programı izleniyor ve enflasyon düşmüyor. Enflasyonu bir senede düşürürsün, düşürürsün. Ondan sonra yola devam edersin.”
Hükümetin dar gelirliyi baskılayarak enflasyonu düşürmeye çalıştığını öne süren Özdağ, devletin ise israfa devam ettiğini ifade etti.

Özdağ “Bu enflasyonu düşürme programının temelinde çalışan insanların talebini kısıtlama üzerinden izlenen bir yaklaşım var. Ama devlet bütün israfa devam ediyor.” dedi.
TASARRUFA DEVLETTEN BAŞLAYACAĞIZ
Zafer Partisi’nin ekonomi politikalarına ilişkin de konuşan Özdağ, iktidara gelmeleri halinde ilk adımın kamu harcamalarını kısmak olacağını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı harcamaları, makam araçları ve kamu özel iş birliği projelerini eleştiren Özdağ, şu açıklamayı yaptı:
“55 bin tane makam arabası olmaz kardeşim. Cumhurbaşkanlığı’nın 14 tane uçağı var. Buna gerek yok.”
Özdağ, kamu ihalelerinde şeffaflık sağlanması durumunda yılda yaklaşık 20 milyar dolarlık tasarruf elde edilebileceğini de savundu.
SIĞINMACILAR EKONOMİYE BÜYÜK YÜK
Röportajda sığınmacı politikalarına da değinen Özdağ, Türkiye’nin her yıl milyarlarca dolarlık kaynak harcadığını iddia etti.
“11 milyar dolar sığınmacılara ve kaçaklara para aktarılıyor.”
Sığınmacıların ülkelerine dönmesi halinde kira ve gıda enflasyonunun düşeceğini savunan Özdağ, “1 milyon 250 bin daire boşalacak” dedi.
DOĞRUDAN VERGİLER ARTIRILMALI
Vergi sistemini de eleştiren Özdağ, mevcut yapının düşük gelirli vatandaşın sırtına yük bindirdiğini söyledi.

Düşük gelirli ile yüksek gelirlinin aynı oranda vergi ödemesini eleştiren Özdağ “Türkiye’nin en zengin adamı da ekmek alırken aynı vergiyi ödüyor, asgari ücretli de aynı vergiyi ödüyor.” ifadelerini kullandı.
Dolaylı vergilerin azaltılması gerektiğini savunan Özdağ, doğrudan vergilerin artırılması gerektiğini ifade etti.
TÜRKİYE’NİN İLERİ TEKNOLOJİ VİZYONU YOK
Türkiye’nin üretim ve teknoloji politikalarını da eleştiren Özdağ, yapay zekâ devrimine dikkat çekti.
“Yapay zekaya dayalı bir sanayi devrimi gerçekleşiyor. Bu konuda herhangi bir endişesi, projesi var mı? Hayır yok.”
İktidarın kısa vadeli sıcak para politikalarına odaklandığını öne süren Özdağ, üretim ve istihdam odaklı yeni bir model gerektiğini savundu.
ATATÜRK’E SADIK PARTİLER BİR ZEMİNDE TOPLANMALI
İktidarın ne ara seçime ne de erken seçime yanaştığını söyleyen Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
Doğrusu, iktidar kendi belirlediği tarih dışında ne ara seçim istiyor ne genel seçim istiyor. Ve anayasal zorunluluk olmasına rağmen ara seçim yapmayacaklar gibi gözüküyor. Ama bu bizleri muhalefet olarak anayasal bir düzenleme olan ara seçim konusundaki işlerden vazgeçeceğimiz anlamına gelmiyor.
Fakat biz Zafer Partisi olarak seçimler kadar seçimlere gidilirken Türkiye’nin de muhalefetin hangi zemin üzerinde inşa edilmesi, hangi zemin üzerinde duruş sergilemesi konusunda önemli görüyoruz. Ve iki tane proje olduğunu görüyoruz. Bunlardan bir tanesi Öcalan’ın projesi. Yani milli üniter ve layık devleti yıpratacak, PKK’lılara af getirecek, Öcalan’ın İmralı’da kalsa bile mahkum statüsünün sonu erdirip başmüzakereci statüsüne onu getirecek bir dönüşümden bahsediyoruz. Ve bunun karşısında da ancak Atatürk Cumhuriyeti’ne milli üniter ve layık devleti koruma ve savunma projesi olur. Biz Atatürk’e sadık olan bütün siyasi partileri Öcalan’ın bu projesi karşısında Atatürk projesine savunmada bir araya gelmeye davet ediyoruz. Yani bir ittifak modeli konsepti olarak Atatürk İttifakı mı öneriyorsunuz? İsmi Atatürk İttifakı olmayabilir. Atatürk ilkelerinden bahsediyoruz burada. Ve hem masada oturup hem bu açılım sürecinin parçası olup hem de ne olamazsınız yani Atatürk projesini savunamazsınız.
Ama memnuniyetle görüyoruz ki CHP’den son dönemde bu masadan kalkacaklarına, açılım sürecinden ayrılacaklarına açıklayan ifadeler var. Bunlar çok gerçekse çok doğru ve olumlu gelişmeler olur diye düşünüyorum.

Özdağ, “Atatürk İttifakı” ismini doğrudan kullanmasa da milli üniter ve laik devlet anlayışının korunması gerektiğini söyledi.
HALK MUHALEFETE GÜVENMİYOR ALGISI OLUŞTURULUYOR
Muhalefetin toplumdaki karşılığına ilişkin soruya da yanıt veren Özdağ, “Eğer halk gerçekten böyle düşünse İmamoğlu hapishanede olmazdı. Mansur Yavaş hapis tehdidiyle karşı karşıya olmazdı. Ümit Özdağ 5 ay tutuklu kalmazdı.” sözleriyle kamuoyunda oluşan algılara dikkat çekti.
ZAFER PARTİSİ İKİNCİ TURDA KİME DESTEK OLUR?
2023 seçimlerinde olduğu gibi Zafer Partisi seçimde belirleyici taraf olursa kimi destekleyecek sorusuna da esprili yanıt veren Özdağ,“Kimler ikinci tura kaldılar? Mesela Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş karşılıklı kaldılar. Mansur Yavaş’ı destekleriz. Erdoğan ve Mansur Yavaş kaldı, Mansur Yavaş’ı destekleriz. Erdoğan ve Ümit Özdağ kaldı, Ümit Özdağ’ı destekleriz”dedi.
TUNCER BAKIRHAN’A: BELANI MI İSTİYORSUN?
Geçtiğimiz günlerde DEM’li Tuncer Bakırhan’ın Paris’te katıldığı bir etkinlikte her hakka sahip olduklarını söylediğini hatırlatan Özdağ, “Tuncay Bakıran’ın Paris’te yaptığı bir konuşma var, onu gördünüz mü bilmiyorum. Diyor ki; ‘Aslında bizim Türkiye’de sahip olduğumuz haklar, başka yerlerde federal devletlerde, özerk bölgelerde insanların sahip olduğu haklarla eşit.’ Yani ‘Çok hakkımız var’ diyor. Ben de soruyorum: Belanı mı istiyorsun?” ifadelerini kullandı.
AKIN GÜRLEK SOSYAL BİR İŞ DE YAPTI
Faili Meçhul dosyalarının yeniden ele alınmasının çok önemli olduğunu söyleyen Özdağ, Akın Gürlek’in attığı adımın sadece hukuki değil aynı zamanda sosyal de olduğunu vurgularken şunları söyledi:
“Bu Tunceli’de yaşanan bir rezalet var; Vali… Bu, hukuk devletinin çöküşünün ve devletin çürümesinin bir başka göstergesi. Bu gördüğümüz; görmediğimiz, bilmediğimiz başka hangi olaylar var acaba? Değil mi? Başka kimler korunuyor, suç işlemelerine rağmen başka kimler adalet önüne çıkartılmıyor? Bunları ancak bu iktidar gittikten sonra öğreneceğiz. Ama bu iktidar gittikten sonra öğreneceğiz.”
“Şimdi, faili meçhul dosyalarının açılması çok önemli bir olay. Yani Akın Gürlek’in burada ben önemli bir aynı zamanda hukuk yanında halkla ilişkiler adımı da attığını düşünüyorum. Bir şey daha söyleyelim: Bir faili meçhul değil, iki tane davanın daha açılması lazım. Ankara Büyükşehir eski Belediye Başkanı, değil mi? Melih… Birkaç gün önce bir açıklama yapmış; ‘Ben’ demiş, ‘FETÖ’nün ümüğünü sıktım’ demiş. Çok güldüm, herhalde jelibon yemiş yine ondan sonra. İnanılır gibi değil yani.”
“Sonra bir de, emekli bir general var, AK Parti Milletvekili. Bunun evinde öldürülen bir galiba Özbek vatandaşı kadın var. ‘İntihar’ dendi. Doktorları, ailesi ve avukatları intihar edecek bir insan olmadığını söylüyorlar. Bu da faili meçhul cinayetler içerisinde araştırılacak mı, araştırılmayacak mı? Bu konuda sanıyorum ciddiyet gerekecek.”
MHP’DE NELER OLUYOR?
MHP’de İzzet Ulvi Yönter’in görevinden istifasının ardından yaşanan teşkilat değişiklikleri hakkında da konuşan Özdağ, “Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) kadroları içerisinde de bu sürece çok ciddi muhalefet olduğunu duyuyoruz. Yani, arkadaşlarımızla konuştuklarında “Sokağa çıkamıyoruz, kimsenin yüzüne bakamıyoruz ve bu kabul edilebilir değil” diyen hâlâ Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatlarında çalışan çok insan var. Normal zaten yani nasıl kabul edilsin? Ve demek ki bunların tepkisi artık Devlet Bahçeli’yi de rahatsız etmeye başladı ki Devlet Bahçeli bunu kamuoyu gündemine getirip bunu eleştirmek zorunda kaldı. Tabii öte yandan İzzet Ulvi Yönter’in görevden alınması, teşkilatların görevden alınması, bundan sonra başka genel merkez kadrolarında yapılacak tasfiyeler, şu anda kenarda duran hatta MHP dışında duran bazı isimlerin MHP’ye geri dönmesi gibi süreçlerin konuşulduğunu görüyoruz. İsimler de duyuyoruz; gerçektir değildir bilmiyorum ama… Milliyetçi Hareket Partisi bir sarsıntıdan geçiyor ve bu sarsıntı bilinçli yapılandırılmış bir sarsıntı. Yeni bir imajla Devlet Bahçeli partisini seçimlere hazırlamak istiyor ve bu imajı verirken de “Benden sonraki genel başkanı da ben belirlerim, benim dışımda kimse belirlemez” diyerek kendisinden sonraki genel başkan adayını da pamuklar içerisinde bir tarafa doğru taşıyor. Burada bir iki isimden bahsediliyor ama şimdi spekülasyon olur isimlerinden bahsetmeyelim. Yani o kişinin önündeki engelleri de Devlet Bahçeli bizzat kendisi kaldırıyor” ifadelerini kullandı.