Müyesser Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bora Kaplan Davası: Dosyaya Konup 15 Dakika Sonra Kaldırılan Evrak Ne?

Bora Kaplan Davası: Dosyaya Konup 15 Dakika Sonra Kaldırılan Evrak Ne?

featured
0
Paylaş

Bu köşe yazısı, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası kapsamında görülen duruşmada yaşanan kritik gelişmeleri ve tarafların iddialarını özetlemektedir. Mahkeme sürecinde, gizli tanık Serdar Sertçelik’in emniyet mensupları tarafından siyasi isimlere kumpas kurulması için yönlendirildiği ve ifadelerinin baskı altında alındığı öne sürülmektedir. Duruşmada öne çıkan buluntu telefon tartışmaları, bazı sanıkların polislerin “üst akıl” tarafından yönetildiği iddiaları ve dosyadan hızla kaldırılan gizemli evraklar yargılamanın seyrini etkilemektedir. Sanık avukatları soruşturmanın taraflı yürütüldüğünü savunurken, Bora Kaplan dijital delillere erişim sağlanmadan savunma yapamayacağını dile getirmektedir. Kaynak, davanın hukukî boyutunun yanı sıra emniyet içindeki çekişmeleri ve siyasi figürlerin bu dosyaya dahil edilme çabalarını ele almaktadır. Toplamda bu kaynak, Türkiye’nin gündemindeki bu karmaşık davanın son celsesinde yaşanan gerginlikleri ve savunma stratejilerini yansıtmaktadır.

 

İstinaf’ın bozma kararından sonra yeniden görülmesine başlanan Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasına devam edildi.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü celsesi başlamadan yine aynı davada sanık/müşteki olan polislerin yakınları ile Bora Kaplan’ın ailesi arasında gerginlik yaşandı.

Tutuklu sanıkların tartışmayı izlemek için ayağa kalkıp bakması üzerine eski KOM Şube Müdürü Şevket Demircan’ın “Önüne bak” dediği duyuldu.

Heyet yerini aldıktan sonra söz isteyen Bora Kaplan, yaşanan tartışmayı anlatırken, “Arkaya baktığımda orada oturan takım elbiseli, kafasını gözünü sallıyor. Sonra bir şey oluyor, biz yaptık oluyor.” dedi.

Bora Kaplan’ın avukatlarından Umut Köroğlu da sanık yakınları içeri alınmazken bu kişilerin nasıl girdiğini sordu.

Mahkeme Başkanı, “Kapımız açık, yer bulan gelir. Takibini de yapmıyoruz” karşılığını verip sanıklar ve izleyicilere, “Sataşma, itham istemiyorum.” uyarısında bulundu.

 

SERTÇELİK’İN ÇAPRAZ SORGUSU

Duruşma M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’in savunması ve çapraz sorgusuyla devam etti.

Mahkeme Başkanı, Sertçelik’e “Bora Kaplan’la ne zaman tanıştın? KKTC’deyken polislerle görüşmelerini kayda aldın mı? Operasyonu basından gördüğün halde seni Türkiye’ye gelmen için zorlayan bir durum var mıydı? Baskı ve işkence gördüğünü avukatlarına, savcıya söyledin mi? Medyadan neden Erk Acarer’le iletişime geçtin? Cevheri Güven’le iletişim kurdun mu?” gibi sorular yöneltti.

Sertçelik, Cevheri Güven sorusuna, “Ankara’da vurulduktan sonra bununla ilgili paylaşımlar yapınca, ‘Böyle bir şey yok’ diye mesaj atıp küfrettim.” karşılığını verdi.

BULUNTU TELEFON TARTIŞMASI

Mahkeme Başkanı, buluntu telefondaki mesajlardan birini sorunca Sertçelik’in avukatları, bu iddianameye ilişkin savunmasını yapmadığını hatırlattı.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, dosyayı ilk kendilerinin aldığını söyledi. Avukatlar ise 24 Mart’ta dosyayı alamadıklarına dair dilekçe verdiklerini kaydetti.

Araya giren Serdar Sertçelik de şunları anlattı: “Bu iddianameye karşı delillerimi hazırlıyorum. Bir örnek vereyim, tabii bu delili de karartmak için Macaristan’a gidip değiştirmezlerse. Ben 27 Ekim 2025’te bir kez daha tutuklandım. Bir hücrede kaldım. Avukatla görüşmeye bile çıplak arama ve kelepçeyle götürüldüm. Kimse orada olduğumu bilmiyordu. Dosyadaki Instagram hesapları, mailler benim bu cezaevindeki döneme ait. Savcı Mustafa Kaya, Macaristan makamlarına, önceki 8 aylık cezaevi dönemim için ‘İnternet bağlantısı var mıydı?’ diye sormuş. Evet, o zaman internete erişim vardı; ama telefona erişimim yoktu. Zaten dosyada bu döneme ait mesaj yok. İşte bunların hazırlığını yapıyorum.”

Ancak Mahkeme Başkanı yine buluntu telefon iddianamesinde yer alan bir yazışmayı sordu. Sertçelik’in avukatları yine müdahale edince de, “Müdahale etmeyin. İster cevap verir, ister vermez.” dedi.

Avukatlar, Sertçelik’in bu dosyanın tüm konularını bilmediğine dikkat çekince, Mahkeme Başkanı, Sertçelik’e bu dosyayla ilgili savunmasını ne zaman yapacağını sordu.

Sertçelik, “Bir dahaki duruşmada.” dedi.

 

SADECE KEREM GÖKAY ÖNER’İN AVUKATLARININ SORULARINA

Sertçelik’in çapraz sorgusunun devamında Savcı, bu aşamada sorusu olmadığını söyledi; ancak ardından, eski KOM Müdürü Kerem Gökay Öner’in ifadesini nasıl bulduğunu sordu.

Sertçelik, bunun sosyal medyada paylaşıldığını, sonra hatırlamadığı birisinin gönderdiğini söyledi.

Bu arada Serdar Sertçelik, polisler ve avukatlarının sorularını cevaplandırmayacağını belirterek, “Murat Çelik’in bayan avukatı bana hakaret etti.” dedi.

Sertçelik, polislerin diğer avukatlarının sorularına cevap vermezken, eski KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner’in avukatı Suna Öztaşdönderen’e cevap verip Öner’i hiç görmediğini, kendisiyle konuşmadığını, adını da polislere operasyon yapılınca duyduğunu anlattı.

Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in avukatı Cengiz Varol ise, “Takdire şayan bir hazırlık yapmış, ama buğz edip bizim sorularımızı cevaplamamasına teessüf ediyorum” dedikten sonra Sertçelik’e, “Macaristan’daki ifadesinde de örgütün tehdidi altında olduğunu söylemiş. Acaba orada da mı dayak ve işkenceye maruz kalmış?” sorusunu yöneltti. Sertçelik, “Tüm bunları sonraki savunmamda söyleyeceğim.” demekle yetindi.

 

İLK HEDEFLERİ SOYLU AİLESİYDİ

Mahkeme Başkanı, sorguya, Şevket Demircan’la yaptıkları görüşmelere dair hem Sertçelik’in yayımladığı hem Demircan’ın dosyaya sunduğu kayıtları ayrı ayrı okuyup sorular sorarak devam etti.

Mahkeme Başkanı, “Şevket Demircan burada mı?” dedi. Demircan’ın ayağa kalkmasından sonra da kendilerinin sorgusunda bu kayıtları yeniden okumayacağını, bu nedenle iyi dinlemelerini söyledi.

Sertçelik de kayıtlardaki siyasi isimlerle ilgili bölüme dair soruları cevaplarken şöyle konuştu: “Yüksel Kocaman’la ne hesapları varsa, onunla ilgili bir şeyler uydurmamı istediler. Süleyman Soylu için ‘suç işleri bakanı’ diyor, kendi aralarında onunla ilgili haberleri paylaşıyorlardı. İlk hedefleri, amaçları Soylu ailesiydi. Ülkücü bıyığı bırakıyorlar, ama ‘MHP’li itler’ diye mesajları var.”

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı söz konusu mesajın kendisinde olup olmadığını sordu. Sertçelik, “Var, vereceğim” dedikten sonra şunları ekledi:

“Sanki ben fırından ekmek alacağım veya senaristim, dizi yazıyorum gibi ekstra bir şeyler çıkarmamı istediler. Sana ne Cumhur İttifakı’ndan, AKP’den.”

 

M7 İFADESİ BENİM DEĞİL

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünün başlangıcında Mahkeme Başkanı, Serdar Sertçelik’in buluntu telefonla ilgili savunma yapmadığını hatırlattıktan sonra, “Sanıkların tüm savunmaları tamamlandıktan sonra soruları yönelteceğiz. Çünkü dosyanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Bu şekilde değerlendirdik.” açıklamasını yaptı.

Ardından “Birkaç sorumuz daha var sana.” diyerek, Sertçelik’e M7 koduyla verdiği ifadesi için ne diyeceğini sordu.

Sertçelik, “Benim ifadelerim değil, zorla alındı.” dedi. Başkanın, “İmzalamadın mı?” sorusu üzerine de parmak bastırıldığını hatırlattı.

Kaplan: “Suç Örgütü Liderliğinden Deseler Alınmam”

Başkan, yarım olmakla birlikte Serdar Sertçelik’in savunmasının bu haliyle tamamlandığını belirtip Bora Kaplan’a savunma yapıp yapmayacağını sordu. Kaplan, buluntu telefon dosyası üzerinde çalışmak için süre talebinde bulunup kısa bir açıklama yapacağını söyleyince, Mahkeme Başkanını güldüren şu diyalog yaşandı:

Başkan: Uzatırsan keserim. Bora Kaplan: Alıştık zaten. Sizden önceki başkan da kesiyordu.

Bu diyaloğun ardından Bora Kaplan, dün polislerin FETÖ’den yargılandığını söylemesinin hakaret amaçlı olmadığını, yanlış anladıklarını belirterek, “Onlar da suç örgütü liderliğinden yargılandığımı söyleyebilir, alınmam.” dedi.

 

SALONU BOŞALTIR ÖYLE DEVAM EDERİM

Polislerin avukatları, Kaplan’ın bu ifadelerine tepki gösterince Mahkeme Başkanı, sanık konuşurken müdahale edilmemesi uyarısında bulundu;

Kaplan’a da, “Arkanı dönüp hararetli bir şeyler söyleyince tartışma yaşandı. Bu konuya girme. Savunma yapacak mısın? Bu haliyle, bu havayla devam ederse ben de salonu boşaltır, kalanlarla devam ederim. dedi.

Bora Kaplan, dosyanın tümü ve dijitaller verilmeden savunmaya hazırlanamayacağını tekrarlayıp, “‘Vermiyoruz, cezayı verip gideceğiz’ derseniz eyvallah. Delil bizden gizlenirse tek taraflı katliam olur. diye konuşunca, Mahkeme Başkanı, “Yargılamada var mı bir sorun?” dedi. Kaplan, “Daha dün bir, bugün iki” karşılığını verdi.

 

ÜST AKIL POLİSLER DEĞİL

Buluntu telefon soruşturmasında tutuklanan emekli polis Önder Polat, davanın sanık ve müştekisi olan eski amirlerini suçlarken, buluntu telefondaki yazışmaların gerçek olmadığını öne sürdü ve şu iddialarda bulundu: “Telefon poşetinde parmak izi bulunan M. Ö. bu kurgunun üst aklıdır. Ne Murat Çelik ne Şevket Demircan; tüm sistemi kuran o.”

Mahkeme Başkanı ve avukatların, bu iddiasına ilişkin soruları üzerine de Polat şunları söyledi: “Benim 8 yıldır, Murat Çelik’in 22 yıldır tanıdığı, yakın dostlukları olan, iş takibi yapan biri. Teknik bilgisi yok, ama parası var ve yanında adli bilişim uzmanları çalışıyor. Siber güvenlikte uzmanlar, hackerlık da yapıyorlar.”

Önder Polat’ın avukatı Duran Göçer de soruşturma savcısını eleştirirken, buluntu telefonda parmak izi bulunan M. Ö.’nün tek bir ifadesinin alınmasının iddianamenin ne kadar yanlı olduğunu gösterdiğini söyledi ve buluntu telefonla gönderilen notun hangi bilgisayarda yazıldığını tespit etmek için TÜBİTAK’a gönderilmesini istedi.

Bora Kaplan’ın, kendisinin dişlerini söktüğünü iddia eden Erkan Doğan’ın arkadaşı Erhan Bakioğlu, Erkan Doğan’ın uyuşturucu bağımlısı olduğunu, dişlerinin de Samsun’dan beri olmadığını anlattı.

Erkan Doğan’ın Bora Kaplan ve Barış Kurt’tan para koparmak için kendisine video çektirdiğini belirten Bakioğlu, “5 aydır yatıyorum. Arkadaş kurbanıyım” dedi.

Erhan Bakioğlu; Başkan, savcı ve avukatların soruları üzerine, Erkan Doğan’ın dolandırıcı birisi olduğunu belirtip, “Söylediklerinin hiçbirine inanmayın. Samsun’da Violet Barış diye biri var. Ona da borcu vardı. Bora Kaplan davasından sonra ona borcunu öderken, ‘Yüklü dolarım var’ demiş.” diye konuştu.

Erhan Bakioğlu, sanıklardan kimleri tanıdığı sorusuna da, “Burada avukatım dışında kimseyi tanımıyorum.” karşılığını verdi.

 

SİLİNEN EVRAK NE?

Bakioğlu’nun avukatı Baran Tansu ise Erkan Doğan’ın akıl sağlığının tespiti için 32 rapor alınması talebinde bulunurken, soruşturma savcısına şu suçlamaları yöneltti: “Bu operasyon savcı-polis işbirliğiyle polisleri kurtarma amaçlı bir operasyondur. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir şey yaptı savcı, 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı gönderdi. Bu, avukatın yapacağı iş. Ayrıca dosyada bir evrak gördüm. İnanılmaz isimler vardı. Silineceğini düşünüp hemen indirdim. Gerçekten de 15 dakika sonra kaldırıldı.

Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı, bu evrakın ne olduğunu sordu ve şu diyalog yaşandı: Avukat: Başımı derde sokmak istemiyorum. Genç bir avukatım. Sonra içeriğini size sunarım. Başkan: Korkarsanız nasıl savunma yapabilirsiniz?

Avukat: Abi dediğimiz avukat arkadaşımız tutuklandıktan sonra her şey olur.

Son olarak buluntu telefon soruşturmasında 4 ay tutuklu kalan, Bora Kaplan’ın avukatı Tarık Teoman’ın savunması alındı. İddia olunan yazışmalarda adının geçmesi dışında bir şey olmadığını belirten Av. Teoman, avukatın müvekkilini ziyaretinin suçlama konusu yapılmasının tüm avukatlar için tehdit olduğunu vurguladı.

Teoman’ın savunmasından sonra, Serdar Sertçelik’in buluntu telefonla ilgili savunması alınmak üzere, duruşma Perşembe’ye ertelendi.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!