Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, modern dünyada şiirin azalan popülaritesini ve duyguların ifade ediliş biçimlerini eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, güncel müzik dilindeki kaba ifadeleri eleştirirken, şiirin dijital mecralar aracılığıyla varlığını sürdürme çabasına dikkat çeker. Kendi sanatsal duruşunu ve özgünlük arayışını bir tartışma üzerinden aktaran yazar, edebiyat dünyasındaki yüzeysel yaklaşımlara karşı çıkar. Metnin ana gövdesini oluşturan Şiiristan 2 seçkisinde; aşk, yalnızlık, varoluşsal sancılar ve özlem gibi temalar derin bir duygusallıkla işlenir. Bu dizeler, sevginin bir insanı nasıl dönüştürdüğünü ve hayatın içindeki manevi boşlukların ancak içten gelen bir üretimle dolabileceğini vurgular. Sonuç olarak kaynak, sanatçının kişisel duygu dünyasını ve şiire yüklediği mimari anlamı yansıtan edebi bir derleme niteliği taşır.
Günümüzde en az okunan kitaplar şiir kitaplarıdır. Duyguların en saf haliyle ifade edildiği şiir; günümüzde “Yahu romantizm öleli bir asır oldu,” diyenlere inat, kıvılcımlar halinde devam ediyor. Bu yazı, duygusal şarkılarıyla tanıdığımız Hakan Altun‘un son şarkısıyla ilgili. Burada Hakan Altun, eski sevgilisini “yola getirmekten” söz ediyor. Ne kadar itici bir tanım! “Gel, boşluğunu dünyalar dolduramaz” gibi sayısız sözcük varken; “yola getirmek”, hele ki giden bir sevgili için ne kadar itici bir sözcük.
Şiir kitaplarının basılmasının belki de ticari yönden pek kazancı olmadığı için birçok kişi sosyal mecralardan okurlarına ulaşabiliyor.
Ben de bu yazıyı fırsat bilerek Şiiristan 2‘yi sizlerle paylaşıyorum. Önce yazdıklarımın özgün olmadığını, örneğin Attila İlhan tarzında yazmamı önerdi edebiyatçı olduğunu söyleyen bir hanımefendi. Ben de Giderken Beni Götürüp Kendini Bırakmışsın şiir kitabıma önsöz yazan Mimar-Ressam-Şair Prof. İlhan Enveroğlu’nun görüşlerini yazınca; kendince bir yorum yapıp, “Siz bayağı ZİRVE yapmışsınız,” yanıtını vermişti. Benim yanıtım ise şuydu: “Evet, sizin gibi ZIRVAların olduğu bir yerde benim zirve yapmam normaldir.” Hanım edebiyatçı bu yanıtı hazmetmek için kaç koli soda içti bilmiyorum.

İşte Şiiristan 2 için seçtiklerimden örnekler:
Seni senle çarpsam bir edersin
Seni benle çarpsam bin edersin.
Bu ne açgözlülük, bu ne hırs!
Sanma bu alemin sonu yok
Bir bak mezarlıklara
Hiçbirinin donu yok
Aç kapıyı
Sen geldin.
Yağmur bulutları gibi
Tepemde gez dur
Yoksa bu yangın nasıl soğur?
Sana şiirler yazdım
Her kelimesi sen
Gülüp geçtiler
Şiirin sen olduğunu bilmeden.
Yıldırımlar, depremler dindi şimdi
Denizlere sığmaz gönlüm
Bir kadehe girdi şimdi.
Senden bir “sen” yaptım ki
İçinde sen yoksun.
Bir çember ki yolum
Kaçtıkça yakalanıyorum.
Girince derin kuyulara
Elsiz, ayaksız
Gözsüz, kulaksız
Sen girersin penceremden
Çeker çıkartırsın renklere, şekillere
Gözümü göz yaparsın, elimi el
Kirpiklerinden öpen sessiz güzel
Soldan sağa sen
Yukarıdan aşağıya sen
Bir bilmece gibisin; çöz çözebilirsen
Çok korkaktım, hiç kopya çekemedim
Bir de ölürüm diye
Senden vazgeçemedim
Seviyorum kendini
Sevdiğim için seni.
Sen ve bensiz
Kuru bir çöl değil mi deniz?
Artık yalnız değilim
Ardından dökebileceğim
Nice gözyaşlarım ve sır gibi sakladığım
Acılarım var.
Bu zamanda kimseye güven olmuyor
Aynalar bile kalleş, sır tutmuyor.
Üstüme üstüme gelmeyin
Kocaman kocaman yıllar
İçimde hâlâ
Küçücük bir çocuk var.
Ne çok “keşkeler” biriktirmişim
Ne çok susmalar
Yazsam tüm şairler susar.
Bazen bu kenti seyre dalarım
Bir sen mi eksiksin
Bir ben mi fazlayım?
Sokun cebinize dünyaları, sokun!
Bir şey istemeyeceğim
Bir nefes almıştım ödünç
Geri vereceğim
Sen şiir olmasaydın
Ben şair olmazdım
Sana bakıyorum
Seni yazıyorum.
Bir taneme…
Her gidişinde bir parçam da giderdi seninle
Sen gelsen bile o orada kalır, gelmezdi
Ve sen, nasıl gidip dönmediğini bilmezsin
Oysa ellerimi tutsan, sensiz ölü gibi buz kestiğimi bilirdin
Her gidişinde günler kısalır, geceler uzardı
Mevsimler bile baharı unutur, bir türlü gelmezdi
O en çok sevdiğimiz begonviller bile açmazdı
Oysa nefesin gül koksa da sarı saçlarına en çok onlar yakışırdı
Neymiş; duvarlara şiirler yazıp resimler çizermişim
Ben de bilirdim çizdiklerimin sana benzemediğini
Resmin değil, dünyada kim benzerdi zaten sana?
Sen bir taneydin
Bir tanemdin.
Ben her nefes alışımda seni hatırlarım
Sen de son nefes verişinde beni hatırla
Ödeşelim.
Nice cehennemlerimden sana
Bir cennet çıkardım
Unutma.
Çize çize ezberledim seni
Şimdi sensiz de çiziyorum resmini
Sarı saçlarını, bak gözlerini
Hani bir de konuşsan diyorum.
Kimsesizler mezarlığı var
Sevgisizler mezarlığı yok.
Sanma kalp dediğin bir avuç ettir
Onu kalp yapan sevgidir, merhamettir.
Öyle güzel bakıyordun ki
Yanmalara doyamadım.