Prof. Dr. Fuat Gürdoğan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Umut Hakkı Değil, Önce Çiftçinin Hakkı

Umut Hakkı Değil, Önce Çiftçinin Hakkı

featured
0
Paylaş

Prof. Dr. Fuat Gürdoğan tarafından kaleme alınan bu metin, terörün tarım ve hayvancılık üzerindeki yıkıcı etkilerini ele alarak devletin önceliği kime vermesi gerektiğini sorgulamaktadır. Yazar, güvenlik sorunları nedeniyle boşaltılan köylerin ve kullanılamayan meraların et fiyatlarındaki artışa ve ithalata bağımlılığa doğrudan sebep olduğunu savunmaktadır. Terörden zarar gören çiftçilerin ekonomik kayıpları giderilmeden, bu düzeni bozanlara istihdam veya sosyal haklar sağlanmasının adalet duygusunu zedeleyeceği vurgulanmaktadır. Metinde, gerçek toplumsal toparlanmanın ancak mağdur üreticinin haklarının teslim edilmesi ve meraların yeniden üretime kazandırılmasıyla mümkün olacağı ifade edilmektedir. Sonuç olarak, yerel üretimi canlandırmanın sadece ekonomik bir gereklilik değil, aynı zamanda bir milli güvenlik ve vicdan meselesi olduğu aktarılmaktadır.

 

Bazı yaralar illaki kurşunla açılmaz.

Ekilemeyen toprak, çiftçi için zaten kanayan bir yaradır.

Doğu ve Güneydoğu’da yıllarca boş kalan meraları düşünün.

Köyüne dönemeyen üreticimizi.

Sürüsünü dağa çıkaramayan çobanımızı.

Akşam ezanında ağıla girmesi gereken koyunların artık olmadığını.

Terör yalnızca can almadı.

Çiftçinin cebinden çaldı.

Bereketi bitirdi.

Toprağın huzurunu kaçırdı.

 

Eğer doğruysa, şimdi bir de şunu konuşuyoruz:

Teröristlere iş imkânı açılması.

Devlet elbette sosyal devlettir.

Ama önce kimin yarasını saracak?

Yıllarca terör nedeniyle hayvancılık yapamayan çiftçinin mi, yoksa o düzeni bozanların mı?

İçimiz sızlarken bu soruyu görmezden gelemeyiz.

 

Mera kullanılmadığında sadece ot büyümez.

Yoksulluk büyür.

Göç büyür.

Şehirlerin varoşlarında tutunmaya çalışan kırgın ve yoksul hayatlar büyür.

Hakkâri’nin yüksek yaylalarını hatırlayın.

Şırnak’ın Bestler-Dereler hattını.

Tunceli’nin Munzur eteklerini.

Siirt’in Pervari kırsalını.

Bitlis’in yaylalarını.

Muş Ovası’nı.

Bu coğrafyalar küçükbaş hayvancılığın bel kemiğiydi.

Türkiye’nin koyun varlığının önemli kısmı bu hat üzerinde şekillenirdi.

Yıllarca operasyon bölgeleri oldu.

Yıllarca güvenlik riski nedeniyle yaylaya çıkılamadı.

Yıllarca mera ıslahı yapılamadı.

 

Bir köy boşaldığında sadece evler terk edilmez.

Ahırlar da terk edilir.

Süt üretimi düşer.

Et fiyatı artar.

Sonunda İstanbul’daki, Ankara’daki sofraya kadar uzanır mesele.

Bugün kırmızı et fiyatlarını ve ithalatı konuşuyorsak, aslında konuşulan boş kalan meralardır.

 

Tarım ve hayvancılık için güvenlik gerekiyordu.

Silah gölgesinde üretim olmuyordu.

Mayın korkusuyla mera otlatılmıyordu.

“Ya başıma bir şey gelirse” endişesiyle kimse yatırım yapmadı.

 

Ve şimdi…

Teröristlere iş kapısı açmaktan söz ediliyor.

Devlet önce terörden dolayı üretim yapamaz hâle gelmiş çiftçimizin borcunu silsin.

Önce sürüsünü kaybetmiş üreticimize faizsiz destek versin.

Önce köyüne dönememiş ailelere güvenli, kalıcı altyapı kursun.

Önce o meraları yeniden canlandırsın.

Yara alan üreticinin yarası sarılmadan, o yarayı açanlara istihdam konuşulmaz.

Bu öncelikle adalet duygusunu zedeler.

 

Çünkü o üretici umut hakkını yıllar önce kaybetti.

Sürüsünü kaybetti.

Toprağını kaybetti.

Gençliğini kaybetti.

Terörle mücadelede çiftçimiz toprakla yara aldı.

 

Çiftçimizi desteklemek milli güvenliğimizin gereğidir.

Tarım politikasıdır.

Hayvancılık politikasıdır.

Gıda güvenliği meselesidir.

Bir ülke kendi merasını kullanamıyorsa, ithalata mahkûm olur.

Nitekim öyle de oldu.

İthal et geldiğinde çiftçimiz bir kez daha kaybetti.

Kısır döngü böyle başladı.

 

Bu yüzden mesele duygusal değil.

İktisadi.

Toplumsal.

Vicdani.

Hukuk devleti elbette esastır.

Ama hukuk, mağdurun hakkını da görmezden gelemez.

 

Yıllarca boş kalan her mera aslında sessiz bir şahittir.

O şahit bize şunu söyler:

Önce çiftçinin hakkı teslim edilmeden adalet yerini bulmaz.

Hakkı verilmeyen üretici ayağa kalkamaz.

Üretici ayağa kalkmadan da bu toprak gerçek anlamda toparlanamaz.

Evet, şahit olan o toprağın dili yok.

Ama asla unutmayan bir hafızası var.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!