Mehmet Özkendirci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kelimelerin Mimarisi Şiir

Kelimelerin Mimarisi Şiir

featured
0
Paylaş

Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, modern dünyada şiirin azalan popülaritesini ve duyguların ifade ediliş biçimlerini eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, güncel müzik dilindeki kaba ifadeleri eleştirirken, şiirin dijital mecralar aracılığıyla varlığını sürdürme çabasına dikkat çeker. Kendi sanatsal duruşunu ve özgünlük arayışını bir tartışma üzerinden aktaran yazar, edebiyat dünyasındaki yüzeysel yaklaşımlara karşı çıkar. Metnin ana gövdesini oluşturan Şiiristan 2 seçkisinde; aşk, yalnızlık, varoluşsal sancılar ve özlem gibi temalar derin bir duygusallıkla işlenir. Bu dizeler, sevginin bir insanı nasıl dönüştürdüğünü ve hayatın içindeki manevi boşlukların ancak içten gelen bir üretimle dolabileceğini vurgular. Sonuç olarak kaynak, sanatçının kişisel duygu dünyasını ve şiire yüklediği mimari anlamı yansıtan edebi bir derleme niteliği taşır.

 

Günümüzde en az okunan kitaplar şiir kitaplarıdır. Duyguların en saf haliyle ifade edildiği şiir; günümüzde “Yahu romantizm öleli bir asır oldu,” diyenlere inat, kıvılcımlar halinde devam ediyor. Bu yazı, duygusal şarkılarıyla tanıdığımız Hakan Altun‘un son şarkısıyla ilgili. Burada Hakan Altun, eski sevgilisini “yola getirmekten” söz ediyor. Ne kadar itici bir tanım! “Gel, boşluğunu dünyalar dolduramaz” gibi sayısız sözcük varken; “yola getirmek”, hele ki giden bir sevgili için ne kadar itici bir sözcük.

Şiir kitaplarının basılmasının belki de ticari yönden pek kazancı olmadığı için birçok kişi sosyal mecralardan okurlarına ulaşabiliyor.

Ben de bu yazıyı fırsat bilerek Şiiristan 2‘yi sizlerle paylaşıyorum. Önce yazdıklarımın özgün olmadığını, örneğin Attila İlhan tarzında yazmamı önerdi edebiyatçı olduğunu söyleyen bir hanımefendi. Ben de Giderken Beni Götürüp Kendini Bırakmışsın şiir kitabıma önsöz yazan Mimar-Ressam-Şair Prof. İlhan Enveroğlu’nun görüşlerini yazınca; kendince bir yorum yapıp, “Siz bayağı ZİRVE yapmışsınız,” yanıtını vermişti. Benim yanıtım ise şuydu: “Evet, sizin gibi ZIRVAların olduğu bir yerde benim zirve yapmam normaldir.” Hanım edebiyatçı bu yanıtı hazmetmek için kaç koli soda içti bilmiyorum.

İşte Şiiristan 2 için seçtiklerimden örnekler:

Seni senle çarpsam bir edersin

Seni benle çarpsam bin edersin.

Bu ne açgözlülük, bu ne hırs!

Sanma bu alemin sonu yok

Bir bak mezarlıklara

Hiçbirinin donu yok

Aç kapıyı

Sen geldin.

Yağmur bulutları gibi

Tepemde gez dur

Yoksa bu yangın nasıl soğur?

Sana şiirler yazdım

Her kelimesi sen

Gülüp geçtiler

Şiirin sen olduğunu bilmeden.

Yıldırımlar, depremler dindi şimdi

Denizlere sığmaz gönlüm

Bir kadehe girdi şimdi.

Senden bir “sen” yaptım ki

İçinde sen yoksun.

Bir çember ki yolum

Kaçtıkça yakalanıyorum.

Girince derin kuyulara

Elsiz, ayaksız

Gözsüz, kulaksız

Sen girersin penceremden

Çeker çıkartırsın renklere, şekillere

Gözümü göz yaparsın, elimi el

Kirpiklerinden öpen sessiz güzel

Soldan sağa sen

Yukarıdan aşağıya sen

Bir bilmece gibisin; çöz çözebilirsen

Çok korkaktım, hiç kopya çekemedim

Bir de ölürüm diye

Senden vazgeçemedim

Seviyorum kendini

Sevdiğim için seni.

Sen ve bensiz

Kuru bir çöl değil mi deniz?

Artık yalnız değilim

Ardından dökebileceğim

Nice gözyaşlarım ve sır gibi sakladığım

Acılarım var.

Bu zamanda kimseye güven olmuyor

Aynalar bile kalleş, sır tutmuyor.

Üstüme üstüme gelmeyin

Kocaman kocaman yıllar

İçimde hâlâ

Küçücük bir çocuk var.

Ne çok “keşkeler” biriktirmişim

Ne çok susmalar

Yazsam tüm şairler susar.

Bazen bu kenti seyre dalarım

Bir sen mi eksiksin

Bir ben mi fazlayım?

Sokun cebinize dünyaları, sokun!

Bir şey istemeyeceğim

Bir nefes almıştım ödünç

Geri vereceğim

Sen şiir olmasaydın

Ben şair olmazdım

Sana bakıyorum

Seni yazıyorum.

Bir taneme…

Her gidişinde bir parçam da giderdi seninle

Sen gelsen bile o orada kalır, gelmezdi

Ve sen, nasıl gidip dönmediğini bilmezsin

Oysa ellerimi tutsan, sensiz ölü gibi buz kestiğimi bilirdin

Her gidişinde günler kısalır, geceler uzardı

Mevsimler bile baharı unutur, bir türlü gelmezdi

O en çok sevdiğimiz begonviller bile açmazdı

Oysa nefesin gül koksa da sarı saçlarına en çok onlar yakışırdı

Neymiş; duvarlara şiirler yazıp resimler çizermişim

Ben de bilirdim çizdiklerimin sana benzemediğini

Resmin değil, dünyada kim benzerdi zaten sana?

Sen bir taneydin

Bir tanemdin.

Ben her nefes alışımda seni hatırlarım

Sen de son nefes verişinde beni hatırla

Ödeşelim.

Nice cehennemlerimden sana

Bir cennet çıkardım

Unutma.

Çize çize ezberledim seni

Şimdi sensiz de çiziyorum resmini

Sarı saçlarını, bak gözlerini

Hani bir de konuşsan diyorum.

Kimsesizler mezarlığı var

Sevgisizler mezarlığı yok.

Sanma kalp dediğin bir avuç ettir

Onu kalp yapan sevgidir, merhamettir.

Öyle güzel bakıyordun ki

Yanmalara doyamadım.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!